Bana ve ana babana teşekkür etmelisin.So he should be grateful to Me and his parents.
Annelerin, münasip şekilde yiyeceğini giyeceğini sağlamak, babanın görevidir.It is for the father to provide them and clothe them honourably.
Bu yükümlülük, babanın varisine de düşer.The heir has a like duty.
Baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz değildi" dediler.Indeed you have brought a thing Fariya (an unheard mighty thing).
Senin baban kötü bir insan değildi; annen de iffetsiz değildi.Your father was not a man who used to commit adultery, nor your mother was an unchaste woman."
O, sizi seçti ve dinde size bir güçlük yüklemedi; babanız İbrahim'in dini(ne uyun).He has chosen you, and has not burdened you in religion—the faith of your father Abraham.
"Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın.“Kill Joseph, or throw him somewhere in the land, and your father‘s attention will be yours.
O, sizi seçmiş, babanız İbrahim'in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır.He has chosen you, and has not burdened you in religion—the faith of your father Abraham.
Bir çocuğu varsa anayla babanın her birine, terekenin altıda biri kalır.As for the parents, each gets one-sixth of what he leaves, if he had children.
O sizi seçmiş ve dinde size hiçbir güçlük çıkarmamıştır. Babanız İbrahim'in milletini esas alın.He has chosen you, and has not burdened you in religion—the faith of your father Abraham.
Sizi o seçmiş, babanız İbrahim'in yolu olan dinde sizin için bir zorluk kılmamıştır.He has chosen you, and has not burdened you in religion—the faith of your father Abraham.
Anne babanız ile evlatlarınızdan hangisinin size daha faydalı olacağını siz bilemezsiniz.Your parents and your children—you do not know which are closer to you in welfare.
"Yusuf'u öldürün, ya da onu bir uzak yere yollayın ki babanızın ilgisi sizde odaklansın.“Kill Joseph, or throw him somewhere in the land, and your father‘s attention will be yours.
Babanız İbrahim'in milletini esas alın.Keep to the faith of your father Abraham.
Babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız!So go back to your father and tell him: "Father!
"Siz dönün de babanıza deyin ki: Ey babamız!So go back to your father and tell him: "Father!
Senin baban kötü bir adam değildi, annen de iffetsiz bir kadın değildi."Your father was not an evil man, nor was your mother an unchaste woman."
Haydin öyleyse babanız İbrâhim’in milletine ve yoluna!Keep to the faith of your father Abraham.
Sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bana ve ana babana teşekkür etmelisin.Unto Me is the journeying.
Bana ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş Bana'dır.To Me is the return.
Bana ve ana babana teşekkür etmelisin. Dönüş banadır.To Me is the return.
O seçti sizi ve dinde bir güçlük vermedi size; babanız İbrahim'in dini.He has chosen you and has not placed upon you in the religion any difficulty.
(Biz insana): "Bana, anana ve babana şükret" diye de tavsiye ettik. Dönüş, ancak banadır.Be grateful to Me and to your parents; to Me is the [final] destination.
Babanızın kariyerinin bunda bir etkisi oldu mu?Was it influenced by your father's career?
Palermo'da Fildişili anne babanın çocuğu olarak dünyaya geldi.She was born in Palermo from Ivorian parents.
Rudolphi Stockholm'de Alman bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya geldi.Rudolphi was born in Stockholm to German parents.
Aile, üvey babanın ardından defalarca Batı Hindistan'a taşındı.The family relocated repeatedly within Western India, following the stepfather's regiment.
Şikago'nun Kuzey Yakası'nda yaşayan Oh, Koreli göçmen anne babanın kızıdır.A native of the North Side of Chicago, Oh is the daughter of Korean immigrants.
Ananias mühendislik uzmanı bir babanın oğlu olarak 1949'da dünyaya geldi.Ananias' father was an engineer technologist. Ananias matriculated in 1966.
Fu, San Francisco Körfez Bölgesi'nde Çinli bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya geldi.Fu was born to Chinese parents in the San Francisco Bay Area.
Babanı tanıyorum.Ich kenne deinen Vater.
Senin babanı tanıyorum.Ich kenne deinen Vater.
İkbal, işadamı bir babanın sekiz çocuğunun altıncısıydı.Iqbal was the sixth of eight children of his businessman father.
Öztürk, Amerikalı bir anne ve Türk bir babanın çocuğu olarak Almanya'da doğdu.Öztürk was born in Germany to an American mother and Turkish father.
Bir babanın iki oğlu vardır.A father had two sons.
Baban nerede?Wo ist dein Vater?
Ben senin babanı tanıyorum.Ich kenne deinen Vater.
Babanızı tanıyorum.Ich kenne Ihren Vater.
Sizin babanızı tanıyorum.Ich kenne Ihren Vater.
Ben sizin babanızı tanıyorum.Ich kenne Ihren Vater.
Baban ne olarak çalıştı?Als was arbeitet dein Vater?
Araba baban tarafından yıkandı mı?Wurde das Auto von deinem Vater gewaschen?
Ben senin babanım.Ich bin dein Vater.
Ben senin baban değilim.Ich bin nicht dein Vater.
Annen ve baban senin burada olduğunu biliyorlar mı?Wissen deine Eltern, dass du hier bist?
Babanı gördüm.Ich habe deinen Vater gesehen.
Odana git ve baban eve gelinceye kadar orada kal.Geh auf dein Zimmer und bleib dort, bis dein Vater nach Hause kommt!
Baban senin saatini kırdığını biliyor mu?Weiß dein Vater, dass du deine Uhr zerbrochen hast?
Babanı iyi tanıyordum.Ich kannte deinen Vater gut.
Anne ve babanın çocuklarına vermesi gereken iki şey: Kökler ve kanatlar!Zwei Dinge sollten Kinder von ihren Eltern bekommen: Wurzeln und Flügel!
Babana göre annen çok genç.Im Vergleich zu deinem Vater ist deine Mutter sehr jung.
Babanı seçemezsin, ama kayınpederini seçebilirsin.Den Vater kannst du dir nicht aussuchen, den Schwiegervater aber schon.
Tiyatrocu bir anne (Füsun Erbulak) ve babanın (Altan Erbulak) kızıdır.Die Tochter wendet sich von der (enttäuschenden) Mutter ab und dem Vater zu.
Ne var ki, baban hal ehli idi; sen kal (söz) ehlisin.Dein Almosen soll verborgen bleiben und dein Vater, der auch das Verborgene sieht, wird es dir vergelten."
Bu babanın sevinmesinin ikinci sebebi, Allah devletini yüceltsin, bu padişahın ihsanlarını duymasıdır.Sein Wahlspruch lautet: Dives in misericordia Deus („Gott ist reich an Barmherzigkeit“).
Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım.Die Alten lieben das gute Essen, das sie gerne mit ihren Gästen teilen.
İlk doğan çocuklarına babanın adı olan Frédéric ismi konulur.Vermutlich der Älteste dieser Söhne hieß wie der Vater Friedrich.
Anne ya da babanın çocuğa bilerek isteyerek zarar vermesidir.Welchen Zweck verfolgt der Vater gegenüber dem Kind, wenn er absichtlich etwas Falsches sagt?
Bu, babanın tamamlanmış fallusunun içselleştirilmesi anlamına gelmektedir.Dies brachte ihm den zweifelhaften Ruf eines Vaters der Heckenmünzen ein.
Örneğin bir babanın oğlu ıslah olmaz derecede kötü ise bu baba çocuğunu sobaya atarak mı cezalandırır?Denn wo ist ein Sohn, den sein Vater nicht züchtigt?