Hep eski günlerinden bahseder.她們常訴說自己的往事。
3. konu Tanrı'nın halkı için umuttan bahseder.第三項信條是關乎神的救贖。
Zuko'dan oğlumuz diye bahseder, Ozai bunları öğrenir.我一直以为它是关于我和洋子的,但他说它不是。
Şarkıda Tupac çocuklardan, özellikle Siyahi kadınlardan ve onların çektiği zorluklardan bahseder.文中,杜波依斯颂扬女性、特别是黑人女性的尊严与价值。
F-16'nın resmi adı Savaşan Şahin olmasına rağmen, pilotlar ondan Viper diye bahsederler.F-16의 공식적인 명칭은 '파이팅 팰컨'이지만, 조종사들에게는 '바이퍼'로 알려졌다.
M.Ö. 721–715 – Sargon II Urartu ülkesinin yakınlarında Gamirr adlı bir toplumdan bahseder.기원전 721년 ~ 기원전 715년 – 사르곤 2세가 우라르투 근처의 가미르를 언급하였다.
Hep Japonya'dan bahseder.일반적인 일본도를 말한다.
Bazı kaynaklar ondan "Rönesans Adamı" olarak bahseder.그것을 위하여 어떤 사람들은 그를 "Mr Tiger"로 알고 있다.
Eminim beni ondan bahsederken milyonlarca kez duydu," dedi.아마 1,000곡 이상을 들었다고 생각했다.」고 말했다.
Kasım 2004'te, Nature'da yayınlanan bir makale Güneş'e çok benzeyen bir G2 tipi yıldızın keşfinden bahseder.באוקטובר 2004, מכתב שפורסם בכתב העת המדעי "Nature" דיווח על גילוי כוכב מסיווג ספקטרלי G2, הדומה לשמש.
Bennett Şah ile ilk karşılaşmasından Tanık (1974) adlı otobiyografisinde bahseder: Başlangıçta ihtiyatlıydım.בנט כתב על הפגישה הראשונה שלו עם שאה באוטוביוגרפיה שלו מתן עדות (1974): בהתחלה נזהרתי.
Üç hafta sonra, Katie onları ziyaret eder ve evlerinde tuhaf şeylerin meydana geldiğinden bahseder.שלושה שבועות לאחר מכן, קייטי מבקרת בביתם של דניאל וקריסטי, ומספרת להם שדברים מוזרים החלו לקרות בבית שלה.
F-16'nın resmi adı Savaşan Şahin olmasına rağmen, pilotlar ondan Viper diye bahsederler.אף ששמו הרשמי של ה־F-16 הוא "פייטינג פלקון", הוא ידוע בקרב הטייסים האמריקאיים בכינוי "וייפר" (צפע).
Güzelliklerden bahsederken Gence şehrinden de özellikle bahsetmiştir.המסר שלו דיבר בתחילה בעיקר לצעירים היפים.
Bölgeden geçen Strabon, kentin terk edildiğinden bahseder.סטראבון מעיד כי בימיו עוד הייתה העיר נטושה.
Sıklıkla konudan bahsederken sıkıntılı oldukları göze çarpar.לעיתים קרובות לא נראה קשוב כאשר פונים אליו בדברים.
Direktör, sözünü sakınmayan, genç ve yeni birilerine ihtiyaç duyulduğundan bahseder.מנסה לטעון כל הזמן שהוא אינו זקן והוא צעיר במיוחד.
Nietzsche köle ve efendi ahlakı olarak iki ahlaktan bahseder.ניטשה טען כי ישנם שני סוגים בסיסיים של מוסר: מוסר אדונים ומוסר עבדים.
Giles da Gözetmenler Konseyi'ne ortalıkta dolaşan binlerce avcı olduğu konusundan bahseder.Джайлс се опитва да пригоди Съвета на Наблюдателите към новата реалност с хиляди Убийци.
Ona eski Kelt adetlerinden bahseder.Тя ме обучи на всички тези старовремски неща.
O, kendi müzik tarzından şöyle bahseder: "Ben asla progressive rock türünde söz yazmaya karar vermedim.Салим казва за стила си на музициране: "Никога не съм вземал решение да композирам в прогресивен жанр...
Yahudi tarihçi Josephus Antiquitiesde Saba Kraliçesi'nin öğrenmeye olan tutkusundan bahseder.Еврейският историк Йосиф Флавий подчертава любовта на Савската царица към учението.
Hep Japonya'dan bahseder.Историята разказва за Древната Япония.
Ovidius, diğer Romalı şairlere göre kendi hayatından daha çok bahseder.Овидий пише повече за собствения си живот от повечето древноримски писатели.
Ona ikisini sonsuza kadar bağlayacak bir mühürden bahseder.Те образуват двойки, които се запазват доживот.
Ovidius, diğer Romalı şairlere göre kendi hayatından daha çok bahseder.Ovidije, za razliku od ostalih rimskih pjesnika, u svojim djelima govori više o svome životu.
"Forever & Always" sözsel olarak kalp kırıklığından ve ayrılmadan bahseder.Kasnije, napisala je pjesmu "Forever & Always" o njihovom prekidu.
Jack ve Kate sahile dönerler ve oradakilere mağaralara taşınma fikrinden bahsederler.Jack i Kate vraćaju se na plažu i Jack počne nagovarati ostatak preživjelih da se s plaže presele u pećine.
Daha sonraki satırlarda ise kendisinden bahsederek Göktürk tarihi hakkında önemli bilgiler vermektedir.Kr. njihovi ostatci daju nam dragocjene informacije o tadašnjem životu.
Ona eski Kelt adetlerinden bahseder.Spomenut je u drevnim pojanjima.
Her ikisi de aynı şeyden bahsederse birbirlerinin aksini değil, aynı şeyleri söylemiş olurlar.Oni istina nisu ni htjeli razgovarati o svom razlazu, kao ni jedan o drugom.
Ona efsanelerden bahseder.Više se o njoj znade kroz legende.
Sıklıkla konudan bahsederken sıkıntılı oldukları göze çarpar.Ona se primjenjuje često u vezi punjenja protivnika.
Kendisini hep över ve yeteneklerinden bahseder.Vždy dokázala presadiť seba a svoje názory.
Diğer ikisi ise oyunu engelleyen tekrarlardan bahsederek oyunu kınadılar.Obaja hráči majú o tom incidente zakázané hovoriť.
Ona ikisini sonsuza kadar bağlayacak bir mühürden bahseder.Zámok lásky má pri uzamknutí pár zamilovaných navždy spojiť.
Ona efsanelerden bahseder.Toľko vraví legenda.
Seri basitçe bir kehanetten bahseder.A nakoniec, pomerne veľkú časť knihy zaberajú proroctvá.
Bütün bunlardan bahsederken çocuksu bir hikâye tarzını elden bırakmamaktadır.No mladý doktor zastaví celý ten nezmyselný proces.
Arkadaşı Dedekind'e bu sonuçtan bahsederken "Je le vois, mais je ne le crois pas!"V pismu Dedekindu je to tolmačil z besedami: »Vidim to, ampak tega ne morem verjeti«.
Hep Japonya'dan bahseder.Zgodovino Pisati na Japonskem.
Birleşik Krallık basını ondan bahsederken "İngiliz Schindler" lakabını kullanmaktadır.Britanski tisk ga je poimenoval »britanski Schindler«.
Halife Memun'un büyük paralar harcayarak çevirilerini yaptırdığı Yunanların eserlerinden bahseder.Mesapi so po grškem zgledu kovali svoj denar.
Konu olarak iş hayatından bahseder.V delu opisuje svojo življenjsko pot.
George "etkili" rüyalarının gerçeği değiştirebildiğinden bahseder.Džeimsas kalba apie „tikrą“ pasirinkimą.
Tolkien bazı notlarında, Morgoth'tan sonra orkların bazı krallıklar kurduğundan bahseder.Kituose šaltiniuose Tolkinas rašo, jog Morgotas Orkus sukūrė iš netrukus po Elfų pabudusių žmonių.
Birleşik Krallık basını ondan bahsederken "İngiliz Schindler" lakabını kullanmaktadır.Britų žiniasklaida praminė Wintoną „Britų Šindleriu”.
Kasım 2004'te, Nature'da yayınlanan bir makale Güneş'e çok benzeyen bir G2 tipi yıldızın keşfinden bahseder.Oktoobris 2004 ilmus ajakirjas Nature teade G2 tüüpi tähe avastamisest, mis sarnaneb meie oma Päikesega.
Microsoft MS-DOS ve Windows ortamları seri bağlantı noktalarından COM1, COM2, vb. isimlerle bahseder.Microsofti MS-DOS ja Windows viitavad jadaliidestele kui COM-portidele: COM1, COM2 jne.
Seri basitçe bir kehanetten bahseder.Rühm rõhutab prohvetlust.
Kazuya ondan gizemli bir kadındı, diye bahseder.Hera väitis, et mees, Zeus väitis, et naine.
Birleşik Krallık basını ondan bahsederken "İngiliz Schindler" lakabını kullanmaktadır.Suurbritannia ajakirjandus nimetas ta aastaid hiljem selle eest "Briti Schindleriks".
Aznar, Birleşmiş Milletler denetçileri raporundan bahseder.Savisaar kritiseeris linnaametnikku kommentaaride eest.
İnsanların hiçbir kötülüğü bilerek yapmadıklarından bahseder.Mõnikord öeldakse, et ükski inimene ei ole tervenisti halb.
Allah'ın 99 isminden bahseder.Jumala nimed 14.
1970'lerdeki özgün domates sosundan bahsedersek,1970년대 정통 토마토 소스에 대해 이야기한다면
1970'lerdeki özgün domates sosundan bahsedersek, İtalyan domates sosunu kastederiz.Când am vorbit despre sosul de roşii autentic din anii 70, am vorbit despre sosul de roşii italian.
1970'lerdeki özgün domates sosundan bahsedersek, İtalyan domates sosunu kastederiz.Cuando hablábamos de salsa de tomate auténtica en los 70s hablábamos de la salsa de tomate italiana.
1970'lerdeki özgün domates sosundan bahsedersek, İtalyan domates sosunu kastederiz.Kalau kita berbicara tentang saus tomat yang asli di tahun 1970-an, kita berbicara tentang saus tomat Itali.
1970'lerdeki özgün domates sosundan bahsedersek, İtalyan domates sosunu kastederiz.Když jsme mluvili o autentické rajčatové omáčce v 70. letech, mluvili jsme o italské rajčatové omáčce.