Babalarınızı, kardeşlerinizi küfrü imana tercih ediyorlarsa dost edinmeyin.Do not ally yourselves with your parents and your siblings if they prefer disbelief to belief.
O, canlıları babaların sulbünde kararlaşmış ve anaların rahminde kararlaşmakta iken de bilir.And He knows where it lives and where it rests.
Babalarınız var, oğullarınız var.After fulfilling any bequest and paying off debts.
Babalarınız ve kardeşleriniz, eğer imana karşı inkârı seviyorlarsa, onları dostlar edinmeyin.Do not ally yourselves with your parents and your siblings if they prefer disbelief to belief.
Babalarınız ve oğullarınızdan hangisinin size, fayda bakımından daha yakın olduğunu bilemezsiniz.Your parents and your children—you do not know which are closer to you in welfare.
Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veli edinmeyin.Do not ally yourselves with your parents and your siblings if they prefer disbelief to belief.
Eğer babalarınız ve kardeşleriniz imana karşılık küfürden hoşlanıyorlarsa, onları dost edinmeyiniz.Do not ally yourselves with your parents and your siblings if they prefer disbelief to belief.
Analarınız, babalarınız ve çocuklarınızdan hangisinin size daha yararlı olduğunu bilemezsiniz.Your parents and your children—you do not know which are closer to you in welfare.
(Şehre dönüp durumu babalarına aktarınca o:) "Hayır" dedi.The father heard the narration and said: "(All that is untrue).
Babalarının, İbrahim'in, İsmail'in, İshak' ın Allah'ı olan bir Allah'a. Biz, ona teslim olanlarız.Ismail and Isaac acknowledged as their Allah and to Him we all surrender as Muslims."
Babalarına döndüklerinde dediler ki: Ey babamız!When they returned to their father they said: "Father!
"Allah'ı bırakıp taptığınız, sizin ve babalarınızın adlandırdığı putlardan başka bir şey değildir.Those whom ye worship beside Him are but names which ye have named, ye and your fathers.
Hayır; Ben bunları ve babalarını gerçek ve onu açıklayan bir peygamber gelene kadar geçindirdim.Indeed, I provided for these and their fathers until the truth and a manifest apostle came to them.
Babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bazılarını da...as We did their fathers, their descendants, and their brothers.
Onların babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bazılarına da (üstün meziyetler verdik).as We did their fathers, their descendants, and their brothers.
Babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bazılarını da (üstün kıldık).as We did their fathers, their descendants, and their brothers.
Babalarının emrettiği gibi girdiler.They entered [safely] as their father had told them.
Ne zaman ki, şehre vardılar, o zaman babalarının kendilerine emrettiği şekilde girdiler.They entered [safely] as their father had told them.
Babalarının kendilerine emrettiği yerlerden girdiler.They entered [safely] as their father had told them.
"Daha anlayışlı olmaları ve anne ve babalarının sözünü dinlemeleri gerektiğini biliyorlar."They know they should be more understanding and listen to their parents.
Caniç: Babaların çoğu, düşman sosyal görevlilerle başa çıkmak zorunda kalıyor.Canic: Most fathers must deal with hostile social workers.
Her bir yavru, ana-babalarından DNA dizilimlerinde yer alan küçük farklılıklar sebebi ile farklıdır.Each offspring differs from their parent(s) in minor, random ways.
Jacques gibi, Maurice de babalarının yayıncılık işindeki payını miras almıştı.Like Jacques, Maurice had inherited their father's share in the publishing business.
Eğer onların babalarını bilmiyorsanız o zaman kendileri sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır.But if ye know not their father's (names, call them) your Brothers in faith, or your maulas.
Levana, Babaların yeni doğan bebekleri kendilerininmiş gibi kabul ettiği ayinin tanrıçası.Levana, goddess of the rite through which fathers accepted newborn babies as their own.
Güney Afrika gezisinde anne babalarına eşlik ettiler. [1]They accompanied their parents on a trip to South Africa.[12]
Dört oğul babalarına işlerinde yardımcı oldu ancak kızları hakkında fazla bir şey bilinmemektedir.The four sons helped their father with his business, but not much is known about his daughters.
Babalarının yenilgisinden on yıl sonra Thebailileri yenerler ve şehri alırlar.Ten years later, they defeated the Thebans and took the city.
Üç oğlu ve altı kızı babalarından kurtuldu.Three sons and six daughters survived their father.
Daha sonra, kardeşleri Pronous ve Agenor, babalarının kışkırtmasıyla Alcmaeon'u öldürdüler.Later on, her brothers, Pronous and Agenor killed Alcmaeon at the instigation of their father.
Ve aniden büyümüş olan oğulları, babalarının yanlışını düzeltmek için yola çıktılar.And being suddenly full-grown, the sons went forth to right their father's wrong.
Ali'nin oğulları Hüseyin, Cihangir ve Uzun Hasan da babalarının saflarına katıldı.Ali's sons Husein, Jahangir and Uzun Hasan also joined their father's ranks.
Yeni babaların da doğum sonrası hüznü yaşayıp yaşamadığına dair literatür eksiktir.Literature is lacking on whether new fathers also experience postpartum blues.
Çocuklar birbirlerini severler ta ki, anne ve babalarından aksi bir şey öğrenmedikleri sürece.Kinder mögen sich, solange sie von den Eltern nichts anderes lernen.
Aile 1808 senesinde, babalarının işi nedeniyle Londra'ya taşındı.Die ganze Familie zog 1808 wegen der Arbeit des Vaters nach London.
İnsanlar büyüyüp de olgunlaşıncaya kadar anne-babalarının onlar için yaptıklarını anlayamazlar.Es gibt jene, die nicht auf ihre Herren oder Väter hören, und jene, die Fehden mit ihren Nachbarn haben.
Elbisesini de kana bulayıp babalarına getirdiler ve "Bak bunu bulduk" dediler.Wir wußten, daß sie recht hatte: Vater war blind, oder er würde es bald sein.
Kız çocuklarının babalarına, kadınların ise eşlerine hizmet etmesi gerekirdi.Auch betreute sie die Kinder von Müttern, die arbeiten mussten.
Adını Teksas eyaletinin kurucu babalarından Stephen F. Austin'den alır. ^Sie ist nach Stephen F. Austin benannt, einer der Gründerväter von Texas.
O ve kardeşi babalarından kalan yüklü miras ile çiftliği işletirler.Severin und sein Bruder erhielten mit einem Teil der elterlichen Güter eine gute Versorgung.
Yavrular 5-6 ay sonra anne ve babalarına bağımlıklarını kaybederler.Erst nach fünf bis sechs Monaten sind die Jungtiere nicht mehr auf ihre Eltern angewiesen.
Erkekler babalarının yanında kendi çocuklarını kucaklarına alıp sevemezler.Die Söhne knüpfen während der Abwesenheit ihrer Väter Liebesbande.
Ernie: Çocukların babalarını hipnoz ederek çılgın boğalara dönüştürür.Zur Psychopathologie der Kinder gefallener Nationalsozialisten.
Babalarının adını anmazlar, yalnız alay ederler ve hor görürler.Mais ceux-ci ne l'entendent pas ainsi et considèrent leurs parents comme des fardeaux.
Soyadları çok kullanılmıyordu ve çocuklar kolaylık olan babalarına verilen isimleri kullanıyorlardı.Les surnoms n'étaient souvent pas utilisés et les enfants étaient simplement nommés du nom de leur père.
Çocuklar sık sık babalarını üzülmemeye çalışırlar.Les parents demandent souvent aux enfants de ne pas leur mentir.
Lucas ve Nathan babalarına karşı beraber hareket ederler.Duke et Nathan voient leurs pères apparaître.
Günümüzde büyükanne ve büyük babaların çocukları ile birlikte yaşadığına pek rastlanmaz.Mais de nos jours il n'est pas rare de voir des parents ou des frères et sœurs le faire.
Ayrıca kitaplarında Yunan Kilise babalarından uzun özetler yer alır.On leur doit aussi diverses anthologies de Pères grecs.
Babalarının evlenmelerini hiç istemediler.Sus padres no llegaron nunca a casarse.
Her ikisi de babalarıyla birlikte ortak kraldılar, ama daha babalarından önce ölmüşlerdir.Los hombres están conectados con sus ancestros, y a la vez serán parte de sus descendientes.
Kız çocuklarının babalarına, kadınların ise eşlerine hizmet etmesi gerekirdi.Los hombres, en cambio, han dejado el cuidado de los hijos a sus mujeres.
Adını Teksas eyaletinin kurucu babalarından Stephen F. Austin'den alır. ^El nombre tiene relación con Stephen F. Austin, al que se considera el padre del Estado de Texas.
Elbisesini de kana bulayıp babalarına getirdiler ve "Bak bunu bulduk" dediler.El que me ha visto a mí, ha visto al Padre; ¿cómo, pues, dices tú: Muéstranos el Padre?
"Anne-babalarının uyruğu ne?" "İtalyan.""Di che nazionalità sono i loro genitori?" "Italiana."
"Anne-babalarının uyruğu ne?" "Yunan.""Di che nazionalità sono i loro genitori?" "Greca."
"Anne-babalarının uyruğu ne?" "Fransız.""Di che nazionalità sono i loro genitori?" "Francese."
"Anne-babalarının uyruğu ne?" "İngiliz.""Di che nazionalità sono i loro genitori?" "Inglese."
"Anne-babalarının uyruğu ne?" "Alman.""Di che nazionalità sono i loro genitori?" "Tedesca."
"Anne-babalarının uyruğu ne?" "İskoç.""Di che nazionalità sono i loro genitori?" "Scozzese."