babasının ile cümle
babasının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Babasının yurt dışında öldüğü söyleniyor.On dit que son père serait mort à l'étranger.
Babasının ölümünün imtikamını almak için onu öldürdü.Il le tua pour venger son défunt père.
Babasının mesleği dolayı 16 yaşına kadar Sharon altı farklı şehirde yaşadı.À 16 ans, Sharon a déjà vécu dans six villes différentes.
Fransa'daki eğitimi, babasının onu İngiltere'ye geri götürdüğü 1521 kışına kadar sürdü.Son éducation prend fin à l'hiver 1521 lorsqu'elle est rappelée en Angleterre par son père.
Babasının yönettiği iki filmde rol almıştır.Il a joué dans deux films tournés par son père.
Young'ın göbek adı olan "Romelle", babasının amatör R&B grubu The Romells'ten gelmektedir.Le deuxième prénom de Young, Romelle, s'inspire du groupe de R&B amateur de son père, The Romells.
Babasınını Masalın Aslı adlı kitabının rejisi yapılmış seri okumalarını yaptı.L’affaire du père de Bo qui est décrite alors qu'elle s'est déjà déroulée dans le livre.
Prens Gu, babasının ölümü üzerine Kore İmparatorluğu'nun 29. lideri olmuştur.Le prince Gu devient le 29e chef de la maison impériale coréenne (en) à la mort de son père.
23 Haziranda grup, Markham'ın babasının ölümünü işittiği Lima'yı incelemiştir.Le 23 juin, le groupe atteint Lima, où Markham apprend le décès de son père.
1993 yılında, Gagarina'nın babasının ölmesiyle beraber annesi Rusya'ya taşınmaya karar vermiştir.En 1993, le père de Gagarina meurt de crise cardiaque et sa mère décide de revenir en Russie.
Volga Almanları'ndan olan babasının ataları, 1941 yılında Sibirya'ya sınır dışı edilmişti.Ses grand-parents sont des Allemands de la Volga déportés en Sibérie en 1941.
Bu olaylar sürerken; Raj babasının mahkemesine getirilir ve Rita da avukatlığını yapmaktadır.En raison de ces actions, Raj est amené à un autre tribunal, et où il est défendu par Rita.
Babasının işi nedeniyle sık sık taşınmak zorunda kalmışlardır.Son père à cause de son travail est obligé de déménager souvent.
Eve döndüğünde Will babasının kalp krizi geçirdiğini ve hastanede olduğunu öğrenir.Will retourne chez son père et apprend que celui-ci a fait une attaque et est à l'hôpital.
Bununla birlikte, babasının Rus İmparatorluğu'na yönelik yalın politikasını tersine çevirmekte başarılı oldu.Il réussit toutefois à renverser la politique obséquieuse de son père envers la Russie.
1270'te babasının Tunus'a düzenlediği Sekizinci Haçlı Seferine katıldı.En 1270, il accompagna son père à la huitième croisade, à Tunis.
Phaeton bir günlüğüne babasının Güneş Arabası'nı sürmek istediğini söyler.Phaéton le prend au mot et réclame de conduire le char du Soleil toute une journée.
Üvey kardeşi William babasının diğer evliliğindendir.Il a un demi-frère, William, issu du second mariage de son père.
Gunter Sachs daha sonraları birkaç basın toplantısında babasının geçmişine değinmiştir.Gunter Sachs publia plusieurs livres sur le passé de son père.
Oyun, Alyx babasının cansız bedeninin önünde ağlarken biter.Alyx s'effondre devant le corps inanimé de son père.
1849 30 Temmuz: Babasının ölümü.1937 - Le 18 juin, décès de son père.
Macrinus 8 Haziran 218'de Antakya'da bozguna uğradığında, Diadumenian babasının ölümünü takip etmiştir.Lorsque Macrin fut vaincu et capturé le 8 juin 218, à Antioche, la mort du fils précéda de peu celle du père.
Öteki ona anne babasının evine dönmesini öğütler.Il lui télégraphie de revenir chez ses parents.
Faure'ın babası 1. Dünya Savaşı'nda, aynı zamanda Camus'nün de babasının öldüğü Marne'da ölmüştür.Son père meurt à la première bataille de la Marne en 1914 où est également mort le père de Camus.
Ayşe Sultan babasının en sevdiği kızı idi.Élisabeth était l'enfant préféré de son père.
Goethe, babasının yönlendirmesi ile 1765 yılı ilkbahar aylarında, Leipzig’de hukuk öğrenimine başlamıştır.Sur instruction de son père, Goethe commença ses études de droit à l'université de Leipzig à l'automne 1765.
Yaz aylarında Erie, Pennsylvania'da büyük annesi ve büyük babasının yanında kalıyor ve gazete satıyordu.Il passe ses étés à Érié, en Pennsylvanie, chez ses grands-parents et vend notamment des journaux.
Fakat II. İsmail babasının hükümdarlığı döneminde hayatını olarak geçirmişti.Il avait déjà combattu contre les ismaélien pendant le règne de son père.
James ise babasının borç miktarını öder.Jack emprunte de l'argent à son père.
Bu babasının bir av kazasında ölmesinden bir yıl önce gerçekleşmiştir.Il précède d'un an son père dans la mort.
Bu cevaplar sonucunda Eragon babasının Brom'dan başkası olmadığını anlar.C'est pourtant faux : le vrai père d'Eragon n'est autre que Brom.
Yedi kardeşi varmış. Babasının ölümünden sonra, annesi ve kız kardeşleri ile Colchester'da yaşamış.Après la mort de son père, elle alla résider avec sa mère et deux sœurs à Colchester.
Soyadını babasının lakabıyla değiştirmiştir.Il a changé son nom pour embêter son père.
Hikâye küçük Danny ve babasının maceralarını anlatıyor.Cette histoire raconte les aventures de la petite Émilie et ses amis.
Çıraklık sonra babasının manifaturacı dükkanında perakende satıcı olarak çalıştı.Il travaille ensuite comme coursier pour le magasin de disque de son frère.
Şarkıcı, daha sonra çocuğun biyolojik babasının kendisi olmadığını öğrendi.Il s'avère finalement qu'il n'est pas le père biologique de cet enfant.
Anne babasının Servilia the younger ve younger Quintus Servilius Caepio adında iki çocuğu daha vardır.Ses parents eurent deux autres enfants : Servilia la Jeune et Quintus Servilius Caepio.
Yapılan DNA testinde, sanığın çocuklarından birinin babasının öldürdüğü Fesih Çelebi olduğu belirtildi.Les test ADN ont révélé que l'un des accusés était le père,.
Babasının adı Mustafa’dır.Ses parents l'ont appelé Mustafa.
30 Mart: Babasının cenaze merasimi.20 mars : funérailles de César.
Bir gün işi gereği bir mafya babasının oğlunu öldürmüştür.Un jour, un policier tue son père.
Babasının güvenini kazanmak için elinden geleni yapıyor.Elle avait tout fait pour gagner l’amour de sa mère.
Adını annesinin ve babasının adlarının ilk hecelerinden almaktadır.Il s'engage à relever le nom et les armes de sa cousine.
King'in babası düğünü gelinin babasının evinde gerçekleştirdi.Le mariage eut lieu dans la maison de son beau-père.
En değerli eşyası babasının ona bıraktığı 1967 Model Chevrolet Impaladır.Sa voiture, une 67 Chevy Impala, est son bien le plus précieux.
Vaftiz edildiğinde, vaftiz babasının, vaftiz kızıyla evlenmesinin uygun olmadığını söylemiştir.Une fois baptisée, elle fit valoir qu’il n’était pas approprié qu’un parrain épousât sa filleule.
Babasının ölümünden etkilenen Ebru intikam almak için yemin eder.Apprenant par hasard les circonstances de la mort de son père, il jure de se venger.
Hal geri gelir ve babasının yanlış düşüncelerde olduğunu ona inandırır.Il revient vers son père, convaincu que sa sœur est irrécupérable.
Babasının vefatından sonra Devlet Bursu ile eğitimine aynı kurumda devam etmiştir.À la suite du décès subit de son père il poursuit ses études au même Conservatoire avec une bourse d'État.
5.yaşındayken annesinin ve babasının ona bir tenis raketi almasıyla anında tenise aşık oldu.Pour son cinquième anniversaire, son père lui offre une raquette de tennis.
Ayrıca babasının ilk evliliğinden iki üvey kardeşi vardır.En outre, elle a deux demi-sœurs du premier mariage de son père.
1454 yılında babasının ölümünden sonra beyliğin başına geçti.En 1354, il succède à son père après l'assassinat de ce dernier.
"Babasının Başka evi Var".Sa famille y possède une maison.
Patronimik : Babasının soyadına dayanılarak verilen isim.Dear Father : un titre qu'elle a dédié à son père.
Daha sonra babasının biyografisini yazdı.Elle écrit une biographie de son père.
Onun da amacı Arno gibi babasının katilini bulmak.C'est également lui qui tuera le père d'Arno Dorian.
Babasının savaş sırasında Vietnam'da bulunurken annesi ile tanışmıştır.Ses parents se sont rencontrés quand son père travaillait au Viêt Nam pendant la guerre.
Düğününde babasının kilt giymesi sebebiyle İskoç asıllı olması muhtemeldir.Anglais, il a pu revêtir le maillot de l'Écosse en raison de son grand-père écossais.
Yaşamının ilk yılları babasının intiharı nedeniyle zor geçmiştir.Ses jeunes années furent marquées par le suicide de son père.
Anne babasının Katolik olmasına karşın, siyasi nedenlerle Ortodoks olarak yetiştirildi.Bien que nationalistes et catholiques, ses parents étaient peu impliqués politiquement.