Ana içeriğe geç
Sözlük

bahseder ile cümle

bahseder kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sıklıkla herhangi bir şekilde hissedilmekten kaçınma anlamında gizlilikten bahsederiz.우리가 스텔스라는 말을 사용할때 우리는 주로 그 물체를 감지하지 못하게 한다는
Sıklıkla herhangi bir şekilde hissedilmekten kaçınma anlamında gizlilikten bahsederiz.לכן אנחנו מדברים הרבה לגבי התגנבות כאמצעי להתחמק מכל סוג של חיישן,
Sıklıkla herhangi bir şekilde hissedilmekten kaçınma anlamında gizlilikten bahsederiz.إذاً فنحن دائماً ما نتحدث عن التسلل والتخفي كوسيلة لتجنب أي نوع من الاستشعار،
Sıklıkla herhangi bir şekilde hissedilmekten kaçınma anlamında gizlilikten bahsederiz.ステルス技術の話をよく聞きますが 何かがまったく自然物のように見えるとしたら
Sonra psi den bahsederiz.Este exacto, antes de empezar a hablar de psi.
Sonra psi den bahsederiz.우리가 psi에 대해서 말을 시작하기 전에.
Sonra psi den bahsederiz.אם היא מדוייקת, לפני שמוצאים את פסאיי.
Sonra psi den bahsederiz.هذا الضبط، قبل أن نبدأ الحديث عن هذه المبادرة.
Sonra psi den bahsederiz.この部分に関しては、y の微分は何ですか?
Söze en yakın dostlarımdan, Okuloma'dan bahsederek başlamak istiyorum.Donc, je voudrais commencer par vous parler d'un de mes meilleurs amis, Okuloma.
Söze en yakın dostlarımdan, Okuloma'dan bahsederek başlamak istiyorum.Ich würde gerne von einem meiner besten Freunde erzählen.
Söze en yakın dostlarımdan, Okuloma'dan bahsederek başlamak istiyorum.그럼 제 가장 멋진 친구 중 한 명인 오콜로마부터 이야기를 시작하고 싶네요.
Söze en yakın dostlarımdan, Okuloma'dan bahsederek başlamak istiyorum.Me gustaría comenzar hablándoles de uno de mis mejores amigos, Okuloma.
Söze en yakın dostlarımdan, Okuloma'dan bahsederek başlamak istiyorum.Vreau să vă zic mai întâi despre Okuloma, unul din prietenii mei cei mai buni.
Söze en yakın dostlarımdan, Okuloma'dan bahsederek başlamak istiyorum.Я бы хотела начать с истории об одном из лучших друзей, Окуломе.
Söze en yakın dostlarımdan, Okuloma'dan bahsederek başlamak istiyorum.أود أن أبدأ بالحديث عن أعزأصدقائي أوكولوما
Söze en yakın dostlarımdan, Okuloma'dan bahsederek başlamak istiyorum.オクロマは近所に住んでおり
Tabii ki bu sadece bu açıdan bahsederken böyle.En aleen als we het over deze hoek hebben.
Tabii ki bu sadece bu açıdan bahsederken böyle.Este é o lado (cateto) oposto. E apenas quando se trata deste ângulo.
Tabii ki bu sadece bu açıdan bahsederken böyle.Ja vain silloin, kun puhumme Tämä kulma.
Tabii ki bu sadece bu açıdan bahsederken böyle.주의할 점은
Tabii ki bu sadece bu açıdan bahsederken böyle.Ma solo quando parliamo di quest'angolo.
Tabii ki bu sadece bu açıdan bahsederken böyle.Och endast när vi pratar om denna vinkel.
Tabii ki bu sadece bu açıdan bahsederken böyle.Og kun nor vi snakker om denne vinkel.
Tabii ki bu sadece bu açıdan bahsederken böyle.Tato je protilehlá. a to pouze pokud hovoříme o tomto úhlu.
Tabii ki bu sadece bu açıdan bahsederken böyle.Toto je protiľahlá, ale to len ak hovoríme o tomto uhle.
Tabii ki bu sadece bu açıdan bahsederken böyle.Và chỉ khi chúng tôi nói về góc này.
Tabii ki bu sadece bu açıdan bahsederken böyle.Voici le côté opposé, mais seulement pour cet angle-ci.
Tabii ki bu sadece bu açıdan bahsederken böyle.Y sólo cuando estamos hablando de este ángulo.
Tabii ki bu sadece bu açıdan bahsederken böyle.Και μόνο όταν μιλάμε για αυτή τη γωνία.
Tabii ki bu sadece bu açıdan bahsederken böyle.Мы уже выяснили, что 3
Tabii ki bu sadece bu açıdan bahsederken böyle.וזה נכון רק כשמדובר בזוית הזו.
Terroir (yerinde yetişen üzüm)'dan bahsederiz; terroir'a taparız; deriz ki, Vay, benim teroir'ım harika!Alle reden über das Terroir, huldigen ihm: "Poh, tolles Terroir!
Terroir (yerinde yetişen üzüm)'dan bahsederiz; terroir'a taparız; deriz ki, Vay, benim teroir'ım harika!Falamos todos do "terroir", veneramos o "terroir". Dizemos:
Terroir (yerinde yetişen üzüm)'dan bahsederiz; terroir'a taparız; deriz ki, Vay, benim teroir'ım harika!다들 테루아에 관심이 많죠. 와우, 이곳 테루아는 완벽해.
Terroir (yerinde yetişen üzüm)'dan bahsederiz; terroir'a taparız; deriz ki, Vay, benim teroir'ım harika!On parle tous de terroir; on vénère le terroir; On dit: mon terroir est super, il est si spécifique.
Terroir (yerinde yetişen üzüm)'dan bahsederiz; terroir'a taparız; deriz ki, Vay, benim teroir'ım harika!Μιλάμε όλοι για το τερουάρ· λατρεύουμε το τερουάρ· λέμε το τερουάρ μου είναι εξαιρετικό!
Terroir (yerinde yetişen üzüm)'dan bahsederiz; terroir'a taparız; deriz ki, Vay, benim teroir'ım harika!كلنا نتحدث عن مزارع العنب الخصبة. نحن نقدرها كثيراً نقول: اني مزرعتي رائعة! فريدة من نوعها
Terroir (yerinde yetişen üzüm)'dan bahsederiz; terroir'a taparız; deriz ki, Vay, benim teroir'ım harika!"私の葡萄園はすごい 実に素晴らしい" とか言います "この土地を手に入れ 信じられない 葡萄園を作り出した" とも
-tüm durumlara uyarlanabilir- bahseder.이는 어떤 경우에나 적용가능한 것입니다.
-tüm durumlara uyarlanabilir- bahseder.שיכול להיות ישים בשורה ארוכה של מצבים.
-tüm durumlara uyarlanabilir- bahseder.بأنها يحتمل أن تكون قابلة للتطبيق في مجموعة من الحالات
-tüm durumlara uyarlanabilir- bahseder.あの津波を思いだしてください
Unutmayın, doğrultmana olan uzaklıktan bahsederken, daima en yakın, yani dik uzaklıktan bahsediyoruz. .Ricordati, vogliamo ottenere la distanza più breve tra questo punto e la linea.
Unutmayın, doğrultmana olan uzaklıktan bahsederken, daima en yakın, yani dik uzaklıktan bahsediyoruz. .تذكر، اننا نريد ان نحصل على اقصر مسافة بين هذه النقطة وهذا الخط
Unutmayın, doğrultmana olan uzaklıktan bahsederken, daima en yakın, yani dik uzaklıktan bahsediyoruz. .考えます。 このような距離では、
Uzun vadeden bahsederken kastettiğimiz bu.To je to, co mám na mysli, když mluvíme o dlouhodobém horizontu.
Uzun vadeden bahsederken kastettiğimiz bu.To właśnie mamy z tyłu głowy kiedy mówimy o długo terminowej podaży.
Uzun vadeden bahsederken kastettiğimiz bu.Це те, що ми справді маємо на увазі, коли розглядаємо довгостроковий період.
Vajinadan bahsederken, vajina hakkında konuşurken şunu öğrendim:그에 대해 말하는 거에요. 음부 얘기를 하며 배운 것은 음부가 나의 몸, 세상의 중심에 있다는 사실 만큼
Vajinadan bahsederken, vajina hakkında konuşurken şunu öğrendim: O apaçık ortadaydıMyślę, że dzięki rozmowom o pochwie nauczyłam się, że to rzecz oczywista.
Vajinadan bahsederken, vajina hakkında konuşurken şunu öğrendim:ולציין את זה. אני חושבת שמה שלמדתי משיחות על הואגינה, ומדיבורים על הואגינה זה הדבר הכי מובן מאליו -
Vajinadan bahsederken, vajina hakkında konuşurken şunu öğrendim:و التصريح به .اعتقد ان ما تعلمته من الحديث عن المهبل و التكلم عن المهبل كان اكثر شيء وضوحا --
Vajinadan bahsederken, vajina hakkında konuşurken şunu öğrendim:ヴァギナが体や世界の中心であるのは 明らかなのに
Vali Romney, kısaca bahsederseniz.Gouverneur Romney, Sie können es machen kurze. Sehen Sie all diese Menschen?
Ve 20.000 dolarlık bir ayakkabından bahsedersek, bu 10,000 günlük maaş demek.의족을 구입하기 위해 2만 불을 지불해야 한다면 1만 일 동안 일을 해야 합니다.
Ve 20.000 dolarlık bir ayakkabından bahsedersek, bu 10,000 günlük maaş demek.A byla-li zde řeč o protéze za dvacet tisíc, vydělávalo by se na ni asi 10.000 dní.
Ve 20.000 dolarlık bir ayakkabından bahsedersek, bu 10,000 günlük maaş demek.Als je het dan hebt over een prothese van $20.000, dan is dat 10.000 dagen loon.
Ve 20.000 dolarlık bir ayakkabından bahsedersek, bu 10,000 günlük maaş demek.E se parliamo di una scarpa da 20.000 dollari, stiamo parlando di 10.000 giorni di stipendio.
Ve 20.000 dolarlık bir ayakkabından bahsedersek, bu 10,000 günlük maaş demek.Et si vous parlez d'une chaussure de 20 000 dollars, vous parlez de 10 000 jours de revenu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod