Bugün plaja gitmeyi planlıyordum fakat sonra yağmur yağmaya başladı.I was planning on going to the beach today, but then it started to rain.
Dün hayvanat bahçesine gittim.I went to the zoo yesterday.
Ben geçen hafta Çince öğrenmeye başladım.I started learning Chinese last week.
Günde kaç kaç kez aynada kendinize bakarsınız?How many times a day do you look at yourself in the mirror?
Yapacak bir şeyiniz yoksa, odanızın tavanına bakın.If you don't have anything to do, look at the ceiling of your room.
Orijinal fikrini kopyalanmaktan korumak için, Henry suskunluğa başvurdu.In order to keep his original idea from being copied, Henry resorted to reticence.
Dersler yakında tekrar başlıyor.Classes are starting again soon.
Sanırım hapşıracağım... Bana bir mendil ver.I think I'm gonna sneeze. Give me a tissue.
Ama bu konudan bana hiç söz etmedin!But you've never told me about this!
Pencereden gün batımını görebiliyorduk.We could see the sunset from the window.
Hayat ondan ne beklediğine karar verdiğinde başlar.Life starts when you decide what you are expecting from it.
Yaşam vergi ödeyince başlar.Life begins when you pay taxes.
O bana hayatının hikayesini anlattı.He told me the story of his life.
Sen neden bahsediyorsun?What are you talking about?
Neden bahsediyorsun sen?What are you talking about?
Sınavımda başarısız olmak istemiyorum.I don't want to fail my exams.
Bayım, arabanı buraya park etmene izin verilmiyor.Sir, you are not allowed to park your car here.
Bana pragmatik olduğum söylendi, ve öyleyim.I have been told that I am pragmatic, and I am.
Bagajınız hangisidir?Which is your luggage?
Kendinize iyi bakın.Take good care of yourself.
Mario bana yalan söylediğinden beri artık onunla konuşmuyorum.Since Mario lied to me, I don't speak to him anymore.
Dikkatlice bak. Nasıl yapıldığını sana göstereceğim.Look carefully. I'm going to show you how it's done.
Tıpkı babasına benziyor.Like father, like son.
Babasının oğlu.Like father, like son.
Banyo yapacağım.I'm going to take a bath.
Bu sana bahsettiğim şehir.This is the town I told you about.
İçeri girmeyi başardım.I managed to get in.
Bir bahşiş bıraktın mı?Did you leave a tip?
Bahşiş bıraktın mı?Did you leave a tip?
Bana gerçeği söylemeni istiyorum.I want you to tell me the truth.
Film saat 2'de başladı.The film started at 2 o'clock.
Bana ne olduğunu anlat.Tell me what happened.
Bana Venedik'e gideceğini söyledi.He told me he would go to Venice.
Bana öyle geliyor ki tren geç kaldı.It seems to me that the train is late.
"Birisi bana yardımcı olabilir mi?" "Ben olurum.""Can somebody help me?" "I will."
Soğuk algınlığını bana bulaştırdın.You've given me your cold.
Onun bahçesi bir sanat eseridir.Her garden is a work of art.
Bir balık olmaktansa bir kuş olmayı yeğlerim.I'd rather be a bird than a fish.
Bana telefon etmene gerek yok.You need not telephone me.
Böyle bir şeyi ne cüretle bana söylersin?How dare you say such a thing to me?
Bana ondan bahset!Tell me about it!
İşin yoksa, bana yardım et.If you are free, give me a hand.
Bana bir iyilik yapar mısınız, lütfen?Could you do me a favour please?
O bana deli oluyor.She is mad at me.
Kış boyunca iki battaniye ile uyurum.During winter I sleep with two blankets.
Bir bayana yaşının sorulmayacağını bilecek kadar akıllı olmalısın.You should know better than to ask a lady her age.
Bir bayana yaşını sormayacak kadar mantıklı olmalısın.You should know better than to ask a lady her age.
Hasta annene bakmalısın.You should take care of your sick mother.
Onun bam teline basıyorsun.You are treading on her corns.
Ona ölü gözüyle bakmalısın.You must give him up for dead.
Ona tepeden bakmamalısın.You shouldn't look down on him.
Ona harika gözüyle bakmamalısın.You must not look upon him as great.
Onun yardımına bağlı olabilirsin.You can depend on his help.
O buradayken ona bundan bahsetmeliydin.You should have told him about it while he was here.
Tek başına yüzmeye gitmek için yeterince yaşlı değilsin.You are not old enough to go swimming by yourself.
Bir baş ağrısı ile rahat hissedemezsin.You can't feel at ease with a headache.
Senin katılacağına kesin gözüyle bakıyorum.I take it for granted that you will join.
Benim tarafımda olduğuna kesin gözüyle baktım.I took it for granted that you were on my side.
Er ya da geç, bu başıboşluğundan pişman olacaksın.Sooner or later, you will regret your idleness.
Kimden bahsediyorsun?Whom are you speaking of?