bahsediyor ile cümle

bahsediyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Ava başlangıç olarak şaraptan ve kadınlardan bahsediyor."、完全に文明化" あなたが言うのですか?
Ayda yaklaşık% 0.5 bahsediyoruz.Mluvíte o zhruba 0,5 % měsíčně.
Ayda yaklaşık% 0.5 bahsediyoruz.Parli di uno 0,5% al mese.
Ayda yaklaşık% 0.5 bahsediyoruz.今通常時、次のように、あなたの住宅ローン融資を取得します。
Aynı metni, hem bilinen hem de bilinmeyen yazıyla içeren tarihi eserden bahsediyorum.Ich meine ein antikes Artefakt, das ein und denselben Text in bekannter und unbekannter Form enthält.
Aynı metni, hem bilinen hem de bilinmeyen yazıyla içeren tarihi eserden bahsediyorum.Jag menar ett forntida föremål som innehåller samma text både en känd text och en okänd text.
Aynı metni, hem bilinen hem de bilinmeyen yazıyla içeren tarihi eserden bahsediyorum.Jeg tænker på en historisk genstand, som indeholder samme tekst på både et kendt og et ukendt sprog.
Aynı metni, hem bilinen hem de bilinmeyen yazıyla içeren tarihi eserden bahsediyorum.Je parle de l'objet ancien qui contient dans le même texte À la fois un texte connu et un texte inconnu.
Aynı metni, hem bilinen hem de bilinmeyen yazıyla içeren tarihi eserden bahsediyorum.이미 알려진 언어와 모르는 말로 위아래로 적혀있는 고대 이집트의 비석을 말합니다.
Aynı metni, hem bilinen hem de bilinmeyen yazıyla içeren tarihi eserden bahsediyorum.Myslím tím starověký artefakt, který by obsahoval stejný text napsaný jak známým, tak neznámým písmem.
Aynı metni, hem bilinen hem de bilinmeyen yazıyla içeren tarihi eserden bahsediyorum.המכיל באותו טקסט הן טקסט מוכר והן טקסט לא מוכר.
Aynı metni, hem bilinen hem de bilinmeyen yazıyla içeren tarihi eserden bahsediyorum.التي تحتوي على نفس النص النص المعروف - المفكوك شيفرته - والنص غير المعروف.
Aynı metni, hem bilinen hem de bilinmeyen yazıyla içeren tarihi eserden bahsediyorum.既知と未知の文字で 記されているものです インダス文字には それに相当する遺物が存在しません
Aynı şeyden bahsediyorlar. 100 santilitre başına bir litre.Ugyanazt a jelenséget írják le! ... azt, hogy 1 literenként 100 centiliter található.
Aynı şeyden bahsediyorlar.De siger det samme.
Aynı şeyden bahsediyorlar.Eles estão mesmo dizendo exatamente a mesma coisa.
Aynı şeyden bahsediyorlar.이 둘은 똑같은 말이죠
Aynı şeyden bahsediyorlar.Merk op dat dit en dit omgekeerde beweringen zijn.
Aynı şeyden bahsediyorlar.Říkají přesně tutéž věc.
Aynı şeyden bahsediyorlar.Но те казват едно и също нещо.
Aynı şeyden bahsediyorlar.ان مضمونهما هو نفسه
Aynı zamanda, embriyonun dışarısındaki dış dünyadan bahsediyorum.También me refiero al ambiente afuera del embrión en desarrollo.
Aynı zamanda, embriyonun dışarısındaki dış dünyadan bahsediyorum.母親の食べた物や 妊娠中に摂ったビタミン類
Aynı zamanda, etkileşimin başyapıtı olduklarını düşündüğüm MetroCard otomat makinalarından da bahsediyorum.De ide értem a metrókártya-automatát is, amit az interakció remekművének tartok.
Aynı zamanda, etkileşimin başyapıtı olduklarını düşündüğüm MetroCard otomat makinalarından da bahsediyorum.Falo também das máquinas de vendas MetroCard, que considero uma obra-prima de interação.
Aynı zamanda, etkileşimin başyapıtı olduklarını düşündüğüm MetroCard otomat makinalarından da bahsediyorum.Ich rede auch über den MetroCard-Automaten, den ich als Meisterwerk der Interaktion ansehe.
Aynı zamanda, etkileşimin başyapıtı olduklarını düşündüğüm MetroCard otomat makinalarından da bahsediyorum.Ik heb het ook over de metrokaartenautomaat, die ik een meesterwerk vind qua communicatie.
Aynı zamanda, etkileşimin başyapıtı olduklarını düşündüğüm MetroCard otomat makinalarından da bahsediyorum.Mais je parle aussi de la machine de vente MetroCard que je considère comme un chef d"œuvre de l'interaction.
Aynı zamanda, etkileşimin başyapıtı olduklarını düşündüğüm MetroCard otomat makinalarından da bahsediyorum.Parlo anche del distributore automatico MetroCard, che io considero un capolavoro di interazione.
Aynı zamanda, etkileşimin başyapıtı olduklarını düşündüğüm MetroCard otomat makinalarından da bahsediyorum.También hablo de la máquina expendedora de MetroCard, que considero una obra maestra de la interacción.
Aynı zamanda, etkileşimin başyapıtı olduklarını düşündüğüm MetroCard otomat makinalarından da bahsediyorum.Tôi cũng nói về máy bán hàng MetroCard cái mà tôi cho rằng là một tuyệt tác của sự tương tác
Aynı zamanda, etkileşimin başyapıtı olduklarını düşündüğüm MetroCard otomat makinalarından da bahsediyorum.Μιλώ επίσης για το μηχάνημα αυτόματης πώλησης MetroCard το οποίο θεωρώ ένα αριστούργημα αλληλεπίδρασης.
Aynı zamanda, etkileşimin başyapıtı olduklarını düşündüğüm MetroCard otomat makinalarından da bahsediyorum.Я также говорю об автоматах MetroCard, которые, на мой взгляд, являются шедевром взаимодействия.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz.Acum, vorbim de o zonă divizată.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz.Ahora, hablando de un lugar dividido.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz.Falem-me de um lugar dividido.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz.Giờ nói về một đất nước bị chia cắt.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz.Hovorme o rozdelenom mieste.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz.Maintenant, vous parlez d'un endroit divisé.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz.Nos, ha láttak megosztott helyet, ez az.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz.Ora, parlando di un luogo diviso.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz.Over verdeeldheid gesproken.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz.Povídejte mi o rozdělení.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz.Sekarang, berbicara mengenai tempat yang terbagi.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz.Snacka om en delad plats!
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz. Ülke ikiye bölünmüş.Auch dieses Land war in zwei Hälften geteilt.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz. Ülke ikiye bölünmüş.이곳은 분열된 곳입니다. 이 나라는 둘로 갈라져 있습니다.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz. Ülke ikiye bölünmüş.Porozmawiajmy teraz o tym podzielonym miejscu.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz. Ülke ikiye bölünmüş.אם כבר מדברים על מקום מחולק. המדינה הזאת הייתה חצויה לשניים.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz. Ülke ikiye bölünmüş.الآن، ياله من مكان منقسم. لقد إنقسمت الدولة إلى نصفين.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz. Ülke ikiye bölünmüş.北に反乱軍がいて
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz.Μιλάμε τώρα για ένα διχασμένο τόπο.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz.До речі про поділену державу.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz.К слову о разделенном государстве.
Ayrılmış bir ülkeden bahsediyoruz.Сега, говорейки за разединено място.
Az önce sanal bulunma'dan bahsediyorduk, bu, harika bir örnek.Chúng ta đã từng nói về giao tiếp thời gian thực, và đây thực sự là một ví dụ tuyệt vời.
Az önce sanal bulunma'dan bahsediyorduk, bu, harika bir örnek.Hablábamos antes de telepresencia y este es un ejemplo de verdad fantástico.
Az önce sanal bulunma'dan bahsediyorduk, bu, harika bir örnek.Há bocado falou-se de telepresença, e este é um exemplo espetacular.
Az önce sanal bulunma'dan bahsediyorduk, bu, harika bir örnek.Igazán menő megoldás videókonferenciák lebonyolítására.
Az önce sanal bulunma'dan bahsediyorduk, bu, harika bir örnek.Înainte am vorbit de teleprezență, iar acesta e un bun exemplu.

İlgili Sayfalar