Biyonik bacağım hep güvenlik kapılarının ötmesine sebep olur.Ma jambe bionique fait toujours sonner les portiques de sécurité.
Dimitri bir pencereden kaçmaya çalıştı ama bacağını kırdı.Le faux Dimitri se sauve par la fenêtre mais se casse une jambe en tombant.
I. ve II. bacaklar III. ve IV. bacaklardan daha uzundur.Les pattes I et II sont plus fortes que les pattes III et IV.
Geniş gagaları ve zayıf bacakları, onların diyetini ve ağaçlarla ilgili alışkanlıklarını yansıtır.Son gros bec et ses jambes faibles reflètent son alimentation et ses habitudes arboricoles.
Ayakta duran figürlerde, vücut ağırlığı iki bacağa eşit olarak dağıtılır.Bien que le pied gauche soit avancé, le poids de la figure est réparti de manière égale sur les deux pieds.
Savaşta bir bacağını kaybettiğinden topaldır.C'était un invalide qui avait perdu une jambe à la guerre.
Ancak sığ suda yürüyen insanların bacaklarının yanlışlıkla ısırıldığıvakalar vardır.Cependant, des baigneurs en eaux peu profondes peuvent parfois avoir les jambes mordues par erreur.
Bacaklar buradadır.La Jalade.
Bacağından yaralanan Barry'nin ayağı diz altından kesilir.Barry doit être amputé sous le genou.
Bacakları yalnızca kemikten, dizleri iki küçük çıkıntıdan ibaretti.Ses jambes n'étaient plus que des os et ses genoux deux grosses protubérances.
Bacaklar yüzün baktığı yöne bakardı.Leur regard figeait ceux qui voyaient leurs visages.
Bir süre sonra grubun, Bob'un bacağını kesip yemeye başladığı gösterilir.Bob se rend alors compte qu'ils lui ont coupé la jambe, et qu'ils sont en train de la manger.
Yalancı tırtıl: 6-8 çift bacak vardır.Les feuilles composées paripennées ont 6 à 8 paires de folioles.
Bazı kurbanların kol ve bacakları dondurultan sonra kesiliyordu.À son réveil, on lui a coupé les mains et les pieds qui avaient gelé.
Bacağı kırılır.Celle-ci se casse la jambe.
Bacağı bütün vücuttaki kanını çekmektedir.Sa peau est fine sur tout son corps.
Son aylarında kollarını, bacaklarını hareket ettiremedi ve konuşamadı.Pendant de longs mois, il ne peut ni poser le pied à terre, ni bouger les orteils.
Kısa bacakları, beyaz tüylerle kaplıdır.Les pattes sont couvertes de petites plumes blanches.
Son göründüğü oyunda bacakları daha uzundur.Chez ces dernières, les pieds sont plus petits.
Kulakları ve bacaklarının dış tarafı kırmızımsı ya da sarımsı-kahverengidir.Ses oreilles et la partie extérieure de ses jambes sont rougeâtres ou fauves.
Ancak 2009 yılının 14 Kasım gününde, Bacall Onur ödülüyle ödüllendirildi.Cependant, le matin du 14 février, Winnie reçoit un pot de miel.
Bacadan torbanı sarkıt.Insigne d'épaule.
Maçtan 4 gün sonra bacağından ameliyat oldu.Cette opération doit le tenir à l’écart du jeu pendant 4 semaines après la chirurgie.
Aquila cinsinin aksine bacaklar tüysüzdür.Contrairement à celles des aigles du genre Aquila, les pattes ne sont pas couvertes de plumes.
Bacaklar portakal rengidir.Les pattes sont de couleur orange.
Kentin silüeti kara duman üreten büyük pamuklu fabrikaları bacaları ile doldu.D'énormes panaches de fumée noire recouvraient la ville.
Arka bacakları iyi gelişmiş olup, sıçramaya yarar.Les pattes postérieures sont très développées et adaptées au saut.
Önemli olan serbest bacağın konumudur.La thèse de la colo libre.
Bunlar da üç tanedir. aVR (sağ kol), aVL (sol kol) ve aVF (sol bacak).Il a trois ouvertures colporées (pores et colpus/sillons) et est monade (grains solitaires).
Uzun ayak parmaklarıyla yeşil bacakları vardır.Ses mains grises sont pourvues de longs doigts.
Bacak ve ayakları kalın, kafası büyük, dudağı sarkıktır.Les mains et les pieds s’élargissent, le crâne s’épaissit.
Ön iki bacak oldukça gelişmiştir.Ses nageoires sont très développées.
Bacaklar kahverengi renktedir ve tibia II diken bulundurur.Mais le jeune général a les deux jambes gelées et le typhus.
Bacakları ve kulakları bayağı uzundur.Ses doigts et ses orteils sont très longs.
Elastik olup kollarını ve bacaklarını istediği kadar uzatabilir.Elle a la capacité d'allonger et de raccourcir ses bras et jambes.
Dört adet bacağı bulunur.Les examens montrent qu'il a la jambe cassée en quatre morceaux.
Bacardi 8 1862'den bu yana klasikleşmiş bir romdur.L'abbatiale est un Monument historique classé dès 1862.
Sağ bacak kemikleri, arka yüzey.Les os de la jambe droite.Vue postérieure.
James, Melina'ya ringde fotoğraf çektirirken saldırdı ve bacağını onun yerde yatan vücuduna koyarak poz verdi.Melina qui le modifie en plaquant l'adversaire au sol avec sa jambe.
Yavru eğer dinlenmek istiyorsa annesinin ön bacaklarına dayanır.Le petit s'agrippe à la fourrure de sa mère pour la première étape de sa vie.
Bütün kafadan bacaklılar ayrı eşeylidir.Les jambes sont séparés par un évidemment.
Sol bacak ön çapraz bağları kopan defans oyuncusu 4-5 ay sahalardan uzak kalmıştır.Pourtant cela éloignera, le coureur, quatre ou cinq mois des pistes.
Bacakları sakattır.Il leur lave les pieds.
Tablonun sağ ucunda, kucağındaki bebeğe bacayı gösteren bir çocuk vardır.Sur le côté gauche, il y a l'image d'une mère tenant un fils dans ses bras.
Gard (guard) Rakibin bacaklarla kontrol edilmesidir.Le type de pied est vérifié.
Bacağının biri yoktur, onun yerinde makineli bir tüfek vardır.Il possède à la place de son bras droit une mitrailleuse automatique.
Bir köpeğin dört bacağı var.Un perro tiene cuatro patas.
Bir masanın dört bacağı var.Una mesa tiene cuatro patas.
Herkes onun savaşta bacağını kaybettiğini biliyor.Todo el mundo sabe que perdió la pierna en la guerra.
Tom'un sağ bacağında bir çürük vardı.Tom tiene una contusión en su pierna derecha.
Tom ayak ile bacak arasındaki farkı bilmiyor.Tom no conoce la diferencia entre la pierna y el pie.
Tom'un sadece bir bacağı var.Tom tiene una sola pierna.
Bacaklarım ağrıyor.Me duelen las piernas.
Tom kurbağa bacağını sevmiyor.A Tom no le gustan las piernas de la rana.
İki köpeğin sekiz bacağı vardır.Dos perros tienen ocho patas.
İki elim ve iki bacağım var.Tengo dos manos y dos piernas.
"1-1 Interview: Michael Bacall on 21 Jump Steet and Project X" (İngilizce).«Interview: Michael Bacall on 21 Jump Steet and Project X» (en inglés).
John, bacağı kırıldığından babası ve amcasına mezarın açılması sırasında katılamaz.Dado que John tiene una pierna fracturada, no puede acompañar a su padre y tío cuando abren la tumba.
Geçirdiği uçak kazasında bir bacağını kaybettiğinde, ona "konforsuz ahşap takma bacak" takıldı.Cuando perdió una pierna en un accidente aéreo,recibió una «incómoda prótesis de madera».
Dimitri bir pencereden kaçmaya çalıştı ama bacağını kırdı.Dimitri intentó escapar por una ventana pero se rompió una pierna en la caída.