babasının ile cümle

babasının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Filmin çeşitli noktalarında Tarkovsky'nin babasının şiirleri okunur.W filmie cytuje też wiersze swego ojca Arsienija Tarkowskiego.
Babasının ölümü (80 yaşında).Zmarł w wieku 85 lat (pol.).
Hastanede geçirilen kısa bir sürenin ardından Ma, Jack'i alır ve anne babasının evine götürür.Wkrótce Jack dostaje zawału serca i rodzice decydują o tym, że zostanie w domu.
Babasının kendisine uzun yıllar önce vermiş olduğu taştan bir kâğıdı tutuyordur.Oddawał mu w opiece fragment ziemi, którą sam otrzymał od własnego seniora.
Dedesinin adı Mecduddin İsa ve babasının adı Muslihhidin Musa'dır.Jego prorok to Mojżesz, czyli Musa.
Azerbaycan valisiyken babasının ölümü üzerine tahta çıktı.Zrozpaczony Karan czuje się winny śmierci ojca.
Kız kardeşinden gelen telefonla, babasının öldüğü haberini alır.Dziewczyna odbiera telefon z wiadomością o śmierci swego chłopaka.
12 yaşına geldiğinde babasının arabasını ve kamyonunu sürmeye başlamıştı.Z kolei gdy miał 12 lat dostał od ojca swój pierwszy samochód.
Gerçek annesi muhtemelen babasının kilisesinin üyelerinden biriydi.Jego matką była jedna z konkubin jego ojca.
King'in babası düğünü gelinin babasının evinde gerçekleştirdi.Ślub młodej pary odbył się na koszt króla.
Ancak beş yıl sonra anne ve babasının ayrılması üzerine Gaitana ve annesi Ukrayna'ya geri dönmüşlerdir.Mieszkała tam przez pięć lat, by potem wrócić z matką na Ukrainę.
Bu plan babasının açıkça yapmamak için kendine emir verdiği büyük bir saldırgan harekat idi.Zdeterminowany ojciec poczynił starania, by odwieść go od tego planu.
Burada televizyon olmadan büyümüştür ve babasının klasik müzik koleksiyonundan parçalar dinlemiştir.W dzieciństwie zainteresowała się muzyką, słuchając płyt gramofonowych z kolekcji swego ojca.
Annesi babasınınsevdiği lezzetli bir yemek yaptı.Czekała tam na niego wciąż ciepła potrawa, którą mama zrobiła na kolację.
Annen babasının ölümünden sonra, onun babasının bütün parasını aldı.Po śmierci mojej mamy wzięłam do siebie wszystkie listy ojca.
Böylece babasının müziğini tekrar anmış oldu.Odtwarzał on tam ciągle muzykę swojego syna.
Babasının ailesi Alman kökenliydi.Jego rodzina miała pochodzenie niemieckie.
Babasının ölümü üzerine 1892'de on sekiz yaşında iken Osmanlı Devleti’nin fermanı ile hidivliğe getirildi.W wieku jedenastu lat, po wybuchu rewolucji w 1868 udał się wraz z matką na wygnanie.
Carl, Frank'e babasının öldüğünü söyler.Wmawiała Clary, że jej ojciec zmarł.
Eğitimi sonrası Irak'a döndüğünde babasının zoru ile evlendi.Jednak w obawie przed ślubem wyjechał z Hiszpanii.
Helga Hufflepuff, babası için çok üzülüyordu, çünkü babasının çiftliği onlara hiç para kazandırmıyordu.Jej przyjaciółka, Poppy Field, przeniosła się do Lee Hill, bo jej rodzice nie mieli pieniędzy na czesne.
Huo Yuanjia, babasının yanında korucu görevi üstlenmeye başladı.Stefan Hula zaczął skakać pod okiem swojego ojca.
Babasının mesleği yüzünden ailesiyle beraber birçok yere gitti, birçok farklı şehir ve ülkede yaşadı.Wraz z rodziną przenosił się wielokrotnie, zamieszkując w różnych rejonach USA.
O, babasının ölümünden sonra işle ilgilendi.Przejął biznes ojca po jego śmierci.
1913 yılında babasının Kriegsministerium’a atanması üzerine Berlin’e taşındılar.År 1913 flyttade hans far till Kriegsministerium till Berlin.
Young'ın göbek adı olan "Romelle", babasının amatör R&B grubu The Romells'ten gelmektedir.Hans mellannamn, Romelle, kommer från hans fars R&B-grupp, The Romells.
31 Mart 2018'de, 1 Şubat 2017'de babasının ölümünden sonra UDPS'ye liderlik etmesi için seçildi.Den 31 mars 2018 valdes han till ledare för UDPS efter hans fars död den 1 februari 2017.
Robert, babasının yakın danışmanı Ranulf Flambard'ı kendisine de yakın danışman yaptı.Robert anlitade som sin nära rådgivare Ranulf Flambard, som tidigare också varit faderns nära rådgivare.
Bir doktorun oğlu olan Blin, babasının isteklerine karşı çıkarak tiyatro alanında kariyer yapmaya karar verdi.Blin var son till en läkare och mot sin fars vilja gick han in för en karriär inom teatern.
Babasının 41. kızıdır.Du är min vän 41.
Babasının ölümünden sonra, ailesi Göteborga taşındı.Efter pappans död flyttade familjen till Göteborg.
Anne ve babası matematik öğretmeni olan Zernike, özellikle babasının fiziğe karşı olan tutkusunu paylaştı.Båda föräldrarna var lärare i matematik, och han delade speciellt sin fars passion för fysik.
Cem Karaca, babasının cenaze törenine katılamadı.Laforgue kunde inte närvara vid faderns begravning.
Buna rağmen, Ada’nın babasına ilgisi devam etti ve isteği üzerine öldüğünde babasının yanına gömüldü.Ada behöll dock sitt intresse för sin far och begravdes enligt sin sista vilja vid sidan av honom.
Babasının yerine tahta geçtiğinde erkek kardeşi ona karşı ayaklanmıştır.Strax efter att han efterträtt sin far, gjorde hans bror uppror mot honom.
Bu onu babasının işlerinden tamamen ayırır.Det är därför svårt att skilja hans insats från faderns.
Bu iki birbirine zıt gencin hayatı Drake'in annesinin ve Josh'ın babasının evlenmesiyle kesişir.Där spelar de halvbröder, som motvilligt måste flytta ihop när Drakes mamma och Josh pappa gifter sig.
Başka bir rivayet, Yorgi’nin babasının Kapadokyalı olduğunu nakleder.Mannen med ärret säger att Giorgios by ska drabbas av olycka.
Kısa bir süre sonra bir hizmetçi, babasının az önce öldüğünü bildirdi.Kort därefter kom en tjänare för att berätta att Gandhis far just hade dött.
1945 yılında Şah babasının helal et misyonunun sekreteri olarak babasına Uruguay’a gittiğinde eşlik etti.1945 följde han sin far till Uruguay som sekreterare i faderns halalkött-beskickning.
Babasının da o yemek yüzünden öldüğü söylenir.Det antyds att hans far blev dödad för detta.
Daha sonra babasının biyografisini yazdı.Han gav även ut faderns självbiografi.
Trapani o gün babasının intikamını almaya yemin etti.Unge Clifford svär att hämnas sin fars död.
Babasının Mel lakabını miras almıştır.Har hon ärvt sin pappas förmåga?
Babasının ailesi Alman kökenliydi.Hans föräldrar var av tysk härkomst.
Ayşe Sultan babasının en sevdiği kızı idi.Hon ska ha varit sin fars favorit.
Bir müddet Divan-ı Hümayun Kalemi'ne devam etmişse de, babasının vefatından sonra memuriyeti bırakmıştır.Därefter bosatte han sig på godset Hakunge som han ärvt från sin far.
Annesi Frances, babasının ilk eşiydi.Modern var faderns första hustru.
"Liber Pontificalis" kaynağına göre aslen Romalı olup babasının adı "Pricus" idi.Liber Pontificalis skriver att Markus var romare, och att hans fars namn var Priscus.
İlk çocukluk yıllarını, babasının işi nedeniyle tayin olduğu Stettin'de geçirdi.Hans tidiga barndom tillbragte han i Stettin då hans far fått arbete där.
Tahta çıkışı babasının ölümünün ardından gerçekleşmiştir.Berge gick till sjöss efter faderns död.
Babasının yanında eğitim aldı.Han gick i lära hos fadern.
John ise babasının sadece eğlenmek istediğini biliyordur.Hon får av en vän veta att John vill återvända.
Babasının tahttan indirilmesi üzerine nikahı beş yıl sonra 1708'de kıyıldı.Det nämns återigen när dennes pappa dör fem år senare, 1760.
Şirket, Doğan ailesine ait olmak üzere Aydın Doğan'ın babasının ismini almaktadır.De gav sonen ett brasilianskt indianskt namn för att hedra sitt nya hemland.
1933'te babasının ölümü üzerine tahta geçti.Han tog över varvet efter faderns bortgång 1937.
Babasının mensup olduğu Bostancı Ocağı'nda yetişti.Han växte där upp med faderns hästar.
Hükmü zamanında imparatorluğun genel durumu babasının devrine göre sakindi.Alla övriga ämbetsmän ska i fortsättningen av kejsarinnans regeringstid ha fruktat hennes bror.
Aynı yıl babasının ölümüyle boşalan cumhurbaşkanlığı makamına seçildi.Obama fick kännedom om sin mormors död dagen före presidentvalet.
Bu, Nymphadora Tonks'un babasının adıdır.Moster till Nymphadora Tonks.

İlgili Sayfalar