Çok kısa ve sarı bacakları vardır.Hij heeft dikke, korte en gele poten.
İnsan bacağı İnsan vücudunun alt uzuvlarına verilen isimdir.Beenhaar is de benaming voor lichaamsbeharing op de benen van mensen.
Yalancı tırtıl: 6-8 çift bacak vardır.De bladeren hebben 8 tot 12 paar zijnerven.
İki büyük ve çıplak taş bacak, dedi; Duruyor çölün ortasında dikili.Hij noemde verder een grote, brede, platte steen die richting het midden van de steencirkel lag.
Eğer süt emmek istiyorsa annesinin göğsüne ya da bacağına dokunur.Als een veulen wil drinken, blokkeert hij het pad van de moeder, en leunt hij tegen haar borstkas.
Bacağı kırılır.Ze brak haar been.
Bacaklar portakal rengidir.De poten zijn oranje gekleurd.
Bir kez bile yüzü görünmemiştir, sadece bacakları görünür.De voet is slecht bekend; alleen losse beenderen zijn teruggevonden.
8 Temmuz 2012 tarihinde bir gösteri sırasında polis tarafından bacağından vuruldu ve gözaltına alındı.Op 8 juli 2012 schoot de politie al-Nimr in een van zijn benen en werd hij gearresteerd.
Külotlarda bacak uzantısı bulunmaz ya da çok kısa bir şekilde konulur.Schouderstrepen ontbreken of zijn sterk gereduceerd.
Tek bacaklıdır.Steppen met één been.
Savaşta bir bacağını kaybettiğinden topaldır.Kapitein John heeft in de oorlog een been verloren.
Ayrıca baca gazı emisyonuna belli standartlar getirilmiştir.Ook werd er straatverlichting met gas geïntroduceerd.
Anakin iki bacağını ve sağlam kolunu kaybeder.Ellington brak beide benen en zijn bekken.
Ön iki bacak oldukça gelişmiştir.De poten zijn relatief goed ontwikkeld.
Ön bacakları arkadakilerden daha kısadır.De voorste ruggenwervels zijn korter dan de achterste.
Aynı hareket diğer bacakla ve gövdenin diğer tarafa dönmesiyle tekrarlanır.Daarna herhaalt dit zich bij de voor- en achterpoten aan de andere zijde van het lichaam.
Sauropodlardan önce gelen prosauropodlar daha küçüktü ve iki bacak üzerinde yürüyebiliyorlardı.Zo ontstaan twee kleinere troggen, waarvan de voorste en buitenste de kleinste is.
İki ailenin yaşadığı bu kulübede iki ön kapı ve bir baca vardı.Daar had ieder huisje een voordeur die door twee bewoonsters werd gedeeld.
Bir süre kovaladıktan sonra geyiği bacağından okla yaralar.Na een tijdje stoppen ze even in verband met de schotwond in haar been.
Dört bacağı üzerinde yürür ve yavaş hareket eder.Het loopt op 4 poten en verheft zich soms op zijn achterpoten.
Asker bacağından yaralandı.De soldaat was gewond aan het been.
Bacağım hâlâ uyuşuk.Mijn been is nog steeds verdoofd.
Çabuk ol! Bacağım yanıyor!Schiet op! Mijn been staat in brand!
Nihayet kırık bacağı iyileşti.Eindelijk is zijn gebroken been genezen.
Her koyun kendi bacağından asılır.Elk mens moet zijn pakje ter markt dragen.
Her koyun kendi bacağından asılır.Ieder moet zijn pakje ter markt dragen.
24 Mayıs 1996'da Zürih Merkez Tren İstasyonu'nda geçirdiği kazada sol kolunu ve sol bacağını kaybetti.24 maja 1996 straciła lewą rękę i lewą nogę w wypadku kolejowym w Zurychu.
Bir video setinde bacağını kırdıktan sonra, müzik yapmaya karar verdi.Po tym, jak złamał nogę w kuchni, zajął się muzyką.
Hareket kabiliyetini geri kazandı, fakat bir bacağı iyileşmedi.Nogę uratowano, choć kolano nie odzyskało pełni sprawności.
Kısa ve kalın bacak yapısı jaguarın iyi tırmanmasını, sürünerek ilerlemesini ve yüzmesini sağlar.Dzięki krótkim, masywnym kończynom jaguar sprawnie się wspina, czołga i pływa.
Crazy legs Bacakların hızlı hareket ettirilmesi ve bacak hareketlerinin ağırlıkta olduğu şeklidir.Crazy legs – (ang. szalone nogi) Styl polegający na szybkich ruchach nogami.
Açık mavi bacak ve ayak parmakları uzuncadır.Niebiesko-szare nogi z długimi palcami.
Bacary Sagna (d.Bacary Sagna (ang.).
Son bacağından yaralanmış, adam ise ölmüştür.Kobieta jest ranna w kolano, mężczyzna nie żyje.
Bir bacak kemiğinde ortalama 440 milyar hücre vardır.W Pendżabie spada średnio 400 mm opadów.
Diğer kafadan bacaklılar gibi ahtapotlar da ışığın polarizasyonunu ayırt edebilmektedir.Jak inne głowonogi, rozróżniają polaryzację światła.
Sadece bacaklarından hasar alırlar.Brakowało mu tylko nóg.
Bir birlerine bacanak şeklindeki hitaplarından köy bacanak olarak ad almıştır.Zebrał on wokół siebie grupę ludzi zdecydowanych na zamach stanu.
Sonra Big E'nin bacaklarından tutarak ringin köşesindeki demire kasıklarını vurdular.W wyniku ataku, Big E doznał stłuczenia okolic krocza.
Çok kısa ve sarı bacakları vardır.Ma żółte, krótkie nogi.
Savaşta bir bacağını kaybettiğinden topaldır.Tam w wypadku stracił nogę.
Bacaklar benzer renkli, kontrast halkalı.Ma podobny kolor co nogi - łupkowoszary.
Aynı zamanda İsrail eski Dışişleri Bakanı Abba Eban'ın ise bacanağı idi.Pierwszym ambasadorem Izraela przy Organizacji Narodów Zjednoczonych został Abba Eban.
Édouard Manet'nin bacağının kesilmesine karşı çıktı.Leopold skupił się na wyleczeniu nogi.
Kasım 2013’te Amore bacağındaki kırık sebebiyle ara vermek zorunda kaldı.W listopadzie 2013, podczas jednego z treningów, Amore złamał nogę.
Şeker hastalığı nedeniyle iki bacağı kesildi.Przeszedł amputację obu nóg i chorował na cukrzycę.
28 Nisan 1945'te şarapnel tarafından bacağa yaralandı.W lutym 1945 roku w Gdyni amputowano mu nogę.
Uzun bacakları ve top çalma yeteneği nedeniyle “Örümcek” lakabıyla anılıyor.Ze względu na długie ręce i styl gry obronnej nosił pseudonim "Pająk".
Kısa bacakları ve her ayaklarında beş parmakları vardır.Krótkie nogi mają po 5 palców każda.
Bu gazların birikmemesi için gaz uzaklaştırma bacaları yapılması gerekir.Zapobiega przedostawaniu się gazów z tych pomieszczeń.
Bacaklarda az gelişmiş yüzme zarı bulunur.Nogi słabo przystosowane do pływania.
Erkekler, kızgınlık dönemindeki dişiler için dövüşür ve birbirlerinin arka bacağını ısırmaya çalışır.Samce walczą między sobą zderzając się łbami, dźgając się nawzajem kłami i smagając ogonami.
Rölyeflerde baş, kollar, ayaklar, bacaklar ve gövde profilden; gözler ve omuzlar ise cepheden gösterilir.Głowa, nogi i uda ukazana są z profilu, natomiast korpus od przodu.
Bazı türlerin uzun (Mitobates stygnoides) bacakları vardır, bazı türlerin bacakları ise çok kısadır.Liczne gatunki dereni sadzone są jako ozdobne.
Bacağı kırılır.Ma zwichniętą nogę.
Hem dört hem de iki bacağı üzerinde yürüyebilir.Mógł poruszać się zarówno na dwu, jak i na czterech nogach.
Ön bacakları arka bacaklarından kısadır.Przednie nogi krótsze od tylnych.
İki bacağı üzerinde yürürdü ve çok hızlı koşabilme yeteneği vardı.Obydwoje grali palcami i potrafili grać bardzo szybko.
Bütün örümcekler (Arachnida) gibi sekiz bacakları vardır.W tarocie odpowiednikami Hod są ósemki (Małe Arkana).