Büyük babasını sırtında taşıdı.He carried his grandfather on his back.
O tıpa tıp babasına benziyor.He's a carbon copy of his father.
O, babasını kopyasıdır.He's a carbon copy of his father.
O, babasına çok benziyor.He resembles his father very closely.
O, babasına benziyor.He looks like his father.
O, babasından daha uzun boyludur.He is taller than his father.
O, Noel Baba'ya inanıyor.He believes in Santa Claus.
Sık sık babasının arabasını sürer.He often drives his father's car.
O, şirketin başkanı olarak babasının yerine geçti.He succeeded his father as president of the company.
O, biraz babasına benzer.He is a bit like his father.
O, babasından ayrıldı.He went away from his father.
Kalmaya ve babasının işini sürdürmeye karar verdi.He decided to stay and carry on his father's business.
O, daha önce babasıyla hiç tanışmamış gibi görünüyor.It seems like he had never met his father before.
O, babasına nadiren yazar.He seldom writes to his father.
O, şimdi neredeyse babası kadar uzundur.He is now almost as tall as his father is.
Şimdi neredeyse babası kadar uzun.He is now almost as tall as his father.
O babasına benziyor.He is something like his father.
Anne babasından ekonomik olarak bağımsız değildir.He is not economically independent of his parents.
O, modern antropolojinin babası olarak kabul edilir.He is hailed as the father of modern anthropology.
O, anne babasını bir daha hiç görmedi.He was never to see his parents again.
O, düşünceli bir babadır.He is a considerate father.
O ölen babasının intikamını aldı.He avenged his dead father.
Bana babasını tanıyıp tanımadığını sordu.He asked me if I knew his father.
O bana bir baba gibidir.He has been like a father to me.
O, benim erkek kardeşim, babam değil.He is my brother, not father.
Bu benim babam.He is my father.
Babam değil fakat amcamdır.He is not my father but my uncle.
O, babam kadar yaşlıdır.He is as old as my father.
O, benim babam kadar uzundur.He is as tall as my father.
Bana babasının bir doktor olduğunu söyledi.He told me that his father was a doctor.
O bana babasının öldüğünü söyledi.He told me that his father was dead.
O, bana babasının bir öğretmen olduğunu söyledi.He told me that his father was a teacher.
O, babasından korkar.He is afraid of his father.
Oğlu Robert'a kendi babasının adını verdi.He named his son Robert after his own father.
Kendi babasının anısına hürmeten oğluna John adını verdi.He named his son John after his own father.
Anne babasının arzusunun aksine şarkıcı oldu.He became a singer against his parents wishes.
Büyük babası tarafından eğitilmiştir.He was educated by her grandfather.
O, onun büyük babasının resmi.He is the picture of his grandfather.
O, büyük babasına tapar.He adores his grandfather.
O, büyük babasına benziyor.He resembles his grandfather.
Bir boğa güreşi görmek istedi ama babası gitmesine izin vermedi.He wanted to see a bullfight, but his father wouldn't let him go.
O çiftlikte babasına yardım etmek için yeterince güçlüydü.He was strong enough to help his father on the farm.
O, konuşma bakımından babasına benziyor.He resembles his father in his way of talking.
O, babasından daha az sabırsız.He is less impatient than his father.
İşi babasından devraldı.He took over the business from his father.
Babasının ölümü ile ilgili şoku atlattı.He got over the shock of his father's death.
Babasının çiftliği sattığına şaşırdı.He was surprised his father had sold the farm.
O, babası kadar uzun değildir.He is not as tall as his father.
O babasıyla aynı fikirde değildi.He disagreed with his father.
Onun babasının sahip olduğu kadar çok kitapları var.He has just as many books as his father does.
Babasından kendisini mağazaya götürmesini rica etti.He asked his father to take him to the store.
Sonunda yeni bir araba alması için babasıyla konuştu.He finally talked his father into buying a new car.
O, babasından daha az akıllı değil.He is no less wise than his father.
Bilgeliği babasından geri kalır değil.He is no less wise than his father.
Babasının beklentilerine uyarak yaşayacak.He will live up to his father's expectations.
Babasının ani ölümü nedeniyle, eğitim için yurtdışına gitmekten vazgeçti.He gave up going abroad to study because of his father's sudden death.
Babasının dediği gibi oraya gitti.He went there as his father told him.
Babasının işini devralmak istiyor.He wants to take over his father's business.
Babasının ölümünün intikamını aldı.He avenged his father's death.
Babası öldükten sonra annesine baktı.He cared for his mother after his father died.