Ama konuşmamı gelecekte mümkün olması için çalıştığımız birkaç şeyden bahsederek bitirmek istiyorum.Saya hanya ingin menutup dengan membicarakan hal yang ingin kami lakukan di masa depan.
Ama konuşmamı gelecekte mümkün olması için çalıştığımız birkaç şeyden bahsederek bitirmek istiyorum.Végezetül szeretnék a jövőbeli fejlesztéseinkről beszélni.
Ama konuşmamı gelecekte mümkün olması için çalıştığımız birkaç şeyden bahsederek bitirmek istiyorum.Αλλά θέλω απλά να τελειώσω μιλώντας για κάτι πάνω στο οποίο δουλεύουμε μελλοντικά.
Ama konuşmamı gelecekte mümkün olması için çalıştığımız birkaç şeyden bahsederek bitirmek istiyorum.Насамкінець розповім, над чим ми зараз працюємо.
Ama konuşmamı gelecekte mümkün olması için çalıştığımız birkaç şeyden bahsederek bitirmek istiyorum.Но просто искам да завърша с нещо, върху което ние работим за в бъдеще.
Ama konuşmamı gelecekte mümkün olması için çalıştığımız birkaç şeyden bahsederek bitirmek istiyorum.Я бы хотел завершить выступление рассказом о том, на что направлена наша работа в будущем.
Ama konuşmamı gelecekte mümkün olması için çalıştığımız birkaç şeyden bahsederek bitirmek istiyorum.אבל אני רק רוצה לסיים בלדבר על משהו שאנחנו עובדים עליו בעתיד.
Ama konuşmamı gelecekte mümkün olması için çalıştığımız birkaç şeyden bahsederek bitirmek istiyorum.وأريد أن أنهي بالكلام عن عن شيء نعمل عليه في المستقبل.
Ama konuşmamı gelecekte mümkün olması için çalıştığımız birkaç şeyden bahsederek bitirmek istiyorum.元々うちのエンジニアのドムが ある週末に作ったツールなんですが
Ama konuşmamı gelecekte mümkün olması için çalıştığımız birkaç şeyden bahsederek bitirmek istiyorum.最後我想講埋我哋末來打算要做啲乜嘢
Ama oksijenden bahsederken onun atomik ya da moleküler olmasına dikkat etmeliyiz. aAle czasem naprawdę warto się upewnić, o czym jest mowa - czy o tlenie cząsteczkowym, czy o atomowym.
Ama oksijenden bahsederken onun atomik ya da moleküler olmasına dikkat etmeliyiz. aAle musíme si dávat pozor, zda lidé mluví o molekulárním nebo atomovém kyslíku.
Ama oksijenden bahsederken onun atomik ya da moleküler olmasına dikkat etmeliyiz. aAle niekedy, keď sa hovorí o kyslíku, musíte sa uistiť, či sa jedná o molekulový, alebo atómový kyslík.
Ama oksijenden bahsederken onun atomik ya da moleküler olmasına dikkat etmeliyiz. aPero, a veces cuando se habla de oxígeno tienes que estar seguro de si es oxígeno molecular o atómico.
Ama oksijenden bahsederken onun atomik ya da moleküler olmasına dikkat etmeliyiz. aДе-коли коли ми говоримо про оксиген вам слід переконатися чи це молекулярний оксиген, чи атомний.
Ama oksijenden bahsederken onun atomik ya da moleküler olmasına dikkat etmeliyiz. aلكن بعض الاحيان عندما نتكلم عن الاكسجين يجب عليك ان تتأكد اذا كان جزيء ام ذرة اكسجين
Ancak insanlar kimyada metalik yapıdan bahsettiklerinde genelde elektron vermeye gönüllülükten bahsederler.Ale když chemici mluví o kovovém charakteru, mají na mysli spíš ochotu odevzdávat elektrony.
Ancak insanlar kimyada metalik yapıdan bahsettiklerinde genelde elektron vermeye gönüllülükten bahsederler.그러나 화학에서 사람들이 금속성에 대해 언급을 한다면, 전자를 주어버리고자 하는 것에 관해서 말하는 것입니다.
Ancak insanlar kimyada metalik yapıdan bahsettiklerinde genelde elektron vermeye gönüllülükten bahsederler.Men når man taler om det i kemi, de er virkelig blot tale om en vilje at give væk elektroner.
Ancak insanlar kimyada metalik yapıdan bahsettiklerinde genelde elektron vermeye gönüllülükten bahsederler.Pero cuando la gente habla de ello en la química, estan hablando sólo de la voluntad para regalar electrones.
Ancak insanlar kimyada metalik yapıdan bahsettiklerinde genelde elektron vermeye gönüllülükten bahsederler.Але коли говорити про це з точки зору хімії, то мається на увазі готовність віддавати електрони.
Aynı zamanda Facebook, Twitter ya da blogunuzda bizden bahsederek de bize yardım edebilirsinizそのほか考えられること全て多大な援助となります このショーの成功は、あなたの支援にかかっていて、
Baban senden çok bahsederdi.Dás-me boleia até casa do meu pai? O teu pai falava muito de ti.
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederkenA única nota um pouco mais peculiar foi quando Jeffrey Katzenberg disse do mustangue
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederkenDe enige ietwat mindere opmerking was wat Jeffrey Katzenberg zei over de mustang,
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederkenDen eneste lille hage var, da Jeffrey Katzenberg kaldte mustangen,
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederkenDet enda lätt olustiga var när Jeffrey Katzenberg uttryckte sig om mustangen som
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederkenEdina neskladnost je bila, ko je Jeffrey Katzenberg rekel, da je mustang
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederkenJediná mierne rozporuplná poznámka bola, keď Jeffrey Katzenberg spomenul mustanga ako
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederkenJen jsem sebou trochu trhl, když Jeffrey Katzenberg nazval mustanga
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederken딱 하나 거슬린 건 제프리 카젠버그가 무스탕 차를 언급하면서
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederkenLa seule légère dissonance a eu lieu quand Jeffrey Katzenberg a dit du mustang,
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederkenLo único ligeramente irritante fue cuando Jeffrey Katzenberg habló sobre el mustang (caballo salvaje).
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederkenL'unica nota leggermente stonata è stata quando Jeffrey Katzenberg ha definito il mustang:
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederkenSingura notă ușor deranjantă a fost când Jeffrez Katyenberg a povestit despre mustang,
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederkenЕдинствената леко дразнеща нота беше когато Джефри Каценбърг нарече мустангите
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederkenЄдине, що мене трохи роздратувало, це коли Джеффрі Катценберк сказав про мустанга,
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederkenИ единственное, что слегка резануло мой слух, это когда Джеффри Катценберг сказал о мустанге, что это
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederkenהיופי של הדברים שהם הציגו.
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederkenملاحظتي الوحيدة هي حول ما قاله جيفري كاتزينبرج عن الحصان،
Bana ters gelen tek şey Jeffrey Katzenberg'in 'mustang'lerden bahsederken「神が地上に遣わした最も素晴らしい生き物」と 述べたことです
Bazılarımız bunlardan gürültü olarak bahseder.이러한 소리들은 때때로 소음이라고도 불립니다.
Bazılarımız bunlardan gürültü olarak bahseder.Moni meistä pitää sitä meluna.
Bazılarımız bunlardan gürültü olarak bahseder.Niektórzy nazywają to hałasem.
Bazılarımız bunlardan gürültü olarak bahseder.אשר יש שמתיחסים אליהם כאל רעש
Bazılarımız bunlardan gürültü olarak bahseder.وهو ما نطلق عليه اسم ضجيج.
Bazılarımız bunlardan gürültü olarak bahseder.かつて私は野生のサウンドスケープは
Bell ve öğrencileri arasında geçen bir konuşmadan bahseder.Bell és diákjai közt.
Bell ve öğrencileri arasında geçen bir konuşmadan bahseder.다음의 벨과 그의 학생 사이의 대화를 통해 벨을 묘사했습니다
Bell ve öğrencileri arasında geçen bir konuşmadan bahseder.תיאר את השיחה הבאה בין בל והתלמידים שלו.
Bell ve öğrencileri arasında geçen bir konuşmadan bahseder.قام بوصف التبادل التالي بين بيل وطلابه.
Bell ve öğrencileri arasında geçen bir konuşmadan bahseder.こんな逸話を残しています 想像してください ベルは外来で
Bence, bu daha derin bir Tanrı'dan bahseder.Ale moim celem tutaj jest pokazanie mojej idei na temat tego, jak można pogodzić te poglądy.
Bence, bu daha derin bir Tanrı'dan bahseder.Habla a un Dios más profundo, en mi mente.
Bence, bu daha derin bir Tanrı'dan bahseder.Ia berbicara pada Tuhan yang lebih mendalam, dalam pikiranku.
Bence, bu daha derin bir Tanrı'dan bahseder.Il s'agit d'un dieu plus profond, à mon avis.
Bence, bu daha derin bir Tanrı'dan bahseder.Isto aponta para um Deus mais profundo, em minha mente.
Bence, bu daha derin bir Tanrı'dan bahseder.Meiner Meinung nach spricht das für einen tiefgründigeren Gott.
Bence, bu daha derin bir Tanrı'dan bahseder.Si parla di un Dio più profondo, secondo me
Bence, bu daha derin bir Tanrı'dan bahseder.Ukazuje to na mnohem hlubšího Boha.