O, babasına yardım etmedi.He didn't help his father.
Babasının yerine oraya o gitti.He went there instead of his father.
Babasının mağazasında yardımcı olur.He helps out in his father's store.
O, babasını memnun etmeyi zor buldu.He found it difficult to please his father.
O, babasına saygı duyar.He respects his father.
Babasını kaybettiği için üzgündü.He felt sad because he lost his father.
O, babasının zengin olmasıyla gurur duyuyor.He is proud of his father being rich.
Babasını mutfakta yatarken buldu.He found his father lying in the kitchen.
Babasının hasta olduğunu söyledi, o bir yalandı.He said his father was ill, which was a lie.
O, babasının fakir olmasından utanç duyuyordu.He is ashamed of his father being poor.
Herkes onun babasına çok benzediğini söylüyor.Everyone says that he is the very image of his father.
O, babasının sahip olduğu kadar çok kitaba sahip.He has as many books as his father does.
O, babası kadar ustaca kayar.He can ski as skillfully as his father.
O, işi babasının yaptığı gibi aynı şekilde yaptı.He did business in the same manner as his father did.
O hemen hemen babasına benziyor.He closely resembles his father.
O, babasına eşit değil.He is not equal to his father.
O, babasından daha az zeki değildir.He is not less clever than his father is.
O, babası tarafından asla azarlanmadı.He has never been scolded by his father.
Onun babasına benzediğini düşünüyor musun?Do you think he resembles his father?
Sanırım o, babasına benziyor.I think he takes after his father.
Kendisine bir bisiklet alması için babasına yalvardı.He begged his father to buy him a bicycle.
O, tıpkı babasına benziyor.He is the very image of his father.
O, babasına karşı küstahtı.He was impertinent to his father.
O, babasına çok benzemektedir.He resembles his father very much.
O, babasından daha az zeki değil.He is no less clever than his father is.
O, babasının intikamını aldı.He avenged his father.
O hiçbir zaman babasının söylediklerini önemsemez.He never takes any notice of what his father says.
O, babasının varlığında çok iyi gitar çalardı.He played the guitar very well in his father's presence.
O, babasının bağlantıları sayesinde işi aldı.He got the job by virtue of his father's connections.
O, babasından kısa bir süre sonra yurt dışına gitti.He went abroad soon after his father.
O, babasının şirketinin sorumluluğunu üstlendi.He has taken charge of his father's company.
O, babasının kararına boyun eğdi.He acquiesced in his father's decision.
O babasının işini devraldı.He took over his father's business.
O, babasının işini başarmak zorundadır.He must succeed to his father's business.
Babasının ölümünden sonra aile şirketinin sorumluğunu üstüne aldı.He took charge of the family business after his father died.
O, babasının yüzüne bir şey diyemez.He can't say anything to his father's face.
O, babasının yerine geçirildi.He was substituted for his father.
O, babasının yerine geçti.He substituted for his father.
O, babasının büyük mal varlığının varisi oldu.He succeeded to his father's large property.
Babasının tavsiyesini görmezden geldi.He ignored his father's advice.
O, babasının rahatsızlığı ile ilgili endişe duymaktadır.He is concerned about his father's illness.
Ona babasının anısına Robert ismi verildi.He was named Robert after his father.
O, babasının ayak izlerini takip etti.He followed in his father's footsteps.
O, anne ve babasından bağımsız olmak istiyor.He wants to be independent of his parents.
Ona annesi ve babası tarafından güvenilir.He is trusted by his parents.
Onların babası bir taksi şoförüdür.Their father is a taxi driver.
Babaları taksici.Their father is a taxi driver.
Babalarının kasabada büyük bir ayakkabı dükkânı vardı.Their father had a large shoe shop in the town.
Anne babalarından ısrarla para isterler.They importune their parents for money.
Onlar, babamın halini hatırını sordular.They asked after my father.
Onlar, babalarının ölümünün yasını tuttular.They lamented the death of their father.
Babalarını kurtarmak için acele ettiler.They hurried to their father's rescue.
O bana büyük babamı hatırlatıyor.He reminds me of my grandfather.
Onunla evlenmek isteyen öncelikle onun babasını ikna etmelidir.Whoever wants to marry her must first convince her father.
Babası ona ona her şeyi anlattırdı.Her father made her tell him everything.
Babasının bir trafik kazasında öldüğü söylenmektedir.It is said that her father was killed in a traffic accident.
Babası geçen hafta öldü.Her father passed away last week.
Babası mükemmel bir piyanist.Her father is an excellent pianist.
Babası hayatını bilime adadı.Her father devoted his life to science.
Onun babası bankada çalışır.Her father works at the bank.