baca ile cümle

baca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Öyle bir an geldi ki, bacaklarımı kıpırdatamaz oldum.Hard lopen kon ik niet; ik kan mijn benen niet snel verzetten.
Ayrıca sağ bacağı da sol bacağına göre 6 santimetre daha kısaydı.Daardoor werd zijn linkerarm uiteindelijk 7,5 centimeter korter dan zijn rechterarm.
Bacaklar, birbirlerine yakın olarak başlıgöğsün alt kısmından çıkarlar.Spreid de benen tot ongeveer een voet afstand van elkaar.
Uçarken uzun boyunlarını öne, uzun bacaklarını geriye doğru uzatırlar.Duw de hielen naar voren, zodat de benen verlengd worden.
Dört adet bacağı bulunur.Ze hebben vier benen.
Kaçmaya çalışan Grimsrud'u bacağından vurur ve tutuklar.Als Grimsrud vlucht, schiet ze hem in zijn been en arresteert hem.
Sarı irisleri ve kırmızımsı bacaklara sahiptirler.Ze hebben gele irissen en roodachtige poten.
Sadece bacaklarından hasar alırlar.Alleen zijn poten steken onderuit.
Bacakları ve kulakları bayağı uzundur.De oren en poten zijn vrij groot.
Boynu ve bacakları diğer leyleksilerden daha kısadır.De armen en benen zijn korter dan die van andere grijpstaartapen.
Bacağın ortasından yatay kesit.Doorsnede door het midden van het been.
Bütün örümcekler (Arachnida) gibi sekiz bacakları vardır.In het algemeen heeft een mijt (net als de teek en de spin) acht poten.
Zaman zaman karında, sırtta veya bacakta ağrı hissedilir.De vrouw kan pijn hebben in haar buik of in haar rug.
Bacanaklık evlilik yoluyla kazanılan bir akrabalık derecesidir.Aanverwantschap is verwantschap die is ontstaan door huwelijk.
Çok kısa ve sarı bacakları vardır.Hij heeft dikke, korte en gele poten.
İnsan bacağı İnsan vücudunun alt uzuvlarına verilen isimdir.Beenhaar is de benaming voor lichaamsbeharing op de benen van mensen.
Yalancı tırtıl: 6-8 çift bacak vardır.De bladeren hebben 8 tot 12 paar zijnerven.
İki büyük ve çıplak taş bacak, dedi; Duruyor çölün ortasında dikili.Hij noemde verder een grote, brede, platte steen die richting het midden van de steencirkel lag.
Eğer süt emmek istiyorsa annesinin göğsüne ya da bacağına dokunur.Als een veulen wil drinken, blokkeert hij het pad van de moeder, en leunt hij tegen haar borstkas.
Bacağı kırılır.Ze brak haar been.
Bacaklar portakal rengidir.De poten zijn oranje gekleurd.
Bir kez bile yüzü görünmemiştir, sadece bacakları görünür.De voet is slecht bekend; alleen losse beenderen zijn teruggevonden.
8 Temmuz 2012 tarihinde bir gösteri sırasında polis tarafından bacağından vuruldu ve gözaltına alındı.Op 8 juli 2012 schoot de politie al-Nimr in een van zijn benen en werd hij gearresteerd.
Külotlarda bacak uzantısı bulunmaz ya da çok kısa bir şekilde konulur.Schouderstrepen ontbreken of zijn sterk gereduceerd.
Tek bacaklıdır.Steppen met één been.
Savaşta bir bacağını kaybettiğinden topaldır.Kapitein John heeft in de oorlog een been verloren.
Ayrıca baca gazı emisyonuna belli standartlar getirilmiştir.Ook werd er straatverlichting met gas geïntroduceerd.
Anakin iki bacağını ve sağlam kolunu kaybeder.Ellington brak beide benen en zijn bekken.
Ön iki bacak oldukça gelişmiştir.De poten zijn relatief goed ontwikkeld.
Ön bacakları arkadakilerden daha kısadır.De voorste ruggenwervels zijn korter dan de achterste.
Aynı hareket diğer bacakla ve gövdenin diğer tarafa dönmesiyle tekrarlanır.Daarna herhaalt dit zich bij de voor- en achterpoten aan de andere zijde van het lichaam.
Sauropodlardan önce gelen prosauropodlar daha küçüktü ve iki bacak üzerinde yürüyebiliyorlardı.Zo ontstaan twee kleinere troggen, waarvan de voorste en buitenste de kleinste is.
İki ailenin yaşadığı bu kulübede iki ön kapı ve bir baca vardı.Daar had ieder huisje een voordeur die door twee bewoonsters werd gedeeld.
Bir süre kovaladıktan sonra geyiği bacağından okla yaralar.Na een tijdje stoppen ze even in verband met de schotwond in haar been.
Dört bacağı üzerinde yürür ve yavaş hareket eder.Het loopt op 4 poten en verheft zich soms op zijn achterpoten.
Asker bacağından yaralandı.De soldaat was gewond aan het been.
Bacağım hâlâ uyuşuk.Mijn been is nog steeds verdoofd.
Çabuk ol! Bacağım yanıyor!Schiet op! Mijn been staat in brand!
Nihayet kırık bacağı iyileşti.Eindelijk is zijn gebroken been genezen.
Her koyun kendi bacağından asılır.Elk mens moet zijn pakje ter markt dragen.
Her koyun kendi bacağından asılır.Ieder moet zijn pakje ter markt dragen.
24 Mayıs 1996'da Zürih Merkez Tren İstasyonu'nda geçirdiği kazada sol kolunu ve sol bacağını kaybetti.24 maja 1996 straciła lewą rękę i lewą nogę w wypadku kolejowym w Zurychu.
Bir video setinde bacağını kırdıktan sonra, müzik yapmaya karar verdi.Po tym, jak złamał nogę w kuchni, zajął się muzyką.
Hareket kabiliyetini geri kazandı, fakat bir bacağı iyileşmedi.Nogę uratowano, choć kolano nie odzyskało pełni sprawności.
Kısa ve kalın bacak yapısı jaguarın iyi tırmanmasını, sürünerek ilerlemesini ve yüzmesini sağlar.Dzięki krótkim, masywnym kończynom jaguar sprawnie się wspina, czołga i pływa.
Crazy legs Bacakların hızlı hareket ettirilmesi ve bacak hareketlerinin ağırlıkta olduğu şeklidir.Crazy legs – (ang. szalone nogi) Styl polegający na szybkich ruchach nogami.
Açık mavi bacak ve ayak parmakları uzuncadır.Niebiesko-szare nogi z długimi palcami.
Bacary Sagna (d.Bacary Sagna (ang.).
Son bacağından yaralanmış, adam ise ölmüştür.Kobieta jest ranna w kolano, mężczyzna nie żyje.
Bir bacak kemiğinde ortalama 440 milyar hücre vardır.W Pendżabie spada średnio 400 mm opadów.
Diğer kafadan bacaklılar gibi ahtapotlar da ışığın polarizasyonunu ayırt edebilmektedir.Jak inne głowonogi, rozróżniają polaryzację światła.
Sadece bacaklarından hasar alırlar.Brakowało mu tylko nóg.
Bir birlerine bacanak şeklindeki hitaplarından köy bacanak olarak ad almıştır.Zebrał on wokół siebie grupę ludzi zdecydowanych na zamach stanu.
Sonra Big E'nin bacaklarından tutarak ringin köşesindeki demire kasıklarını vurdular.W wyniku ataku, Big E doznał stłuczenia okolic krocza.
Çok kısa ve sarı bacakları vardır.Ma żółte, krótkie nogi.
Savaşta bir bacağını kaybettiğinden topaldır.Tam w wypadku stracił nogę.
Bacaklar benzer renkli, kontrast halkalı.Ma podobny kolor co nogi - łupkowoszary.
Aynı zamanda İsrail eski Dışişleri Bakanı Abba Eban'ın ise bacanağı idi.Pierwszym ambasadorem Izraela przy Organizacji Narodów Zjednoczonych został Abba Eban.
Édouard Manet'nin bacağının kesilmesine karşı çıktı.Leopold skupił się na wyleczeniu nogi.
Kasım 2013’te Amore bacağındaki kırık sebebiyle ara vermek zorunda kaldı.W listopadzie 2013, podczas jednego z treningów, Amore złamał nogę.

İlgili Sayfalar