Hepimiz hayatlarımızı tehlikeye attığımızı biliyorduk- öğretmenler, öğrenciler ve anne babalarımız.Vi visste alla att vi riskerade våra liv - läraren, eleverna och våra föräldrar.
Hepimiz hayatlarımızı tehlikeye attığımızı biliyorduk- öğretmenler, öğrenciler ve anne babalarımız.Všetci sme vedeli, že riskujeme život - učiteľ, študenti a naši rodičia.
Hepimiz hayatlarımızı tehlikeye attığımızı biliyorduk- öğretmenler, öğrenciler ve anne babalarımız.Všichni jsme si byli vědomi toho, že riskujeme životy - učitelka, studentky i naši rodiče.
Hepimiz hayatlarımızı tehlikeye attığımızı biliyorduk- öğretmenler, öğrenciler ve anne babalarımız.Vsi smo vedeli, da tvegamo svoje življenje: učiteljica, učenci in naši starši.
Hepimiz hayatlarımızı tehlikeye attığımızı biliyorduk- öğretmenler, öğrenciler ve anne babalarımız.We wisten allemaal dat we ons leven riskeerden - de leraar, de studenten en onze ouders.
Hepimiz hayatlarımızı tehlikeye attığımızı biliyorduk- öğretmenler, öğrenciler ve anne babalarımız.Wir alle wussten, dass wir unser Leben riskierten: Lehrer, Schüler und unsere Eltern.
Hepimiz hayatlarımızı tehlikeye attığımızı biliyorduk- öğretmenler, öğrenciler ve anne babalarımız.Wszyscy wiedzieliśmy, że ryzykujemy życie, nauczyciel, uczennice, nasi rodzice.
Hepimiz hayatlarımızı tehlikeye attığımızı biliyorduk- öğretmenler, öğrenciler ve anne babalarımız.Ξέραμε όλοι πως ρισκάρουμε τις ζωές μας -- ο δάσκαλος, οι μαθητές και οι γονείς μας.
Hepimiz hayatlarımızı tehlikeye attığımızı biliyorduk- öğretmenler, öğrenciler ve anne babalarımız.Ми всі: вчитель, учні та батьки -- усвідомлювали, що ризикуємо життям.
Hepimiz hayatlarımızı tehlikeye attığımızı biliyorduk- öğretmenler, öğrenciler ve anne babalarımız.Мы знали, что рискуем жизнями, учителя, учащиеся и наши родители.
Hepimiz hayatlarımızı tehlikeye attığımızı biliyorduk- öğretmenler, öğrenciler ve anne babalarımız.Ние всички знаехме, че рискуваме живота си - учителката, ученичките и нашите родители.
Hepimiz hayatlarımızı tehlikeye attığımızı biliyorduk- öğretmenler, öğrenciler ve anne babalarımız.כולנו ידענו שאנחנו מסכנות את חיינו - המורה, התלמידות וההורים שלנו.
Hepimiz hayatlarımızı tehlikeye attığımızı biliyorduk- öğretmenler, öğrenciler ve anne babalarımız.كلنا كنا نعلم أننا نخاطر بحياتنا المعلمين والطلاب وكذلك آبائنا
Hepimiz hayatlarımızı tehlikeye attığımızı biliyorduk- öğretmenler, öğrenciler ve anne babalarımız.自分の命を危険にさらしていると 分かっていました 時折 突然一週間も 休校になることがありました
İlginç fotoda, babalarıyla konuşurken o iğneyi aldı ve parmağını kanattıDi foto ini, ayah mereka memungut sebuah jarum suntik, dan kemudian jarinya tertusuk -
İlginç fotoda, babalarıyla konuşurken o iğneyi aldı ve parmağını kanattıÎntr-o poză interesantă, tatăl lor, în timp ce vorbeam cu el, a luat o seringă și și-a înțepat degetul.
İlginç fotoda, babalarıyla konuşurken o iğneyi aldı ve parmağını kanattı이 흥미로운 사진을 보시면, 아이들의 아버지와 이야기를 나누던 중 그가 주사기를 줍다가 손가락을 찔리고는--
İlginç fotoda, babalarıyla konuşurken o iğneyi aldı ve parmağını kanattıУ цікавій фотографії, їхній батько, поки ми розмовляли з ним, взяв шприц і вколов палець -
İlginç fotoda, babalarıyla konuşurken o iğneyi aldı ve parmağını kanattıבתמונה מעניינת, אבא שלהם, כאשר דיברנו איתו, הרים מזרק ודקר את אצבעו --
İlginç fotoda, babalarıyla konuşurken o iğneyi aldı ve parmağını kanattıوفي صورة مثيرة ، والدهم، بينما كنا نتحدث إليهم، إلتقط حقنة ووزخر أصبعه--
İlginç fotoda, babalarıyla konuşurken o iğneyi aldı ve parmağını kanattı注射器を拾い 指を刺してしまいました 指先の血が見えるかわかりませんが
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.As pessoas estavam a ficar mais pobres do que os seus progenitores.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Az emberek tehát szegénnyebbek lettek mint a saját szüleik.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Folk blev fattigare än sina föräldrar.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.이 곳 사람들은 부모 세대보다 더 가난해지고 있었습니다.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.La gente che diventata più povera dei propri genitori.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Les gens devenaient rééllement plus pauvres que leurs parents.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Ludzie stawali się biedniejsi niż ich rodzice.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Mensen werden zelfs armer dan hun ouders.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Nová generace je ještě chudší než ta předchozí.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Oamenii au devenit de fapt mai săraci decât părinţii lor.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Orang-orang sebenarnya menjadi lebih miskin dibandingkan orang tua mereka.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Οι άνθρωποι ήταν στην πραγματικότητα πιο φτωχοί από τους γονείς τους.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Люди ставали біднішими від власних батьків.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Люди, фактически, становились беднее, чем их родители.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.Хората всъщност са ставали по-бедни от родителите си.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.אנשים היו, למעשה, עניים יותר מההורים שלהם.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.كان الناس في الواقع يزدادون فقرا أكثر من آبائهم.
İnsanlar, anne babalarından da fakir bir hale geliyorlardı.そして時には自分たちの祖父母よりも
İsrailin on iki oymağı bunlardır. Babaları onları kutsarken bunları söyledi. Her birini uygun biçimde kutsadı.Dit zijn de zegeningen, waarmee Israël zijn twaalf zonen zegende.
İsrailin on iki oymağı bunlardır. Babaları onları kutsarken bunları söyledi. Her birini uygun biçimde kutsadı.이들은 이스라엘의 십 이 지파라 이와 같이 그 아비가 그들에게 말하고 그들에게 축복하였으되 곧 그들 각인의 분량대로 축복하였더라
İsrailin on iki oymağı bunlardır. Babaları onları kutsarken bunları söyledi. Her birini uygun biçimde kutsadı.כל אלה שבטי ישראל שנים עשר וזאת אשר דבר להם אביהם ויברך אותם איש אשר כברכתו ברך אתם׃
İsrailin on iki oymağı bunlardır. Babaları onları kutsarken bunları söyledi. Her birini uygun biçimde kutsadı.جميع هؤلاء هم اسباط اسرائيل الاثنا عشر. وهذا ما كلمهم به ابوهم وباركهم. كل واحد بحسب بركته باركهم.
İsrailin on iki oymağı bunlardır. Babaları onları kutsarken bunları söyledi. Her birini uygun biçimde kutsadı.這 一 切 是 以 色 列 的 十 二 支 派 . 這 也 是 他 們 的 父 親 對 他 們 所 說 的 話 、 為 他 們 所 祝 的 福 、 都 是 按 著 各 人 的 福 分 、 為 他 們 祝 福
İsrailin on iki oymağı bunlardır. Babaları onları kutsarken bunları söyledi. Her birini uygun biçimde kutsadı.這 一切 是 以色列 的 十二 支派 . 這 也 是 他 們的 父親對 他 們所說的話 、 為 他 們所 祝 的 福 、 都 是 按 著 各 人 的 福分 、 為 他 們 祝福
"İsrailliler, babalarının İsrail'deki evlerinde olmadığı duygularından bahsettiklerinde, o duyguyu tanımıştım."Cuando la israelí dijo cómo se sentía su padre al no estar en casa, en Israel, me sentí identificada.
"İsrailliler, babalarının İsrail'deki evlerinde olmadığı duygularından bahsettiklerinde, o duyguyu tanımıştım."이스라엘에서 집처럼 느끼지 못하는 그녀의 아버지의 감정을 말했을 때 처음으로 저는
İşte ancak bunlar, kurucu babalarımızın öğretisine anlam kazandıracaktır.Eso es lo que va a dar sentido al credo que una vez nuestros padres declararon.
İşte ancak bunlar, kurucu babalarımızın öğretisine anlam kazandıracaktır.그것이 미국의 개국공신들이 삼았던 신조를 지키는 길입니다.
İşte ancak bunlar, kurucu babalarımızın öğretisine anlam kazandıracaktır.我々国民は 継続した安全と恒久の平和には 終わりのない戦争など必要ないとまだ信じています
İşte bu yüzden, babalarımız kılıçtan geçirildi; oğullarımız, kızlarımız, karılarımız tutsak alındı.A aj, padli otcové naši od meče, a synové naši i dcery naše a manželky naše zajaty jsou pro tu příčinu.
İşte bu yüzden, babalarımız kılıçtan geçirildi; oğullarımız, kızlarımız, karılarımız tutsak alındı.A hľa, naši otcovia padli od meča, a naši synovia, naše dcéry a naše ženy sú pre to v zajatí.
İşte bu yüzden, babalarımız kılıçtan geçirildi; oğullarımız, kızlarımız, karılarımız tutsak alındı.Bapak-bapak kita tewas dalam pertempuran, dan anak istri kita diangkut sebagai tawanan
İşte bu yüzden, babalarımız kılıçtan geçirildi; oğullarımız, kızlarımız, karılarımız tutsak alındı.Kajti, glejte, očetje naši so padli po meču in sinovi naši in hčere in žene naše so v ujetništvu zavoljo tega.
İşte bu yüzden, babalarımız kılıçtan geçirildi; oğullarımız, kızlarımız, karılarımız tutsak alındı.이로 인하여 우리의 열조가 칼에 엎드러지며 우리의 자녀와 아내가 사로잡혔느니라
İşte bu yüzden, babalarımız kılıçtan geçirildi; oğullarımız, kızlarımız, karılarımız tutsak alındı.Og derfor er våre fedre falt for sverdet, og våre sønner og døtre og hustruer er i fangenskap.
İşte bu yüzden, babalarımız kılıçtan geçirildi; oğullarımız, kızlarımız, karılarımız tutsak alındı.Se, vore Fædre er faldet for Sværdet, vore Sønner, Døtre og Hustruer ført i Fangenskab for den Sags Skyld.
İşte bu yüzden, babalarımız kılıçtan geçirildi; oğullarımız, kızlarımız, karılarımız tutsak alındı.Защото, ето, бащите ни са паднали от нож, а синовете ни, дъщерите ни и жените ни са поради това в плен.
İşte bu yüzden, babalarımız kılıçtan geçirildi; oğullarımız, kızlarımız, karılarımız tutsak alındı.И вот, пали отцы наши от меча, а сыновья наши и дочери наши и жены наши за это в плену доныне.
İşte bu yüzden, babalarımız kılıçtan geçirildi; oğullarımız, kızlarımız, karılarımız tutsak alındı.והנה נפלו אבותינו בחרב ובנינו ובנותינו ונשינו בשבי על זאת׃