Ve kendisinin hep cool olmasından bahseder.Знаете, она всё ещё звучит свежо.
Hep eski günlerinden bahseder.Рассказы про старое время.
Kuran ayrıca Muhammed'in Yahudilerle barışçıl ilişkilerinden de bahseder.В Коране есть свидетельства дружественных отношений Мухаммеда с евреями.
54 subay ve 553 er olmak üzere toplam 607 kişiden bahseder.Всего прихожан около 515 мужчин и 603 женщин.
1646 yılı Şubat ayının kayıtları bu silahlı kuvvetlerden New modelled army olarak bahseder.В апреле и мае 1647 года кавалерийские полки Армии нового образца избрали своих представителей.
Dio Cassius ise, Forum ve Rostra üzerinde geceleri eğlence ve içki alemlerinin yapıldığından bahseder.Дион Кассий упоминает «пиры и пьянство на форуме и даже на рострах».
Kıyamet, cehennem, cennet, cehennem ve ibret alınması gereken nesnelerden bahseder.Из них стоит назвать: «По вопросу о свойствах ружейного огня» и «Ружейный огонь и его применение».
The Psychic Mafia, isimli kitabında Keene bir medyum olan ortağı "Raoul"'dan bahseder.Член секретной разведывательной службы в ООН, её кодовое имя «Master Raven».
Jack ve Kate sahile dönerler ve oradakilere mağaralara taşınma fikrinden bahsederler.Вернувшись на пляж, Джек предложил людям переселиться в пещеры.
6 günden bahsederken 24 saatlik günler değil, daha uzun süreler ifade edilmektedir.Я вообще считаю, что тут надо не полгода, а побольше давать.
Violettanın yıllar sonraki hayatından bahseder.Её Лайон отдала последующие годы своей жизни.
Birleşik Krallık basını ondan bahsederken "İngiliz Schindler" lakabını kullanmaktadır.Пресса Соединённого Королевства окрестила Уинтона «Британским Шиндлером».
Hep Japonya'dan bahseder.قصص من اليابان..
Vincent Babe'e kardeşi Holden'ın savaşta kaybolduğundan bahseder.يُعلن فينسنت بأن أخاه هولدن فقد في المعركة.
Mika, Babil Sürgünü sonrasındaki Yehuda/İsrail'in geleceğinden bahseder.ميخا يتناول مستقبل يهوذا/إسرائيل بعد المنفى البابلي.
Suetonius, yıllar sonra Nero'nun annesi ve Octavia hakkında kabuslar görmeye başladığından bahseder.وبعدها بسنوات بدأت سوتونيوس والدة نيرو برؤية كوابيس تتعلق بأوكتافيا.
Bunu - ölümden bahsederken - antik çağ filozofu Epikur da benzer tanımlamış."إنه من السهل أن تتحدث عن الموت بشكل نظري، كما تناقش ذلك الفلاسفة القدماء.
Bazı kaynaklar ondan "Rönesans Adamı" olarak bahseder.زعم البعض أن هذا "عودة" الرجل السحلية.
Elçilerin İşleri kitabının yaklaşık yarısı Pavlus’un hayatından bahseder.ما يقرب من نصف سفر أعمال الرسل يتناول حياة بولس وأعماله.
Jenner, dünya çapındaki tıp merkezlerin de benzer araştırmalar yapıyor olma olasılığından bahseder.Jenner teoriza que as instalações médicas em todo o mundo podem ter enfrentado problemas semelhantes.
Ovidius, diğer Romalı şairlere göre kendi hayatından daha çok bahseder.Ovídio fala mais sobre sua própria vida do que a maioria dos outros poetas romanos.
Daryl Beth'e Zach'in ölümünden bahseder.Daryl informa a Beth que Zach morreu.
Nero hakkında genellikle olumsuz bir bakış açısına sahip olsa da, Nero'nun doğuda sevildiğinden bahseder.Ainda que em geral fale mal de Nero, reconhece a sua popularidade no Leste.
Ona ikisini sonsuza kadar bağlayacak bir mühürden bahseder.Ela passa a contar uma história que vai ligar os dois para sempre.
Edge, filmde Mount Temple Ortaokulu’nu ziyaret eder ve U2 grubunun kuruluş aşamasından bahseder.No filme, ele visita a Mount Temple Comprehensive School e recorda a formação do U2 em sua infância.
Macbeth, karısına yolladığı bir mektupta, Cadıların kehanetlerinden bahseder.Macbeth escreve a sua esposa, Lady Macbeth, falando sobre as profecias das bruxas.
Tacitus Yıllıklar (3.41, 4.73, 13.53) adlı eserinde bu eyaletten bahseder.Tácito também a menciona como "província da Germânia Superior" em seus Anais (3.41, 4.73, 13.53).
Terim tam anlamıyla “bedenler üzerine kurulan iktidar”dan bahseder.Ele confia principalmente "naqueles que pensam com o corpo".
Yine aynı kaynaklar onun bazı politik aptallıklarından bahseder.Suas visões políticas são descritas por algumas fontes como de extrema-direita.
Hatta oğlunun da burada öldürüldüğünden bahseder.Ele também afirmou que seu filho foi cremado.
Kendinin ne kadar akıllı olduğundan bahseder. Roy — Yellow Guy'ın babasıdır.Este episódio apresenta o pai de Yellow Guy, Roy.
Bill, Terminatör ve Şey adlı filmlerden bahsederken; Doktor, Karlar Ülkesi filmine göndermede bulunmuştur.Bill menciona os filmes The Terminator e The Thing, enquanto o Doutor menciona Frozen.
Hep Japonya'dan bahseder.Pequena história do Japão.
Antakyalı John, Maximus'un önceki karısından, adını zikretmeden bahseder.João de Antioquia menciona uma esposa anterior de Máximo, mas não preservou seu nome.
Vakainüvisler, Herakleios'un saltanatının ortasında, Singidunum'da bir Romalı kumandandan bahseder.As crônicas mencionam um comandante de Singiduno no meio do reinado de Heráclio.
3. konu Tanrı'nın halkı için umuttan bahseder.O autor olha para o futuro do povo de Deus.
Jack ve Kate sahile dönerler ve oradakilere mağaralara taşınma fikrinden bahsederler.Jack e Kate vão até a Tempestade e no caminho os dois discutem sobre Kate ter ficado na vila.
Vincent Babe'e kardeşi Holden'ın savaşta kaybolduğundan bahseder.Vincent avisa que seu irmão, Holden, foi declarado desaparecido em missão.
3. konu Tanrı'nın halkı için umuttan bahseder.Hoofdstuk 3 spreekt over de hoop voor het volk van God.
Son sahnede Marge ve kocası Norm yataklarında televizyon izlerken doğacak çocuklarından bahsederler.In de laatste scène is te zien dat Marge en haar man Norm televisie kijken in bed.
Eser Sezar'ın suikastinden bahseder.Er wordt ook gerefereerd aan de moord op Caesar.
Arkadaşı Dedekind'e bu sonuçtan bahsederken "Je le vois, mais je ne le crois pas!"Over deze ontdekking schreef Cantor aan Dedekind de woorden: "Je le vois, mais je ne le crois pas!"
O, kendi müzik tarzından şöyle bahseder: "Ben asla progressive rock türünde söz yazmaya karar vermedim.Salim zegt over zijn muziekstijl: "Ik heb er nooit bewust voor gekozen om progressieve rock te maken.
Hep eski günlerinden bahseder.Gedenkt mij bij de tijden van weleer.
6. yüzyılda Jordanes, Scandza'da yaşayan Suehans ve Suetidi adında iki kabileden bahseder.In de 6e eeuw vermeldt Jordanes de Suehans en Suetidi als stammen die in Scandinavië leven.
Örneğin her iki kitap da, güneş tanrısı Re'nin yeraltı dünyasına yaptığı gece seyahatinden bahseder.Het boek vertelt over de reis van de zonnegod Ra door de onderwereld.
Evliliğin zorluluğundan bahseder.Verhalen over het huwelijk.
Hep Japonya'dan bahseder.Een geschiedenis van Japan.
Edim söz (Illocution): İfadelerin görev ve rollerinden bahseder."Hij schreef gewoon op wat ze zeiden, deden en beleefden.
Emperor's tomb başlığı Çin'in ilk İmparatoru Qin Shi Huang'den bahseder.Hij zou een schaduwkeizer geweest zijn die benoemd werd door de eerste keizer van China, Qin Shi Huang.
103; Telipinu kendisinden bahsederken "babamın tahtına oturdum" der.Als reactie gaf zij aan: Mijn vader zit hier op de tribune.
Bu noktada bebeklerin ilk yılda geçtiğini ifade ettiği iki konumdan bahseder.Op de baan won hij de twee onderdelen waar hij het jaar ervoor tweede was geworden.
Ve kendisinin hep cool olmasından bahseder.David wilde altijd cool zijn.
Hep eski günlerinden bahseder.Często opowiada o starych czasach.
11 Eylül Saldırılarından bahseder.Nie zapominajcie o 11 września, chłopaki.
Örneğin her iki kitap da, güneş tanrısı Re'nin yeraltı dünyasına yaptığı gece seyahatinden bahseder.Obie opisują nocną podróż boga słońca Ra przez świat podziemia.
Bennett Şah ile ilk karşılaşmasından Tanık (1974) adlı otobiyografisinde bahseder: Başlangıçta ihtiyatlıydım.Swoje pierwsze spotkanie z Shahem Bennett opisał w autobiografii Witness (1974): „Na początku byłem nieufny.
Hermocrates Socrates’I zorlamayı ister ve Critias’ın bunu yapmanın bedelini bildiğininden bahseder (20b).Hermokrates, chcąc spełnić prośbę Sokratesa, wspomina o tym, że Krycjasz zna taką opowieść (20b).
Birleşik Krallık basını ondan bahsederken "İngiliz Schindler" lakabını kullanmaktadır.Prasa w Wielkiej Brytanii określiła go mianem "brytyjskiego Schindlera".
O, kendi müzik tarzından şöyle bahseder: "Ben asla progressive rock türünde söz yazmaya karar vermedim.Salim mówi o swym stylu muzyki: "Nigdy nie podejmowałem decyzji, że będę komponować w gatunku progresywnym.