babasının ile cümle

babasının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Çocukken babasının ailesi Bulgaristan'a taşındı.Her father's family moved to Bulgaria when he was a child.
Babasının ailesi, 1100'lerden beri aslen Gloucestershire'daki Bitton'da toprak sahibiydi.His father's family had been landowners, originally at Bitton in Gloucestershire, since the 1100s.
2004 yılında Presley, babasının mülkünün yüzde 85'ini sattıIn 2004, Presley sold 85 percent of her father's estate.[4]
Öğleden sonra babasının evinde öğle yemeğini birlikte yemişlerdi.They had eaten lunch together at her father's home that afternoon.
Amuka-Bird, babasının günümüzde yaşadığı yer olan Nijerya'nın Delta Eyaletinde doğdu.Amuka-Bird was born in Delta State, Nigeria, where her father still lives.
Lelia McWilliams, üvey babasının soyadını benimsedi ve A'Lelia Walker olarak tanındı.[1][2][3]Lelia McWilliams adopted her stepfather's surname and became known as A'Lelia Walker.[1][12][13]
Babasının Whitefriars, Bouverie caddesindeki evlerinin yanında bir fabrikası vardı.His father owned a factory next to their house on Bouverie street, Whitefriars.
1276'da babasının ölümü üzerine, Aragon Krallığı'nın toprakları iki oğuu arasında paylaştırıldı.On his father's death in 1276, the lands of the Crown of Aragon were divided amongst his two sons.
Marie Barcelona'yı iki kez ziyaret etti ,ikincisi babasının öldürülmesinden sonraydı.Marie visited Barcelona twice, the second time after her father's murder.
George Tupou, 1820'de babasının ölümünden önce Tuʻi Haʻapai (Yüce kral) olarak atandı.George Tupou was established as the Tuʻi Haʻapai (High king) before the death of his father in 1820.
Bir dizi telefon görüşmesinden sonra babasının öldüğünü öğrenmiştir.She found out after a series of phone calls that her father had died.
1791'de babasının ölümü üzerine Eve tarikatın "kutsal hanımı" ve lideri haline geldi.Upon the death of her father in 1791, Eve became the "holy mistress" and leader of the cult.
1931'de babasının hastalanması, ailesinin mali durumunu zorladı.In 1931 her father became ill, which strained her family's finances.
O, anne babasının sözünü dinler.Sie hört auf Vater und Mutter.
O, babasının zengin olmasıyla gurur duyuyor.Er ist stolz darauf, dass sein Vater reich ist.
Bana babasının bir doktor olduğunu söyledi.Er sagte mir, dass sein Vater Arzt sei.
Tom, Mary'nin babasının kim olduğunu bilmiyordu.Tom wusste nicht, wer Marias Vater war.
Tom Mary'ye babasının kim olduğunu sordu.Tom fragte Maria, wer ihr Vater sei.
Babasının mektup göndermesini bekliyor.Er wartet darauf, dass sein Vater ihm einen Brief schickt.
Babasının sayesinde Flynn, küçük yaşta dünyanın pek çok yerini gezdi.Durch seinen Vater kam Flynn bereits in jungen Jahren viel in der Welt herum.
1863'te Mainländer Almanya'ya döner ve babasının iş yerinde çalışmaya başlar.1863 kehrt Mainländer nach Deutschland zurück und arbeitet im Geschäft seines Vaters.
Babasının ölümünden sonra ailesi 1865 yılında ABD’nin Knoxville (Tenessee olarak da bilinir) kentine taşındı.Nach dem Tod ihres Vaters wanderte die Familie 1865 nach Knoxville (Tennessee) in die USA aus.
Bir sene sonra Struve, babasının halefi oldu ve 1889'a kadar rasathanenin müdürüydü.Ein Jahr später wurde Struve der Nachfolger seines Vaters und wirkte bis 1889 als Direktor der Sternwarte.
Onun ölümünden sonra oğlu Yesüdar babasının yerine getirilmiştir.Beim Tod seines Vaters zerfiel dessen Reich unter seinen Söhnen.
Babasının soyadı Jaff’tır .Der Familienname ihres Vaters ist Jaff.
Trapani o gün babasının intikamını almaya yemin etti.Zanrelot hat sich damals geschworen, seinen Vater zu rächen.
Chris'in adı ise Leo'nun babasının ismi.Er hat seinen Namen von Leos Vater.
Babasının aksine Tiberium'u silah olarak görmekte.Anders als ihr Vater lehnt sie nicht den Gebrauch von Tiberium als Waffe ab.
Babasının adı ile ilintili olarak Baliyan veya Balyan olarak adlandırılmıştır.Der Name wird auf die Ansiedlung eines Bero (oder auch Bären) zurückgeführt.
İngiltere'nin Londra kentinde doğan Baiyewu, beş yaşındayken babasının ölümü üzerine Nijerya'ya göçtü.Der in London geborene Baiyewu lebte nach dem Tod seines Vaters seit seinem fünften Lebensjahr in Nigeria.
Babasının bir önceki evliliğinden beş çocuğu vardı.Sein Vater hatte bereits fünf Kinder aus erster Ehe.
Babasının baba adıdır.Es ist der Name seines Vaters.
Ortağı Ed ve iki rehberle beraber babasının kulübesine (Ash’in bulunduğu kulübe) doğru yol çıkarlar.Dieser bietet ihrem Vater an, aus ihnen eine dupla sertaneja (Country-Duo) zu machen.
Swift'in büyük babasının adı Robert'tı ve babasının ikinci adı Kingsley.Swifts Oma hieß Majorie Finlay, ihr Opa hieß Robert ihr Vater mit zweitem Vornamen Kingsley.
Babasının yönettiği iki filmde rol almıştır.Bei beiden Filmen führte sein Vater Regie.
Bu da babasının ölüm nedeninden ileri geliyordu.All das fühlte ich natürlich wegen des Todes meines Vaters.
Babasının ailesine katılmayı reddetmiştir.Andererseits lehnte er es ab, von den sozialen Beziehungen seines Vaters zu profitieren.
1964 yılında, babasının işine George'un oğlu Claus Hipp devam etti.1964 trat Georgs Sohn Claus Hipp in den väterlichen Betrieb ein.
Babasının adı Yakup'tur.Hallo, ich heiße Jakob!
II. Elizabeth babasının yerine 1952 yılında geçtiğinde, yeni bir pula gereksinim duyulur.Als 1952 Elisabeth II. ihrem Vater auf den Thron folgte wurden neue Briefmarken benötigt.
Mübarek Hân, babasının bâzı kânunlarını yürürlükten kaldırdı.Brahma gewährte ihm die Segnungen, da er mit seinen Bußübungen zufrieden war.
Çünkü, kendi kariyerini babasının desteği olmadan, kendi kurmak istiyordu.Nun könnte sie ohne Intervention des Vaters entscheiden.
Babasının yönetimi altında Belh şehrinin yöneticiliğini yaptı.Im Auftrag ihres Bruders verwaltete sie den Besitz der Familie.
Genç Bruskino bu parayı istemek üzere babasının arkadaşı Gaudenzio'ya bir mektup yazmıştır.Bruschino habe ihm einen Brief mitgegeben, den Gaudenzio an seinen Vater weiterleiten solle.
Ağabeyleri ile birlikte babasının sürülerini güdüyor, ağabeylerinin yaptıklarını babasına anlatıyordu.Er beobachtet, wie seine Brüder Vieh schlachten, etwas, das ihr Vater verboten hat.
Ateş'in babasının ve annesinin öldürülme emrini o vermiştir.Nachdem seine Mutter gestorben war, wurde er einige Jahre in Heimen und bei Pflegeeltern untergebracht.
Karşılığında babasının eczanesinde çalışacaktı.Danach arbeitete sie bei ihrem Vater in einer Apotheke.
Kardeşlerinin aksine, babasının mirasına ortak olamamıştır.Er besaß aber nicht die Begabung seiner Eltern.
Gerçek annesi muhtemelen babasının kilisesinin üyelerinden biriydi.Seine Mutter war vermutlich eine Angehörige der Cree.
Babasının adı Halil, annesinin adı Gülihan (Gülo) idi.Dem Familiennamen des Vaters (Chamaetos) zog er den Namen der Mutter (Kabasilas) vor.
İlk çocukluk yıllarını, babasının işi nedeniyle tayin olduğu Stettin'de geçirdi.Seine frühe Kindheit verbrachte er in Stettin, wohin sein Vater aus beruflichen Gründen versetzt worden war.
Babasının başlattığı askeri siyaseti sürdürdü.Er führte den militärisch geprägten Stil seines Vaters fort.
Babasının ölümünden annesini sorumlu tutan Bihter, ona kin duymaktadır.Sie, die ihre Mutter für den Tod ihres Vaters verantwortlich macht, traut ihr einen Mord zu.
Babasının seyahatlerine bir rahip adayı olarak eşlik etti.Er reist in Begleitung eines Priesters nach New York.
Ancak babasının ölümünün sorumluluğunu Ani'ye yükleyerek ondan nefret etmektedir.Bereits nach dem Tod seines Vaters wurde er als dessen Nachfolger Drost von Neuenrade.
Bundan ötürü John, babasının ev bakımı gibi günlük işlerle ilgilenmesi için uğraşır.Und so muss Julius die tägliche Hausarbeit erledigen.
Babasının ölümü esrarengiz şartlar altında olmuş, belki de üvey kardeşlerince öldürülmüştür.Die Umstände seines Todes sind nicht ganz klar, womöglich waren seine Neffen daran beteiligt.
Sara, babasının ona bıraktığı anahtarı gösterir.Er zeigt ihr eine Bibel, die ihm sein Sohn geschickt hat.
Adını babasının doğum yeri olan Aachen’den alır.Er benennt Aachen als seinen Wohnort.
Bir avukatın kızı olarak on sekiz yaşına kadar babasının hukuk bürosunda çalışmıştır.Die Tochter eines Anwalts arbeitete bis zur Volljährigkeit in der Kanzlei ihres Vaters.

İlgili Sayfalar