"Bu gömleğimle gidin de, babamın yüzüne sürün.Take this shirt of mine and throw it over my father's face.
Hesap görülecek günde, beni, anamı babamı ve inananları bağışla."Forgive me and my parents and the believers on the Day when the reckoning will take place."
Babalarına döndüklerinde dediler ki: Ey babamız!When they returned to their father they said: "Father!
Babanıza dönün ve deyin ki: "Ey babamız!So go back to your father and tell him: "Father!
(Amellerin) hesap olunacağı gün beni, ana-babamı ve müminleri bağışla!"Forgive me and my parents and the believers on the Day when the reckoning will take place."
"Siz dönün de babanıza deyin ki: Ey babamız!So go back to your father and tell him: "Father!
Beni, annemi, babamı ve bütün müminleri kıyamet günü affeyle.”Forgive me and my parents and the believers on the Day when the reckoning will take place."
"Ey babamız, dediler, daha ne istiyoruz!They said: O our father!
Babamı da affet, (ona tövbe ve iman nasib et).And forgive my father.
(Oğulları): "Ey babamız, bizim günahlarımızın bağışlanmasını dile.They said, ‘Father! Plead [with Allah] for forgiveness of our sins!
Dediler ki: "Ey Babamız, gerçek şu ki, biz gittik, yarışıyorduk.They said, ‘Father!
"Ey babamız, dediler, gittik, yarışıyorduk; Yûsuf'u eşyamızın yanında bırakmıştık, kurt onu yemiş.They said, ‘Father! We had gone racing and left Joseph with our things, whereat the wolf ate him.
"Ey babamız," dediler, "Gittik, yarışıyorduk.They said, ‘Father!
Dediler ki: "Ey babamız, günahlarımızın bağışlanmasını dile.They said, ‘Father! Plead [with Allah] for forgiveness of our sins!
(Oğulları) dediler ki: Ey babamız! (Allah'tan) bizim günahlarımızın affını dile!His sons said: 'Father, ask forgiveness for our sins.
Dediler ki: "Ey babamız, daha ne istiyoruz? İşte sermayemiz de bize geri verilmiş!They said, "O our father, what [more] could we desire?
Babamı da bağışla.And forgive my father.
"Ey babamız, dediler, daha ne istiyoruz! İşte sermayemiz, bize geri verilmiş.They said, "O our father, what [more] could we desire?
Babamız çok yaşlıdır, onun için bu işi biz yapıyoruz" dediler.Our father is a very old man."
Tok Pisin dilinde Babamız duası: Papa bilong mipela Yu uzun bir herif yakaladı.The Lord's Prayer in Tok Pisin: Papa bilong mipela Yu stap long heven.
Bu Bizim Gücümüzdür (1962) - Golda Meir'in topladığı makaleler Babamın Evi (1972) Hayatım (1975).This Is Our Strength (1962) – Golda Meir's collected papers My Father's House (1972) My Life (1975).
Yukarı Sorbca'da Babamız Duası:The Lord's Prayer in Upper Sorbian:
Daha sonra annem ve babamın çeşitli jestleri yorumlamasını dinlerdim.Afterward, I would listen to my mother and father interpret various gestures.
Babamın bir restoranı var.Mein Vater hat ein Restaurant.
Bazen babamı duşta şarkı söylerken duyuyorum.Manchmal höre ich meinen Vater im Bad singen.
Bu benim ceketim, ve o babamınki.Dies ist mein Mantel und das ist der meines Vaters.
Babamı görmek istiyorum.Ich möchte meinen Vater sehen.
Babamı hiç tanımadım.Ich habe meinen Vater nie gekannt.
Bu, babamın evi.Das ist das Haus meines Vaters.
Anne babamın ikisi de halen yaşıyor.Meine Eltern leben beide noch.
Artık babamı hatırlamıyorum.Ich erinnere mich nicht mehr an meinen Vater.
Babamın arkadaşına gidiyorum.Ich gehe zum Freund meines Vaters.
Nihayet babamı öldürdünüz.Wer hat meinen Vater umgebracht.
Annem yüksek bir rahibe idi, babamı bilmiyorum.Meine Mutter war eine Verstoßene, meinen Vater kannte ich nicht.
O'dur babamın Tanrısı, Yücelteceğim O'nu.Er war bereits meines Vaters Gott, ich will ihn erhöhen.
"Benim adım ve babamın ünü birlikte anılıyor.Meine Erinnerungen und Vaters Geschichte.
"Babamın Sesi".Der Lebensroman meines Vaters.
Tan: "Babamızı kaybettik.Sie führt aus: „Wir haben unsere Heimat verloren.
Ondan önce babamın buraya gelme hakkı yoktu.Dieser wollte vorher mit seinem Vater nichts zu tun haben.
Jackson buna ek olarak "Ben sadece ailemden, evimden, babamın iktidarından kurtulmak istemiştim.Sie kommentierte dies später so: „Ich wollte weg von Zuhause, weg von meinem Vater.
Hala babamın borçlarını ödüyorum ve o mezarda.Dabei platzt er in die Beerdigung ihres Vaters.
Babamın benimle ilgili planları vardı.Doch seine Eltern haben andere Pläne für ihn.
Bu babamın öğrencilerinden biri.C'est un des élèves de mon père.
Her şeyi geç, bu adam bir keresinde benim babamı öldürmeye kalkıştı.Après tout, cet homme a tenté de tuer mon père à un moment.
Babamın fakirliğinden utanç duymuyorum.Je n'ai pas honte de la pauvreté de mon père.
Sen babamı öldürdün ben de bugün bunun öcünü alacağım.Tu as tué mon père, et aujourd'hui je m'en vengerai.
Erkek kardeşim babamın kazandığının yarısı kadar daha az para kazanıyor.Mon frère gagne moitié moins d'argent que mon père.
İşte babamın odası.Voici la chambre de mon père.
O, babamı memnun edecek.Ça plaira à mon père.
O, babamı hoşnut edecek.Ça plaira à mon père.
Sana babamı anlatacağım.Je vais te raconter à propos de mon père.
Babamı hayal kırıklığına uğratmak zorunda değilim.Je ne dois pas décevoir mon père.
Ben babamın bana öğrettiğiyim.Je suis ce que mon père m'a appris.
Nihayet babamı öldürdünüz.You killed my father.
Tan: "Babamızı kaybettik.Les pauvres ont perdu leur père ».
Babamın benimle ilgili planları vardı.Son père nourrit de grands projets pour lui.
Her gece akşam yemeği vaktini korkuyla beklerdim, babamın gene bir tatsızlık çıkartacağını çok iyi bilirdim.À la nuit tombante, il regagnait son gîte, chaque soir, en grande crainte d’être aperçu.
Annem yüksek bir rahibe idi, babamı bilmiyorum.Sa mère est pasteur et il ne connaît pratiquement pas son père.
Ondan önce babamın buraya gelme hakkı yoktu.Depuis, son père n'a plus toute sa raison.
Babamı kaybettik.Le père a disparu.