Mars etrafında dönen varsayımsal bir çaydanlıktan bahsederek söyler.Bertrand Russell twierdził podobnie, mówiąc o hipotetycznym czajniczku na orbicie Marsa.
Mars etrafında dönen varsayımsal bir çaydanlıktan bahsederek söyler.Bertrand Russell upozornil na ten istý problém použijúc hypotetický čajník na obežnej dráhe Marsu.
Mars etrafında dönen varsayımsal bir çaydanlıktan bahsederek söyler.Bertrand Russell upozornil na totéž pomocí hypotetické čajové konvice obíhající kolem Marsu.
Mars etrafında dönen varsayımsal bir çaydanlıktan bahsederek söyler.화성의 궤도를 돌고있는 가상의 찻주전자를 이용해서요.
Mars etrafında dönen varsayımsal bir çaydanlıktan bahsederek söyler.Mint Isten.
Mars etrafında dönen varsayımsal bir çaydanlıktan bahsederek söyler.בעזרת קנקן-תה היפותטי שחג סביב מאדים.
Mars etrafında dönen varsayımsal bir çaydanlıktan bahsederek söyler.بافتراض إبريق شاي يحوم حول المريخ.
Mars etrafında dönen varsayımsal bir çaydanlıktan bahsederek söyler.ティーポットが火星軌道上にあるかどうか
Mayozdan bahsederken, homolog çiftleri göstermeye dikkat etmeliyiz. -Dacă țineți minte, în....stați să scriu că cred că asta este important.
Mayozdan bahsederken, homolog çiftleri göstermeye dikkat etmeliyiz. -Ketika kita membicarakan meiosis, kita harus berhati-hati untuk menunjukkan pasangan yang homolog.
Mayozdan bahsederken, homolog çiftleri göstermeye dikkat etmeliyiz. -그러나 감수분열에서는 염색체가 쌍으로 존재한다는 것을 기억해야합니다
Mayozdan bahsederken, homolog çiftleri göstermeye dikkat etmeliyiz. -Nella meiosi devo fare attenzione a disegnare i cromosomi omologhi.
Mayozdan bahsederken, homolog çiftleri göstermeye dikkat etmeliyiz. -Podczas mejozy musimy pamiętać o parach chromosomów homologicznych.
Mayozdan bahsederken, homolog çiftleri göstermeye dikkat etmeliyiz. -U meiózy musíme pracovat s homologními páry.
Mayozdan bahsederken, homolog çiftleri göstermeye dikkat etmeliyiz. -Wenn wir über Meiose sprechen, müssen wir sehr sorgfältig zeigen, dass es homologe Paare sind.
Mayozdan bahsederken, homolog çiftleri göstermeye dikkat etmeliyiz. -При мейозата трябва внимателно да покажа хомоложните чифтове.
Mayozdan bahsederken, homolog çiftleri göstermeye dikkat etmeliyiz. -相同染色体の対だ 2対の、相同染色体がある
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.3할이라는 타율, 3할 타자에 대해 얘기하자면,
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.Donc, on parle d'un 300, un batteur qui frappe à 300.
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.Ez az ütőátlag.
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.Mówimy o pałkarzu odbijającym 300 razy.
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.Pri skóre 300 pálkar odpáli 300 nadhodov.
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.Quindi parliamo di un 300, un battitore che batte a 300.
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.Takže třístovka je pálkař, který odpálí 300.
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.Un batter de 300 are o cotă de 300.
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.Ví dụ là số 300 nhé, một cầu thủ đập bóng 300.
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.We praten over een '300', een slagman die 300 sloeg.
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.Y hablamos de 300, de un bateador que batea 300.
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.Μιλάμε λοιπόν για έναν 300άρη, έναν 300άρη παίκτη.
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.Говорим за 300, играч, който отбелязва 300.
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.Мова про 300 - гравця, який відбиває 300 м'ячів.
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.Речь идёт о 300, игрок, который отбивает 300.
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.אנו מדברים על 300, חובט עם ממוצע חבטות של 300.
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.لذلك نحن نتحدث عن 300, الضارب الذي ضرب 300
Mesela 300'den bahsederiz, oyuncunun 300 vurmasından.この選手が10回打席に立つと
Metalik bağdan bahsederken protonların etrafındaki elektron bulutundan bahsediyoruz.Cuando hablamos de enlaces metálicos, nos referimos a un conjunto de electrones.
Metalik bağdan bahsederken protonların etrafındaki elektron bulutundan bahsediyoruz.Když mluvíme o kovové vazbě, představujeme si volně rozptýlené elektrony,
Metalik bağdan bahsederken protonların etrafındaki elektron bulutundan bahsediyoruz.금속결합에 관해 이야기 했을 때 '전자의 바다' 라는 개념이 있었죠
Metalik bağdan bahsederken protonların etrafındaki elektron bulutundan bahsediyoruz.Wenn wir über Metallbindungen sprechen, sprechen wir über das die Vorstellung von einem Meer der Elektronen.
O hep, iki ayrı halin aynı anda var olmasından bahseder.Lui parla sempre dei due livelli che esistono contemporaneamente.
O "mavi gözlü şeytan"dan bahsederken bile, ben mavi gözlü olmama rağmen, üzerime alınmıyordum."파란 눈, 악마"에 대해 이야기 하 고 그와 함께 내 파란 눈와도
Önce toplam talep ile başlayalım. ondan sonra toplam arzdan bahsederiz.Właściwie zaczniemy z popytem zagregowanym, a później zaczniemy rozmawiać na temat podaży zagregowanej
Önce toplam talep ile başlayalım. ondan sonra toplam arzdan bahsederiz.Насправді, ми почнемо з сукупного попиту, а потім перейдемо до сукупної пропозиції.
Önce toplam talep ile başlayalım. ondan sonra toplam arzdan bahsederiz.お話ししてから、 総需要の話に移ることにします。 さて、総需要と、
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Hablamos de él en términos irónicos, entre comillas:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Hovoríme o ňom ironicky s malými úvodzovkami:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz: "İlerleme"Falamos dele em termos irónicos entre aspas: "progresso".
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz: "İlerleme"Говорим за него с ирония и малки кавички около него: "прогрес".
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Irónikusan beszélünk róla, gondolatjelek között:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:우리는 이것에 대해 따옴표를 붙인 아이러니한 용어로 말하는 겁니다.
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Ne parliamo in termini ironici usando le virgolette:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:On en parle de façon ironique avec des guillemets :
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Rozmawiamy o tym z ironią w cudzysłowie:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Vorbim despre el în termeni ironici şi-l punem între ghilimele:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:We spreken er ironisch over als tussen aanhalingstekens.
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Wir reden ironisch davon, mit kleinen Anführungszeichen darum:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Μιλάμε γι'αυτήν με ειρωνικούς όρους και βάζουμε εισαγωγικά:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:Мы говорим о нём с иронией, с издёвкой:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:אנחנו מדברים עליה באירוניה ועם מרכאות:
Ondan bahsederken, alaycı bir şekilde tırnak içine alıyoruz:نتحدث عنه في لهجة سخرية مع قليل من التعجب حوله :