Ana içeriğe geç
Sözlük

babamı ile cümle

babamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
"Babamı da affet. Çünkü o, sapmışlardandır."Forgive me and my father: He was surely among those who went astray.
Şüphesiz ki babamız apaçık bir yanlışlık içindedir.Our father is surely in the wrong.
Dediler ki: "Ey babamız! Sana ne oluyor da Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun!(Then going to their father) they said: "O father, why don't you trust us with Joseph?
Babalarına döndüklerinde dediler ki: Ey babamız! Erzak bize yasaklandı.When they returned to their father, they said: "O father, a further measure has been denied us.
Dediler ki: Ey babamız! Daha ne istiyoruz.Look, even our money has been returned.
Babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık etti.So, go to your father and tell him: 'O father, your son has committed a theft.
"Ey Rabbimiz! (Amellerin) hesap olunacağı gün beni, ana-babamı ve müminleri bağışla!"O Lord, forgive me, my parents and the faithful on the Day the reckoning is done."
Babamı da bağışla (ona tevbe ve iman nasip et). Çünkü o sapıklardandır.Forgive me and my father: He was surely among those who went astray.
Doğrusu, babamız belli ki, çok açık bir yanılgı içindedir."Our father is surely in the wrong.
Dediler ki: "Ey babamız! Sen bize Yusuf için neden güvenmiyorsun?(Then going to their father) they said: "O father, why don't you trust us with Joseph?
Dediler ki: "Ey babamız! Daha ne isteriz?Look, even our money has been returned.
"Siz dönün de babanıza deyin ki: Ey babamız! İnan ki, oğlun hırsızlık yaptı.So, go to your father and tell him: 'O father, your son has committed a theft.
Dediler ki: "Ey babamız, bizim için Allah'a istiğfar eyle. Biz gerçekten büyük günah işlemiştik."Said (the sons): "O our father, pray for us that our sins be forgiven, for we are really sinners."
"Babamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir. "Forgive me and my father: He was surely among those who went astray.
Babalarının yanına dönünce: “Sevgili babamız, dediler, ölçeğimiz, tahsisatımız kaldırıldı.When they returned to their father, they said: "O father, a further measure has been denied us.
“Ey Rabbimiz! Beni, annemi, babamı ve bütün müminleri kıyamet günü affeyle.”O Lord, forgive me, my parents and the faithful on the Day the reckoning is done."
Babamı da affet, (ona tövbe ve iman nasib et). Zira o yolunu şaşıranlar arasında.Forgive me and my father: He was surely among those who went astray.
Babamız açıkça yanlış bir tutum içindedir.Our father is surely in the wrong.
Dediler ki: "Ey babamız, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun?(Then going to their father) they said: "O father, why don't you trust us with Joseph?
Babalarına döndüklerinde, "Ey babamız," dediler, "Bundan böyle bize erzak yasaklandı.When they returned to their father, they said: "O father, a further measure has been denied us.
"Babanıza dönün ve şunları söyleyin: 'Ey babamız, oğlun hırsızlık yaptı.So, go to your father and tell him: 'O father, your son has committed a theft.
Dediler ki: "Ey babamız, günahlarımızın bağışlanmasını dile. Biz gerçekten yanlış davrandık."Said (the sons): "O our father, pray for us that our sins be forgiven, for we are really sinners."
"Rabbimiz, hesabın görüleceği gün, beni, anamı babamı ve inananları bağışla."O Lord, forgive me, my parents and the faithful on the Day the reckoning is done."
"Babamı bağışla, zira o sapıtmış bulunuyor."Forgive me and my father: He was surely among those who went astray.
Ey babamız, dediler, biz gittik, yarışıyorduk; Yusuf'u yiyeceğimizin yanında bırakmıştık.Saying, “O our father!
Babamı da bağışla. Çünkü o, sapıklardandır. And forgive my father.“And forgive my father* – he is indeed astray.”
(Bu karara vardıktan sonra) "Ey Babamız," dediler.They said, “O our father!
(Çocukları da:) "Ey babamız, bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile.They said, “O our father!
Bunun üzerine "Ey babamız!They said, “O our father!
Akşam üstü ağlayarak babalarına geldiklerinde: "Ey babamız!Saying, “O our father!
Babalarına döndüklerinde, "Ey babamız!So when they returned to their father, they said, “O our father!
"Ey babamız!What more can we ask for?
Oğulları: "Ey Babamız!They said, “O our father!
Oğulları dediler: "Ey babamız!They said, “O our father!
"Babamı da affet.“And forgive my father* – he is indeed astray.”
Dediler ki: "Ey babamız!They said, “O our father!
Ey babamız! dediler, biz yarışmak üzere uzaklaştık; Yusufu eşyamızın yanında bırakmıştık.Saying, “O our father!
(Oğulları) dediler ki: Ey babamız!They said, “O our father!
Babamı da bağışla (ona tevbe ve iman nasip et).“And forgive my father* – he is indeed astray.”
Dediler ki: "Ey babamız! Biz gittik, aramızda yarış yapıyorduk.Saying, “O our father!
Dediler ki: "Ey babamız, bizim için Allah'a istiğfar eyle.They said, “O our father!
Evlatları ise şöyle dediler: “Ey bizim şefkatli babamız!They said, “O our father!
"Ey babamız," dediler, "Gittik, yarışıyorduk. Yusuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık.Saying, “O our father!
Dediler ki: "Ey babamız, daha ne istiyoruz?'Father,' they said, 'what more should we desire?
"Çobanlar sulayıp çekilmeden sulayamayız. Babamız da çok yaşlı bir adamdır," dediler.They said, 'We may not draw water until the shepherds drive off; and our father is passing old.'
Babamız da büyük bir ihtiyardır (O gelemez)."And our father is a very old man."
Babalarına döndüklerinde dediler ki: "Ey babamız!So, when they returned to their father, they said: "O our father!
Üstelik babamız da ileri yaşta bir ihtiyardır." dediler.And our father is a very old man."
Dediler ki: Ey babamız!They said: "O our father!
Böylece dönüp babalarına geldikleri vakit, dediler ki: "Ey babamız!So, when they returned to their father, they said: "O our father!
Babamız da çok yaşlı bir adamdır," dediler.And our father is a very old man."
Şimdi benim şu gömleğimi götürün, babamın yüzüne koyun da gözü açılsın.“Take this shirt of mine, and lay it over my father’s face, and he will recover his sight.
"Bu gömleğimle gidin de, babamın yüzüne sürün. Gözü (yine) görür hale gelir.“Take this shirt of mine, and lay it over my father’s face, and he will recover his sight.
Şu gömleğimi alın da götürün, babamın gözlerine sürün, iyileşir, görmeye başlar.“Take this shirt of mine, and lay it over my father’s face, and he will recover his sight.
"Şu gömleğimi götürün, babamın yüzü üstüne koyun ki, gözü görür hale gelsin.“Take this shirt of mine, and lay it over my father’s face, and he will recover his sight.
"Şu benim gömleğimi götürün de onu babamın yüzüne koyun, (gözleri) görecek duruma gelir.“Take this shirt of mine, and lay it over my father’s face, and he will recover his sight.
Alın şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne sürün, gözü açılır.“Take this shirt of mine, and lay it over my father’s face, and he will recover his sight.
Şu gömleğimi alın, babamın yanına varıp onun yüzüne sürüverin, o zaman gözü açılacaktır.“Take this shirt of mine, and lay it over my father’s face, and he will recover his sight.
Dediler ki: "Ey babamız, neden Yusuf hakkında bize güvenmiyorsun? Oysa biz onun candan dostlarıyız."They said, “Father, why do you not trust us with Joseph, although we care for him?”
"Bu gömleğimi götürün ve onu babamın yüzüne atın; gözü açılsın.“Take this shirt of mine, and lay it over my father’s face, and he will recover his sight.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod