On yılımı alsa bile, işi başarmaya kararlıyım.Even if it takes me ten years, I am determined to accomplish the job.
Güneş batıdan doğsada, o kararından vazgeçmez.Were the sun to rise in the west, she would not change her resolution.
Tatsuya'nın New York'ta yaşayan bazı arkadaşları var.Tatsuya has some friends who live in New York.
Az önce yağmur yağmaya başladı.It began raining just now.
Madame Tussaud'a giden yolu bana söyler misiniz?Could you tell me the way to Madame Tussaud's?
Bir dachshund uzun gövdesi ve kısa bacakları olan bir Alman köpeğidir.A dachshund is a dog from Germany with a very long body and short legs.
Sisten başka bir şey göremedim.I could see nothing but fog.
Bana sadece Taro diyebilirsin.You can just call me Taro.
Bazıları yalnızca zaman geçsin diye kitap okurlar.Some read books just to pass time.
Şu anda bazı türbülanslar yaşıyoruz.We are currently experiencing some turbulence.
Seyretmekten başka bir şey yapamadı.He could do nothing but watch.
Takuya hemen başlamamı söyledi.Takuya told me to start at once.
Lütfen bana bir taksi çağırır mısın?Could you please get me a taxi?
Lütfen bana bir taksi çağırır mısınız?Will you please call me a taxi?
Taksi bana yaklaşıp durdu.The taxi drew up to me.
Bir çok öğrenci Bay Brown'a saygı duyuyor.A lot of students look up to Mr Brown.
Birçok balık öldü.A lot of fish perished.
Bir sürü balık öldü.A lot of fish perished.
Kendi başına gitmemen gerektiğini söylememin nedeni buydu.That's why I told you not to go by yourself.
Bu sert oyunlarda oyuncular sıklıkla ciddi olarak yaralanır ve hatta bazen ölürdü.So, players were often seriously injured and sometimes even killed in these rough games.
Lastik basıncını kontrol eder misin?Could you check the tire pressure?
Lastiğe hava bastım.I pumped up the tire.
Bana bir Time dergisi getirebilir misin?Could you bring me a Time magazine?
Tayland hakkında başka kılavuz kitaplarınız var mı?Do you have any other guidebooks about Thailand?
Tayland'da ülkenin bazı kısımları pirinç yetiştirmek için şimdiden aşırı kuru hale geldi.In Thailand it has already become too dry to grow rice in some parts of the country.
Kahvaltıda genellikle bir bardak süt içerim.I usually have a glass of milk for breakfast.
Çoğu erkek çocukları babalarına benzer.Most boys take after their fathers.
Çoğu insan yaz mevsimini sever, ama bana gelince, kışı daha çok severim.Most people like summer, but as for me, I like winter much better.
Çoğu insan erkekleri sadece onların başarıları ya da iyi şansıyla değerlendirir.Most people judge men only by their success or their good fortune.
Çoğu balinalar planktonla beslenir.Most whales feed on plankton.
1912'de Titanik ilk yolculuğu sırasında battı.It was in 1912 that the Titanic sank during her first voyage.
O, sınavda başarısız oldu ve ben büyük hayal kırıklığına uğradım.She failed the examination and I was greatly disappointed.
O diyete başladığından beri çok zayıfladı.She's lost a lot of weight since she went on a diet.
Bay Turner meslektaşlarına veda etti.Mr Turner bade farewell to his colleagues.
Biz "Türlerin Kökeni" ile Darwin'in adını bağdaştırırız.We associate the name of Darwin with The Origin of Species.
Bana o şekilde karşılık verme.Don't talk back to me like that.
Bana böyle hüzünlü bakma.Don't give me such a sad look.
Bana böyle zor bir soru sorma.Don't ask me such a hard question.
Böyle büyük bir işle başa çıkabilip çıkamayacağım konusunda endişeliyim.I'm concerned whether or not I can handle a big job like that.
Onu bana söylemek zorunda değilsin, aptal.You don't have to tell me that, fool.
Bana çok sert olma.Don't be too hard on me.
Öylesine bir plan kesin başarısız olacaktır.Such a plan is bound to fail.
Böyle bir plan neredeyse hiç başarılı olamaz.Such a plan can hardly succeed.
Bana öyle bakmaktan vazgeç.Stop staring at me like that.
Böyle saçma bir batıl inanç artık yok.Such a ridiculous superstition no longer exists.
O sadece bir bahane.That's just an excuse.
Bağırmak zorunda değilsin. Seni duyabiliyorum.You don't have to cry out. I can hear you.
O bana "böyle gürültü yapmayın" dedi.He said to me, 'Don't make such a noise.'
Lütfen bana öyle bakma.Please don't look at me like that.
Bana çok sert vurmayın.Don't hit me so hard.
Bana çok fazla verdin.You have given me so many.
Anne babanı böyle saçma bir şeyle rahatsız etme.Don't bother your parents with such a trivial thing.
Bana onu vermeyin.Don't give me that.
Öyle söylediğini duymak başımı döndürüyor.It makes my head swim to hear you say that.
İşe başlamanın zamanıdır.It's time to get down to business.
Sanırım ev ödevimle ilgili çalışmaya başlamak zorundayım.I think I have to begin working on my homework.
Biz çocuklar için noel hediyesi almaya başlamalıyız.We should start getting Christmas gifts for the children.
Belki programı öğrenmeye başlamamın zamanı geldi.Maybe it's about time I started learning to program.
Lütfen onu başka birine yaptır.Please have someone else do that.
Onu başka bir şekilde söyle.Say it in another way.