babasının ile cümle
babasının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Babasının ölümünden sonra onun yerine hükümdar olmuştur.Efter hendes død blev han enehersker.
Soyadını babasının lakabıyla değiştirmiştir.Blædel delte navn med sin farfar.
Adını, teyzesi ve Babasının en sevdiği kız kardeşi olan Drusilla'dan alır.Phoebe fik navn efter hendes mors yndlings Tante/Faster/Moster.
1896 yılında babasının ölümü üzerine zorluklar yaşadı.Han blev lensgreve ved faderens død i 1896.
Emmeline'in babasının ve kendisinin verdiği paralar Stieglitz'in çalışmadan yaşamasını olanaklı kıldı.Konens og hans forældres formuer gjorde det muligt for Stieglitz at leve uden at bekymre sig om underhold.
Aniston'nın vaftiz babası, kendi babasının en yakın arkadaşı olan Telly Savalas'tır.Anistons gudfar er den afdøde skuespiller Telly Savalas, der var en af hendes fars bedste venner.
Bu sefer Yaşar'ın babasının öldüğü öğrenilir.Da finder datteren ud af at hendes fader er død.
Annesinin adı Kim, babasının adı Michael'dır.I denne film hedder hendes mand Michael.
Kurşun babasının omzuna isabet eder.Hun kigger på beskueren over skulderen.
Babasının ilk evliliğinden olan 2 kardeşi vardır.Han har to sønner fra sit første ægteskab.
Babasının Rus topraklarını birleştirme çabalarını devam ettirdi.Hendes nuværende russiske sprogkundskaber har hun derfor måttet genopdage.
Babasının ölümü esrarengiz şartlar altında olmuş, belki de üvey kardeşlerince öldürülmüştür.Dette barn døde, muligvis under mystiske omstændigheder.
Babasının ismi bilinmemektedir.Faderens navn er ukendt.
Daha sonra Daredevil'ı bulup babasının intikamını almaya çalışır.Sigmundur forsøgte senere at hævne sin far.
Babasının vasiyeti üzerine vaftiz babasının yanında kaldı.Nu mangler han kun sin fars velsignelse.
Volga Almanları'ndan olan babasının ataları, 1941 yılında Sibirya'ya sınır dışı edilmişti.Helene Fischers slægt er volgatyskere, der i 1941 blev deporteret til Sibirien.
Babasının işi nedeniyle sık sık taşınmak zorunda kalmışlardır.Hans forældres militærtjeneste fik ham til at flytte ofte.
Babasının bir önceki evliliğinden beş çocuğu vardı.De har fem børn fra tidligere ægteskab.
Babasının kabrinin yakınında defnedildi.Hun delte mandens fængsel.
Babasının genelde bir kasap ve bir sığır satıcısı olduğu düşünülür.SuperBrugsen-butikker har som hovedregel en delikatesse- og en slagterafdeling.
Bu piyeste genç prens Hamlet, öldürülen babasının hayaletiyle karşılaşır.Prins Hamlet møder sin fars genfærd.
Bunun nedeni Babasının Almanlar için çalışmış olmasıydı.Han kom til at arbejde for den tyske regering.
Babasının Mel lakabını miras almıştır.Har arvet sin mors fortryllende skønhed.
Don Ottavio bundan çok dehşete düşmüştür; nişanlısının babasının intikamını almaya and içer.Donna Anna får Don Ottavio til at sværge, at han vil hævne hendes fars død.
Babasının ailesi Alman kökenliydi.Hans forældre var af tysk oprindelse.
Babasının kız kardeşi Yaşlı Faustina Roma İmparatoru Antoninus Pius'la evli bir İmparatoriçedir.Hans bror var Marcus Annius Libo og hans søster var Faustina den ældre som var gift med kejser Antoninus Pius.
Babasının ölümünden etkilenen Ebru intikam almak için yemin eder.En sønderknust Elizabeth sværger hævn over sin far.
Avustralya'da yaşayan babasının yanına gitmek.Han bor med sin familie i det sydøstlige Australien.
James ise babasının borç miktarını öder.Josephs venner betalte gælden for ham.
Kızı Julia babasının öldürüldüğünü iddia etti.Hans datter Julia hevdet at hennes far hadde blitt myrdet.
Gazze'ye dönüşünden sonra bile babasının mezarını ziyaret etmemiştir.Han besøkte heller ikke farens grav før han returnerte til Gaza.
Erkek kardeşi Laertes Fransa'dan döner ve babasının ölümüyle kardeşinin delirmesi nedeniyle çılgına döner.Hennes bror, Laertes, kommer tilbake fra Frankrike på grunn av farens død og søsterens galskap.
Aniston'nın vaftiz babası, kendi babasının en yakın arkadaşı olan Telly Savalas'tır.Anistons gudfar var Telly Savalas, farens beste venn.
Doktor, Jack'e babasının alkol zehirlenmesinden öldüğünü söylemektedir.En lege forteller at hans far døde av alkohol forgiftning.
Bu cevaplar sonucunda Eragon babasının Brom'dan başkası olmadığını anlar.I boken Brisingr finner Eragon ut at Brom var hans far.
García Íñiguez, babasının (Íñigo Arista) yerine Navarra kralı oldu.Garcia Iñiguez etterfulgte faren Iñigo Arista som konge av Navarra.
1872 yılında Sankt Petersburg'a geri döndü ve babasının yanında işe başladı.I 1864 returnerte han til St. Petersburg hvor han begynte å jobbe med sin far.
Muhammed Abdurrahman ilk adlarıdır; Abdurrauf babasının adı, Arafat da büyükbabasının adıdır.Mohammed Abdel Rahman var hans fornavn; Abdel Raouf var farens navn og Arafat var bestefarens.
Burada yaptığı ilk çalışmalar genelde babasının stilindedir.I sine første opptredener spilte han vanligvis sammen med sin far.
Babasının hükümdarlığı boyunca, genç Theudebert kendisinin çok iyi bir şövalye olacağını gösterdi.Allerede under sin fars styre viste unge Teudebert seg som en dyktig kriger.
Babasının işi nedeniyle sık sık taşınmak zorunda kalmışlardır.Familien flyttet annenhvert år på grunn av farens arbeid.
Helmholtz babasının lise öğretmeni olarak çalıştığı Potsdam'da doğdu.Helmholtz gikk på Große Stadtschule i Potsdam, der faren var direktør.
Babasından affını dilemek için yazdığı şiirleri ve babasının yine şiir olarak verdiği karşılıklar ünlüdür.Har du til overs av din lønn så gi din far det er min bønn han betler jo sin føde.
Babasının baba adıdır.Det blir gjerne fars etternavn
Babasının unvanının kendisinin ardıllığını belirtmek amaçlı olduğu düşünülmektedir.Morens råd viser seg å være akkurat det han trengte.
Jumong'un babasının gerçekte kim olduğu konusunda anlaşmazlıklar vardır.Det er uenighet knyttet til hvem som er Ju-Mongs far.
Oğlu bu gün babasının yolunu devam etdiriyor.Sønnen fortsatte farens politiske kurs.
Bir gün Raif, babasının öldüğünü öğrenir.Like etter får Snug beskjed at faren hans er død.
Wilhelm Grimm gençliğini babasının 1791 yılında memur olarak atandığı Steinau’da geçirmiştir.Sin ungdom tilbragte Jacob Grimm i Steinau, dit faren var blitt forflyttet som embedsmann i 1791.
Serinin ilk kitabında, Julian, Dick ve Anne'in babasının kardeşi olar kurgulanmıştır.I den første boka av serien, blir det fastslått at han er broren til faren til Julian, Dick og Anne.
Burada televizyon olmadan büyümüştür ve babasının klasik müzik koleksiyonundan parçalar dinlemiştir.Han så ikke på TV som liten, og brukte mye av tiden til å høre på farens klassiske platesamling.
Daha sonra hapisten çıkmış ve babasının yerine dönmüştür.Hun blir senere sluppet fri i bytte mot faren hennes.
Damat kız babasının elini öper gelin alınır ve oğlan evine çıkılır.Da tar mormoren pikens hånd og flyr mot himmelen.
Çocukluğu babasının alkolik oması yüzünden zor geçti.Foreldrenes ekteskap var problematisk til tider på grunn av farens alkoholproblemer.
Annesi Frances, babasının ilk eşiydi.Hans adoptivmor var Reeds tredje hustru, Frances.
Hikâyede babasının ismi geçmemektedir.Navnet til faren ville Åse ikke oppgi.
Theodora'nın hayatının erken dönemi hakkında, babasının 1142 yılında ölmesi dışında bilgi yoktur.Svært lite kjennes til fra Dudos liv, bortsett fra at han må ha død en gang før 1043.
Yıllar sonra Peter babasının çantasını bulur.Dagen etter blir han funnet av sin bror Peter.
Bu efsanede de, babasının Manco Capac'a altın bir değnek verdiği düşüncesi vardır.Denne legenden innbefattet også den gylne staven som er antatt å ha blitt gitt til Manco Capac av hans far.
"Liber Pontificalis" kaynağına göre aslen Romalı olup babasının adı "Pricus" idi.Liber Pontificalis skriver at Markus var romer, og at hans fars navn var Priscus.