babasının ile cümle
babasının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Nelson'ın ismi, babasının kurduğu caz üçlüsü "The Prince Rogers Trio"dan gelmektedir.Navnet Prince Rogers Nelson kommer fra farens jazztrio The Prince Rogers Trio.
Babasının kim olduğu tam olarak bilinmemektedir.Man kjenner ikke til hvem som var foreldrene hans.
Tom da babasının cenazesinden bir süre sonra kasabaya geri döner ve madeni satmak istediğini söyler.Herraud dro tilbake til sin fars gård og tilbød løsepenger for Pung.
Kısa bir süre sonra babasının ölümünü müteakiben, eniştesi ve kardeşinin yardımıyla asker oldu.Hans eneste mål i livet ble nå å ta hevn med hjelp av halvbroren.
Daha sonra üvey babasının adını aldı.Han var oppkalt etter bestefaren.
Fransa'daki eğitimi, babasının onu İngiltere'ye geri götürdüğü 1521 kışına kadar sürdü.Hennes europeiske utdannelse ble avsluttet i 1521, da hun ble kalt tilbake til England av sin far.
Yurt dışında okumak içinse babasının veya kocasının yazılı izni gerekiyordu.Dermed var det bare mulig å reise til utlandet sammen med faren eller ektemannen.
Babasının ebeveynleri, Arcadius ve Aelia Eudoksia'dır.Hennes foreldre var keiser Arcadius og keiserinne Aelia Eudoxia.
Babasının ailesi Alman kökenliydi.Hans foreldre var av tysk opprinnelse.
Ayrıca bu bölümde babasının ölümü de anlatılır.Her er også hennes gripende skildring av farens død.
Lakabını babasının mesleğinden dolayı almıştır.Familien flyttet rundt på grunn av farens yrke.
Percy bu yüzden babasının Deniz Tanrısı Poseidon olduğunu öğrenince çok daha fazla üzülür.Percy oppdager at han er sønn av den greske havguden Poseidon.
Babasının yönettiği iki filmde rol almıştır.Hun medvirket i to filmer, begge regissert av ektemannen.
1331 yılında babasının yanında İtalya'da savaş konusunda bazı tecrübeler edinmişti.Pada tahun 1331 ia mendapatkan beberapa pengalaman perang di Italia dengan ayahnya.
Ora Londra civarındaki açık mikrofon oturumlarında ve bazen de babasının pub'ında sahne almaya başladı.Ora mulai tampil di pertunjukan di sekitar London dan kadang-kadang, di pub milik ayahnya.
Babasının mezarını koruması için Hwaseong Kalesi'ni yaptırmıştır.Ia membangun Benteng Hwaseong untuk menjaga makam tersebut.
Sean Lennon, 9 Ekim 1975'te, babasının 35'inci doğum gününde New York'ta doğdu.Sean Lennon dilahirkan di New York City pada 9 Oktober 1975, ulang tahun ayahnya yang ke-35.
Marx duygusal olarak babasına çok yakındı ve ölümünden sonra babasının anısına çok saygı gösterdi.Marx telah menjadi sangat emosional kepada ayahnya dan mengenang kenangannya setelah kematiannya.
Wallis ise annesiyle babasının 1895 yılının haziran ayında evlendiğini iddia etmiştir.Wallis sendiri mengklaim bahwa orang tuannya menikah pada Juni 1895.
Babasının büyük-büyük babası Edward Curzon, 6th Earl Howe idi.Kakek buyutnya adalah rekan Edward Curzon, 6th Earl Howe.
Prens Gu, babasının ölümü üzerine Kore İmparatorluğu'nun 29. lideri olmuştur.Pangeran Gu menjadi kepala wangsa Kekaisaran yang ke-29 atas kematian ayahandanya.
Futbol kariyerine, babasının kariyerini geçirdiği Real Oviedo'da başladı.Mata memulai karier sepak bolanya di Real Oviedo, di mana ayahnya menghabiskan sebagian besar kariernya.
14 yaşında iken La Coruña, İspanya'ya taşındılar ve babasının işinden dolayı demiryolu işçiliğinde çalıştı.Ia pindah ke La Coruña pada usia 14 tahun karena profesi yang dijalani ayahnya, seorang pekerja kereta api.
II. Behram (276-293) babasının din politikasını devam ettirdi.Selanjutnya Bahram II (276–293) meneruskan kebijakan ayahnya dalam masalah agama.
1904'te babasının ölümünün ardından Moskova'ya taşındı.Pada tahun 1904, setelah kematian ayahnya, ia pindah ke Moskwa.
Anne babasının 1902'deki ayrılığının ardından annesi Robert Nurnberger adlı bir Alman ile evlendi.Orangtuanya bercerai pada 1902, dan ibunya kemudian menikahi Robert Nurnberger, seorang plumber Jerman.
1270'te babasının Tunus'a düzenlediği Sekizinci Haçlı Seferine katıldı.Ia menemani ayahnya pergi Perang Salib Kedelapan ke Tunisia pada tahun 1270.
Mübarek Hân, babasının bâzı kânunlarını yürürlükten kaldırdı.Dan Yusuf menyampaikan kepada ayahnya kabar tentang kejahatan saudara-saudaranya.
Babasının ismini verdiği oğlu João, 25 Şubat 2005 doğumludur.Anaknya yang pertama bernama Jorge lahir 25 Februari 2000.
Kleopatra VII oğlunun babasının ardılı olarak hem Roma hem de Mısır tahtına oturacağını umut etmişti.Cleopatra VII berharap bahwa anaknya akan meneruskan ayahnya Caesar menjadi kepala Republik Romawi dan Mesir.
Babasının sağlığı kötüye gitmeye başlayınca Will ve eşi Josephine, Alabama'ya dönerler.Will dan Josephine pun pulang ke tempat orangtua Will di Alabama untuk menengok keadaan Edward.
Jeongjo, babasının adını temize çıkarmak için uzun süre saltanatta kalmıştır.Jeongjo menghabiskan banyak waktu mencoba untuk membersihkan nama ayahandanya pada masa pemerintahannya.
Antipas'ın çözümünün bir parçası, kurucu olarak babasının bir ayak izlerini takip etmekti.Bagian dari solusi Antipas adalah mengikuti jejak ayahandanya sebagai pembangun.
Babasının güvenini kazanmak için elinden geleni yapıyor.Ada kemungkinan dia melakukan untuk menghormati ayahnya.
Babasının vefatından sonra o ailesiyle beraber Hemedan'a geri döndü.Maka ia pun pulang kepada bapanya, habis dikabarkannya hal ehwalnya.
Leonardo babasının takma adını miras olarak aldı.Prince Edward lalu mewarisi gelar-gelar ayahnya.
Babasının evine doğru yola koyulur.Ia ingin kembali ke rumah ayahnya.
David Brabham 1991 yılında babasınında takımı olan Brabham takımıyla anlaştı.Hill mengawali karier bersama tim Brabham pada tahun 1992.
Anne babasının trafik kazasında öldüğünü söylemişlerdir.Mereka memberi tahu Harry bahwa kedua orang tuanya meninggal karena kecelakaan mobil.
Ayrıca babasının ilk evliliğinden iki üvey kardeşi vardır.Ia juga memiliki dua kakak tiri perempuan dari pernikahan pertama ayahnya.
Ailenin tek erkek varisi olarak babasının yerine geçmiştir.Peran sebagai kepala keluarga digantikan oleh kakak laki-lakinya.
On dört yaşındayken babasının işlerinde ona yardımcı olmaya başladı.Ia mulai bekerja bersama ayahnya pada usia 14 tahun.
Chris'in adı ise Leo'nun babasının ismi.Nama tengah Bill adalah Arthur, nama ayahnya.
Bu, Nymphadora Tonks'un babasının adıdır.Ia adalah ibu dari Nymphadora Tonks.
Bu efsanede de, babasının Manco Capac'a altın bir değnek verdiği düşüncesi vardır.Legenda ini juga menyebutkan tongkat emas, yang diduga diberikan kepada Manco Cápac oleh ayahnya.
Cuci, babasının yanında birçok sefere katıldı.Namun Salsa selalu berusaha mendekati ayahnya.
Jumong'un babasının gerçekte kim olduğu konusunda anlaşmazlıklar vardır.Rachmat tidak tahu siapa sebenarnya ayahnya uring-uringan.
Shakur, üvey babasının soyadıydı.Garcia adalah nama ayah tirinya.
Haziran 1854’te Charlotte Brontë, babasının yardımcısı Arthur Bell Nichollsla evlendi.Pada Juni 1854, Charlotte menikahi Arthur Bell Nicholls.
Babasının Mel lakabını miras almıştır.Ia mewarisi tahta ayahnya.
Okul sırasında babasının ölümü ile geliri azalan Napolyon, iki yıllık okulu bir yılda bitirdi.Ayahnya, seorang guru sekolah, meninggal dua tahun kemudian.
Babasının Eylül 855 de ölmesi üzerine biricik tek imparator haline geldi.Setelah kematian ayahandanya di bulan September 855, ia menjadi raja tunggal.
Babasının adı için yakupköy,merzifon'a bakın.Untuk tempat lain dengan nama yang sama, lihat Clichy.
Babasının kopyası gibidir.Ia juga membuat imitasi lukisan ayahnya.
Fransa'daki eğitimi, babasının onu İngiltere'ye geri götürdüğü 1521 kışına kadar sürdü.Ayahnya memanggil Anne kembali ke Inggris pada 1521.
Bu cevaplar sonucunda Eragon babasının Brom'dan başkası olmadığını anlar.Oromis memberitahukan bahwa ayah Eragon bukanlah Morzan, melainkan brom.
Babasının tarafında ise Skandar Keynes, Charles Darwin'in torununun torununun torununun torunu.Melalui ayahnya, ia adalah cucu buyur dari Charles Darwin.
Babasının büyükbabası Yunan idi (Mora Yarımadası'ndan Yeni Zelanda'ya taşındı).Kakeknya (dari sisi ayah) adalah orang Yunani yang pindah dari Peloponnesus ke Selandia Baru.
Aristobulus, babasının Sadukici tavrını benimseyip abisine karşı ayaklandı.Aristobulus memberontak terhadap kakaknya.
Patronimik : Babasının soyadına dayanılarak verilen isim.Patronimik: Sebuah marga yang berdasarkan pada nama pemberian dari ayahnya.