babasının ile cümle
babasının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
7 Eylül 1971 tarihinde babasının ölümünden kısa bir süre sonra intihar ederek yaşamına son vermiştir.1 вересня наступного року він покінчив життя самогубством.
Babasının itibarından ötürü bu makama atandı.«Для мого діда честь отримати це звання.
Babasının kopyası gibidir.Портрет батька.
Babasının adı Hüseyin Efendi idi.Ім'я його батька було Хаджі Хусейн.
Ya her şeyi affedip yeni bir hayata başlamak, ya da babasının intikamını almak.За будь-яку ціну вона повинна розплутати клубок давнього злочину і помститися за смерть батьків.
Elizabeth'in dönüşüyle beraber babasının cinsel saldırıları devam etti.Після битви при Філіпах її батько був змушений покінчити з собою.
Babasının başlattığı askeri siyaseti sürdürdü.Продовжував військову діяльність свого батька.
Okul bittikten sonra babasının yanında çalışmaya başladı.Після закінчення школи деякий час працював з батьком.
814 yılında babasının ölümünden sonra tek ve biricik hükümdar olarak Franklar'ın hükümdarı oldu.У 810 році після смерті батька стає одноосібним королем.
Pek hoş karşılanmasada onun hakkı olan babasının eşyaları verilmiştir.Деякі приписувані йому твори виконані насправді його батьком.
2 çocuğu babasının mesleki devamçıları olmuştur.Бізнес продовжили його два сина.
12 yaşındayken, babasının işi nedeniyle İzmir’e Karşıyaka’ya taşındılar.[1]У віці 12 років, через роботу батька, вони переїхали до Ізміра в район Каршияка. [1]
Gençliğinde babasının yanında duvar ve bina yapımı işlerinde çalıştı ve aranılan bir usta oldu.У молодості Фаусто Зонаро працював в будівництві разом із батьком і став майстром своєї справи.
Galifianakis babasının ait olduğu Yunan Ortodoks inancıyla yetiştirildi .Galifianakis byl pokřtěn v otcově řecké pravoslavné víře.
Ancak, soylulara ve babasının onuruna bağlılığı sayesinde kendi hanedanında barışı koruyabilmiştir.Nicméně loajalita šlechty k jeho otci, pomohla zachovat mír v zemi.
1953 yılında babasının ölümünden sonra, Moskova'da bir öğretim üyesi ve çevirmen olarak çalıştı.Po smrti svého otce v roce 1953 přijala příjmení své matky a pracovala jako učitelka a překladatelka v Moskvě.
Julia'nın sosyal hayatı sıkıca kontrol altındaydı ve sadece babasının izin verdiği kişilerle konuşabiliyordu..Její společenský život byl pod přísnou kontrolou, mohla se stýkat a bavit pouze s lidmi prověřenými otcem.
Üvey kardeşi William babasının diğer evliliğindendir.Má nevlastní sestru Susan z druhého manželství jejího otce.
Futbolcu olan babasının aktif spor kariyeri, sakatlığı nedeniyle erken bitti.Ovšem jeho slibná sportovní kariéra fotbalisty skončila velmi rychle kvůli zranění.
Babasının Ü.Ç. 2980'de ölmesi üzerine kral olmuştur.Králem se stal po smrti svého otce roku 2980 Třetího věku.
Sanata ilgisi, babasının yaptığı suluboya resimleri izleyerek başladı.O bojová umění se začal zajímat poté, co viděl, jak byl zbit jeho otec.
Fakat babasının sağlığı iyileşti ve babası krallık iktidar gücünü tekrar ellerine aldı.Ruce krále, tak byly ruce uzdravitele.
Phaeton bir günlüğüne babasının Güneş Arabası'nı sürmek istediğini söyler.Faethón žádá, aby jej Hélios nechal jeden den řídit svůj sluneční vůz.
Kardeşi ile birlikte, I. Dünya Savaşı'nın zor yıllarında babasının yardımcısı oldu.Společně se svým bratrem podporovali svého otce při bojích v první světové válce.
Melodia hırsızlıktan tutuklanınca, Viola babasının isteği üzerine nişanı bozdu.Ale po Melodiově zatčení za krádež Violiin otec trval na tom, aby zrušila svoje zasnoubení, což udělala.
1947 yılında babasının yanına Arequipa’ya gitti.Roku 1947 odešel za svou rodinou do Alžírska.
Babasının hukümdarlığı devam etmekteydi.Ten v otcově řemesle pokračoval.
1371'de Richard'ın ağabeyi olan " Edward Anglomelu" öldü ve Richard babasının varisi oldu.Jeho starší bratr Eduard z Angoulême zemřel roku 1371 a Richard se tak stal otcovým dědicem.
1523'te mezun olup Portekiz'e dönmüştür ki bu tarih babasının ölümünden iki yıl sonrasına denk geliyordu.V roce 1523, dva roky po otcově smrti, dokončil studia a vrátil se do Portugalska.
Aile kabul etmez ise çocuk babasının etnisitesini alırdı.Pokud se rodiče neshodli, dítě bylo automaticky přiřazeno k etnickému původu otce.
Babasının soyadındaki harflerin yerini değiştirip Dalaras soyadını almıştır.Myslel však na pověst svého otce, a změnil si jméno.
Haziran 1854’te Charlotte Brontë, babasının yardımcısı Arthur Bell Nichollsla evlendi.V červnu 1854 si vzala Arthura Bell Nichollse, otcova vikáře.
Hikâyede babasının ismi geçmemektedir.Jméno jejich otce nikdy neprozradila.
Bu onu babasının işlerinden tamamen ayırır.Ten ho zasvětí do výzkumu jejich otce.
Bey'in oğlu babasının istemediği bir kızı sevmiş.Proč bys čekal na otce, který nepotřebuje syna?
Üç yaşında babasının yatak odasında babasının saraç iğnesiyle sol gözüne hasar verdi.Ve věku tří let si Louis poranil levé oko šídlem z otcovy dílny.
Anne ve babasının ayrılmasından sonra annesi Anaïs ve iki erkek kardeşini alarak New York'a taşındı.Postupně za Melody do New Yorku přicházejí její matka i otec.
Konu Manuil ile babasının askeri yeteneklerinin karşılaştırılmasıydı.Tato akce byla v přímém rozporu s politikou Manuelova otce.
Ertesi yıl babasının ölümü üzerine tahta çıktı.Následující rok odešel z úřadu kvůli smutku za smrt otce.
Babasının adı Randy'dir.Má přezdívku Randy.
Karşılığında babasının eczanesinde çalışacaktı.Pracoval v podniku svého otce.
Çocukluğunda babasının işi yüzünden sürekli seyahat etmiştir.V dětství se rodina mnohokrát stěhovala kvůli zaměstnání otce.
Babasının işi nedeniyle sık sık taşınmak zorunda kalmışlardır.Z důvodu otcova povolání se rodina často stěhovala.
Babasının 1892'deki ölümü sonrasında Üsküdar'a yerleşti.Po smrti otce se v roce 1892 přestěhovala do Chrudimi.
Cem Sultan, babasının vefatını dört gün sonra öğrenebildi.Olomoucký biskup Jan stvrdil fundační listinu svou pečetí o tři dny později.
Babasının ölümünden etkilenen Ebru intikam almak için yemin eder.Jejich synové přísahali, že smrt svých otců pomstí.
Ayşe Sultan babasının en sevdiği kızı idi.Ta ji popsala jako nejoblíbenější ženu sultána.
Ada, isteği üzerine, babasının yanına Mary Magdalene Kilisesi’ne (Hucknall, Nottingham) gömüldü.Na svou žádost byla pohřbena vedle svého otce v kostele svaté Marie Magdalény v Nottinghamu.
Babasının erken ölümü onu destekleyenlerin azalmasına sebep oldu.Ostuda, kterou tím způsobil, přispěla k předčasné smrti jeho otce.
Fatma Nezihe, babasının Konya Ziraat Bankası müdürü olduğu dönemde dünyaya geldi.Od Nory se dozvíme, že její manžel se právě stal ředitelem Akciové banky.
Kral'ın babasının ondan başka 45 oğlu ve 50 tane de kızı vardı.Leč po králi zůstalo ještě padesát synů, kteří byli ještě horší než jejich otec.
Vito babasının borçlarını ödedikten sonra polise yakalanır ve yaklaşık 10 yıl yatar.Po několika akcích pro něj je však Vito zatčen policií a poslán na 10 let do vězení.
Havaalanında Jack'e babasının tabutunun kaybedildiği bildirilir.V letadle mu oznámí, že jeho otec zemřel.
Babasının isteği üzerine teoloji (dinbilim, ilahiyat) okuyup papazlık eğitimi almıştır.Na přání svého otce studoval práva a teologii.
Oğullarını alarak babasının yanına gitti.Do Děčína jel podle svých slov za kamarádem.
Bunun yanı sıra babasının ikinci evliliğinden 5 üvey kardeşi daha olmuştur.Z otcova druhého manželství měla pět sourozenců.
Dokuz yaşındayken babasının ölümünden sonra O'Brien, vandalizme uğradı.Dva týdny poté, co byly zahájeny produkční práce, spáchal O'Brien sebevraždu.
Eğitimine babasının yanında başladı.Počátky svého vzdělání získal u svého otce.
Kurşun babasının omzuna isabet eder.Nakonec střelí otce do nohy.
Daha sonra hapisten çıkmış ve babasının yerine dönmüştür.Později z vězení uprchl a dostal se zpět do Paříže.