babasının ile cümle
babasının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
İki yıllık eğitimin ardından babasının hastalığı üzerine Ansfelden’e döndü.After two and half years, he returned home due to his father's illness.
Babasının savaş sırasında Vietnam'da bulunurken annesi ile tanışmıştır.Her parents met while her father was stationed in Vietnam during the Vietnam War.
İlk tahsilinin ardından babasının çalıştığı kurumda memuriyet başladı.This is the same station her father started at.
Muhtar'ın babasının katili olduğundan habersiz yanında gezdirir.Unexpectedly, the father of the murdered man pays him a visit.
Frank’ın babasının, dedesinin ve büyük amcasının, müzik kariyerinde önemli etkisi vardır.Jones' father, grandfather, uncle, and great uncle on his father's side were artists.
Carl, babasının geri dönmüş olmasından memnun bir şekilde ona sarılır.His daughter is delighted to have her dad back.
Babasının halası Vibia Sabina, İmparatoriçe ve Roma İmparatoru Hadrianus'un karısıydı.Her half-sister Vibia Sabina was to become empress and wife of the Roman emperor Hadrian.
Babasının bu karara destek vermemesine rağmen, sonunda babası ressam olmasına izin verdi.His father, however, didn't need much help; on the contrary, he helped his son to become a painter.
Babasının son zamanlardaki bazı projelerinde ona prodüktör olarak yardım etti.She was cast by her father in many of his productions.
Babasının ölümünden sonra, ailesi Göteborga taşındı.Following his father's death, his family moved to Glasgow.
Babasının ona o kadar çektirmesine rağmen onu ölümüne kadar yalnız bırakmamıştır.Her husband should take her in charge unless he has gone crazy, too.
Bir Pai Sho tahtası alır ve babasının yanına gider.She runs the Papa Pasta restaurant with her husband.
Babasının kim olduğu tam olarak bilinmemektedir.It has never been entirely clear who his father was.
Babasının neden olduğu bir trafik kazasında yüzü zarar gördü.Christiane's face was damaged in a car accident caused by her father.
Babasının bir Osmanlı mebusu olması nedeniyle, gençliğinin büyük bir kısmını İstanbul'da geçirdi.Due to his parents' jobs he spent part of his youth in South America.
Mesela bir erkek, babasının değil, dayısının keçilerini miras alır.As they grew up they joined their uncle's group of hunters, not their father's.
Babasının onu desteklemesi ise bazen ona dost, bazen düşman kazanmasına neden olmuştur.His work and help to his friend sometimes fail.
Malcolm, daha sonra babasının üç kardeşinin beyazlar tarafından öldürüldüğünü söyledi.Malcolm X later said that white violence killed four of his father's brothers.
Annesinin evi terk etmesi ve babasının ölümü sonrası pamuk tarlalarında çalışmıştır.He attended school in his home village and worked at his father's farm following his confirmation.
1521'de Sultaniye'deki babasının yanına döndu.She had joined her husband abroad by 1576.
Williams, bir süre sonra Mathilda'ya babasının öldüğünü açıkladı.Several days later, Simone tells Peter that her father has died.
Babasının o daha 5 yaşındayken hayatını kaybetmesi üzerine aile mali sorunlar çekmeye başlamıştır.His father died when he was 5, causing financial hardships for the family.
Babasının itibarından ötürü bu makama atandı.This sword was given to him due to the will of his father.
Cem Karaca, babasının cenaze törenine katılamadı.Suresh does not attend even to his father's funeral.
Orada dil öğrenecek ve dönüşte babasının işlerine yardımcı olabilecektir.There she can learn English, and perhaps be able to argue with the settlers.
Farklı belgelerde babasının adı Abdülkerim ve Abdülvehhap olarak geçmektedir.On similar lines, father's grandparents are called Par-dadi and Par-dada.
Ölümü, babasının gözünde, imparatorluk sisteminin biteceğini gösteren bir alâmetti.In the Emperor's eyes, the deaths of his sons seemed to presage the end of the imperial system.
Carl, Frank'e babasının öldüğünü söyler.George informs them that his parents are dead.
1921'de babasının yanına Kanada'ya gitti.In 1921, he traveled to Canada to join his father.
Lady babasının ölümü üzerine intikam almak amacıyla ölümcül bir düello'ya katıldı.The Lady joins a deadly dueling competition in an attempt to exact revenge for her father's death.
Sanata ilgisi, babasının yaptığı suluboya resimleri izleyerek başladı.His interest in the arts started with him watching his father make watercolor paintings.
Eğitimine babasının yanında başladı.Frans trained initially with his father.
Ebu Nidal’in annesi babasının ikinci eşidir.Vasudevan's mother is the second wife of his father.
Ancak o babasının yanından ayrılmayıp ve tüm savaşlarında yanında bulundu.However, his brother did not let him in, but left him there in distress until morning.
Babasının yapmayacağını, daha yapmak istediği çok şey olduğunu ama asla yapamayacağını söyler.You expect she is going to do something and she never does.
Babasının; fifre, flüt ve keman çalabilmesinin yanında, fifre ve davul orkestrası vardı.His father played fife, flute and fiddle and had a fife and drum band.
Hayatının ilk yıllarını babasının yanında geçirdi.He spent the last years of his life with his mother.
Sonunda on dört yaşındayken annesi onu babasının yanına Nashville, Tennessee’ye gönderdi.When she was 14, her family relocated to Nashville, Tennessee.
Kurşun babasının omzuna isabet eder.One of the bullets hits her husband in the shoulder.
Babasının gayrimeşru evliliği dolayısıyla genç V. Edward babasının meşru oğlu değildi.His replacement at V Corps was, somewhat unusually, his elder brother Edward.
Babasının eserlerine konu olarak da geçmiştir.His life was influenced by his fathers business.
Adını annesinin ve babasının adlarının ilk hecelerinden almaktadır.Her name was chosen from the first syllables of the names of her mother and father.
Bu dedem ve onun babasının 100 yıl once çekilmiş fotoğrafı.This is a photograph taken about 100 years ago of my grandfather and great-grandfather.
Charles Dickens'ın babasının başına gelen buydu, kredi borçlusu olarak hapiste kaldı.And actually, Charles Dickens' dad was in debtor's prison.
Babasinin hediye ettigi teleskop ile... ....yildizlara bakmayi cok seviyor.With the telescope that his parents bought him.... ...he also loves to star gaze.
"Anne bayıldı, ama o gidiyor: o yüzünü babasının göğüs içine bastırıyordu şimdi daha iyi."Mother fainted, but she's getting better now.
Büfenin üzerindeki meyve kase itibaren babasının cepleri dolmuştu.From the fruit bowl on the sideboard his father had filled his pockets.
Şimdi ve daha sonra Grete babasının kolunu üzerine yüzünü bastırdı.Now and then Grete pressed her face onto her father's arm.
O adam babasının bungalov aramak için çok kaba olduğunu düşündüm "Böyle bir yer!"She thought the man was very rude to call her father's bungalow "A place like this!"
Biyolojik babasının fotoğrafını istiyor. Ne?She wants a picture of her biological father.
Babasının gözleri 7 yaşında kızları olan bir ailenin üzerinde.His dad has his eye on a family with a 7-year-old daughter.
Kızlardan birinin kamerada babasının gözlerine bakıpI'll never forget that one girl looked in her father's eyes with that camera and said,
İşte burada, babasının gösterişli evinin avlusunda kendi resmini çiziyor.Here she is, drawing a picture of herself in the atrium of her father's enormous house.
Lucius Domitius Ahenobarbus, babasının ismini taşıyor.Lucius Domitius Ahenobarbus, named after her dad.
Daha da kötüsü babasının tüm kızlarına Domitia ismini vermiş olması. "Domitia!"What is worse is that Dad insists on calling all his daughters Domitia.
Gelecekteki eşinden çok onun babasının gözüne girmeye çalışıyor gibi.He seems to be wooing not his future wife, but her dad.
Senatör babasının ve Washington, D.C.'nin ondan beklentileri vardı.He had the expectations of his senatorial father and Washington, D.C.
Babasının da özel kontrol gereçlerini satın alacak gücü yok.And so his dad couldn't necessarily afford to buy all these custom controllers.
Sanırım Seung Jo babasının şirketini devralmayı planlıyor.It seems like Seung Jo is planning to take over his father's company.
Babasının durumu pek iyi gözükmüyor.His father's condition does noto be good.