babamın ile cümle

babamın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Fakat sonra, babamın vefatına dair kızgınlık ve depresyon beni sardı.Μετά ο θυμός και η κατάθλιψη σχετικά με τον θάνατο του πατέρα μου με κατέβαλαν.
Fakat sonra, babamın vefatına dair kızgınlık ve depresyon beni sardı.Але потім прийшли злість та депресія, спричинені смертю мого батька.
Fakat sonra, babamın vefatına dair kızgınlık ve depresyon beni sardı.Но затем появились гнев и депрессия, связанные со смертью моего отца.
Fakat sonra, babamın vefatına dair kızgınlık ve depresyon beni sardı.Но после дойдоха гневът и депресията заради смъртта на баща ми.
Fakat sonra, babamın vefatına dair kızgınlık ve depresyon beni sardı.אבל אז הכעס והדכאון שנוגעים למותו של אבי שקעו פנימה.
Fakat sonra, babamın vefatına dair kızgınlık ve depresyon beni sardı.لكن حينما الغضب والإحباط حول رحيل والدي حدث.
Fakat sonra, babamın vefatına dair kızgınlık ve depresyon beni sardı.フリーランスの仕事が終わり、支払いのために
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımAls ik ze fotografeer, moet ik altijd aan mijn opa's les denken.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımCând îi fotografiez, îmi amintesc lecţia dată de bunicul.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımCuando las estoy fotografiando, no puedo evitar recordar la lección de mi abuelo.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımKdyž je fotografuji, nemohu si pomoci, abych si nevzpomněla na lekci mého dědečka.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımKeď ich fotím, spomeniem si na lekciu od starého otca. Nemôžem si pomôcť.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımKetika saya memotret mereka, saya tidak bisa tidak teringat akan nasihat kakek saya.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımKiedy je fotografuję przypominam sobie, lekcję mojego dziadka.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarım그것을 촬영할 때 마다, 할아버지께서 해주신 말씀이 자꾸 기억이 납니다.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımKo jih fotografiram, ne morem, da se ne bi spomnila lekcije mojega dedka.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımMỗi khi tôi chụp được những bức ảnh của chúng, tôi lại bất chợt nhớ đến lời dạy của ông mình.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımNär jag fotograferar dem, så kan jag inte undvika att tänka på farfars lektion.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımNår jeg fotograferer dem, kan jeg ikke lade være med at huske på min bedstefars lektion.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımNem tehetek róla, de amikor fényképezem őket, mindig a nagyapám szavai jutnak eszembe.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımQuand je les photographie je ne peux m'empêcher de me rappeler de la leçon de mon grand-père.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımQuando estou a fotografá-las não consigo deixar de me recordar da lição do meu avô.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımQuando le fotografo, non posso fare a meno di ricordare la lezione di mio nonno.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımWenn ich sie fotografiere muss ich immer an Großvaters Lektion denken.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımΌταν τα φωτογραφίζω, δεν μπορώ παρά να θυμάμαι το δίδαγμα του παππού μου.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımКогато ги фотографирам, не мога да не си спомня урока на дядо ми.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımКогда я фотографирую их, я не могу не вспомнить урок моего деда.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımКоли фотографую їх, пригадую собі урок мого діда.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımכשאני מצלמת אותן, איני יכולה שלא להיזכר בשיעור שלימד אותי סבי.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarımعندما ألتقط صورهم لا أستطيع إلا تذكر كلمة جدي.
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarım當我影相嘅時候 我無啦啦記返我爺爺教過我嘅嘢
Fırtınaları fotoğraflarken büyük babamın verdiği dersi hatırlarım祖父の言葉が 心によみがえります 雲を見上げる時 私はただ—
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.A těm, kteříž holuby prodávali, řekl: Odnestež tyto věci odsud, a nečiňte domu Otce mého domem kupeckým.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.A tym, co gołębie sprzedawali, rzekł: Wynieście to stąd, a nie czyńcie domu Ojca mego domem kupieckim.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.a tým, ktorý predávali holubov, povedal: Odneste toto odtiaľto! Nerobte z domu môjho Otca tržnice!
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.e disse aos que vendiam as pombas: Tirai daqui estas coisas; não façais da casa de meu Pai casa de negócio.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.És a galambárúsoknak monda: Hordjátok el ezeket innen; ne tegyétek az én Atyámnak házát kalmárság házává.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.in tem, ki so prodajali golobe, veli: Odnesite to odtod; ne delajte iz hiše Očeta mojega hiše trgovske.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.비둘기 파는 사람들에게 이르시되 이것을 여기서 가져가라 내 아버지의 집으로 장사하는 집을 만들지 말라 하시니
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.Ngài phán cùng kẻ bán bò câu rằng: Hãy cất bỏ đồ đó khỏi đây, đừng làm cho nhà Cha ta thành ra nhà buôn bán.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.Och till duvomånglarna sade han: »Tagen bort detta härifrån; gören icke min Faders hus till ett marknadshus.»
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.og til due-kremmerne sa han: Ta dette bort herfra! gjør ikke min Faders hus til en handelsbod!
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.Tegen de duivenverkopers zei Hij: "Eruit! Het huis van mijn Vader is geen markt!"
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.а тим, що голуби продавали, рече: Візьміть се звідсіля; не робіть дому Отця мого домом торговим.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.И сказал продающим голубей: возьмите это отсюда и дома Отца Моего не делайте домом торговли.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.Учениците Му си спомниха, че е писано: +Ревността за Твоя дом ще ме изяде+.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.ואל מכרי היונים אמר הוציאו אלה מזה ואל תעשו את בית אבי לבית מסחר׃
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.وقال لباعة الحمام ارفعوا هذه من ههنا. لا تجعلوا بيت ابي بيت تجارة.
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.又 對 賣 鴿 子 的 說 、 把 這 些 東 西 拿 去 . 不 要 將 我 父 的 殿 、 當 作 買 賣 的 地 方
Güvercin satanlara, ‹‹Bunları buradan kaldırın, Babamın evini pazar yerine çevirmeyin!›› dedi.又 對賣鴿 子 的 說 、 把 這些 東西 拿去 . 不要 將 我 父 的 殿 、 當作 買賣 的 地方
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Eines der grössten Dinge war, dass mein Vater, auch ein passionierter Golfer war, ein Linkshänder.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Jedną z głównych kwestii było to, że mój ojciec był zapalonym golfistą, ale był leworęczny
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.아버지는 대단히 열성적인 골퍼셨는데, 좌익이셨죠
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Mio padre era un accanito golfista, e questa fu una gran cosa, ma era mancino.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Mi padre era un ávido golfista, y eso una gran cosa, pero era zurdo.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Quelque chose de remarquable, c'est que mon père était un golfeur passionné, mais il était gaucher.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Unul din lucrurile importante e că tatăl meu era un avid jucător de golf, dar era stângaci.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Едно от прекрасните неща беше, че баща ми беше ненаситен играч на голф, но беше левичар.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.Замечательно, что мой отец был заядлым игроком в гольф, и при этом был левшой.
Harika olan şeylerden biri babamın tutkulu bir golfcü olmasıydı, ancak solaktı.אחד הדברים הנהדרים היה שאבי היה שחקן גולף נלהב, אבל הוא היה שמאלי.
İlgili Sayfalar