Aa! Tamircini baştan çıkarttın yani, öyle mi?Du har altså forført din mekaniker.
Aa! Tamircini baştan çıkarttın yani, öyle mi?Olet siis vietellyt mekaanikkosi.
Aa! Tamircini baştan çıkarttın yani, öyle mi?Seduziste a tua mecânica, foi?
Aa! Tamircini baştan çıkarttın yani, öyle mi?Więc uwiodłeś swojego mechanika?
Aa! Tamircini baştan çıkarttın yani, öyle mi?Ώστε αποπλάνησες τη μηχανικό σου;
Aa! Tamircini baştan çıkarttın yani, öyle mi?Значит, ты соблазнил своего механика?
Açıkçası hedefi gayet güzel yakaladım. Bu kadar başarılı olacağımı başta bilmiyordum.Skončilo to tak, že jsem v tom byl opravdu dobrý, což jsem netušil, když jsem začínal.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.Ah, a proposito, quei fenicotteri non dovrebbero nemmeno esserci.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı."Ah, e já agora, os flamingos nem sequer lá deviam estar.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.A tak w ogóle, to te flamingi nie powinny się tu pojawiać.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.Ja, és ezeknek a flamingóknak nem is lenne szabad ott lenniük.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.Jo, a jen tak mimochodem, ti plameňáci, ti by tam vůbec neměli být.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.참, 그런데 그 플라밍고들은 처음부터 거기 살던 게 아니랍니다.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.Och förresten, dessa flamingos, de ska inte ens vara där över huvud taget.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.O, en trouwens, die flamingo's, die zouden hier eigenlijk helemaal niet moeten zijn.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.Oh, apropo, acele păsări flamingo, nici măcar nu ar trebui să fie acolo.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.Oh, et en passant, ces flamants, d'abord, ils ne devraient même pas être là.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.Oh, omong-omong, flamingo itu, sesungguhnya mereka seharusnya tidak berada di sana.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.Oh, und nebenbei sollten diese Flamingos von vornherein nicht einmal da sein.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.Oh, y de paso, esos flamencos, en primer lugar ni deberían estar allí.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.Ồ, và thêm nữa, những con chim hồng hạc đó, đáng lẽ chúng không ở đó làm gì đâu.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.Α και παρεμπιπτόντως,τα φλαμίνγκο δεν έπρεπε καν να βρίσκονται εκεί.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.Да, и кстати, во-первых те фламинго, их не должны быть здесь.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.О, и, между другото, тези фламинго дори не трябва да са тук.
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.או, ודרך אגב, הפלמינגו האלה, הם בכלל לא היו צריכים להיות פה
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.آه , بالمناسبة , طيور النحام تلك .. لا يجب أن تكون هنا في الأصل .
Ah, bu arada, flamingolar, ilk başta orada dahi olmamalılardı.そもそも ここに来るべきじゃないんだ フラミンゴの巣は遠くの町
Akılları baştan çıkartıcı idi.C'était ahurissant.
Akılları baştan çıkartıcı idi.Điều đó thật khủng khiếp.
Akılları baştan çıkartıcı idi.Era alucinante.
Akılları baştan çıkartıcı idi.Era de necrezut.
Akılları baştan çıkartıcı idi.Es war überwältigend.
Akılları baştan çıkartıcı idi.Észveszejtő volt.
Akılları baştan çıkartıcı idi.Hal itu benar-benar mencengangkan.
Akılları baştan çıkartıcı idi.Het was overdonderend.
Akılları baştan çıkartıcı idi.정말 충격적이었습니다.
Akılları baştan çıkartıcı idi.To było niesamowite.
Akılları baştan çıkartıcı idi.Una cosa devastante.
Akılları baştan çıkartıcı idi.Συγκλονιστήκαμε!
Akılları baştan çıkartıcı idi.Беше потресаващо.
Akılları baştan çıkartıcı idi.Це шокувало нас.
Akılları baştan çıkartıcı idi.Это потрясло до глубины души.
Akılları baştan çıkartıcı idi.זה היה בלתי ניתן לתפיסה.
Akılları baştan çıkartıcı idi.كان مايحكوه غير قابل للتصديق.
Akılları baştan çıkartıcı idi.私はここで明確にしておきたいのです
Akıl yaşta değil baştadır. Adaleti anlamak yaşa bakmaz.Ce n`est pas l`âge qui procure la sagesse, Ce n`est pas la vieillesse qui rend capable de juger.
Akıl yaşta değil baştadır. Adaleti anlamak yaşa bakmaz.De gamle er ikke alltid vise, ikke alltid forstår oldinger hvad rett er.
Akıl yaşta değil baştadır. Adaleti anlamak yaşa bakmaz.de gamle er ikke altid de kloge, Oldinge ved ej altid, hvad Ret er;
Akıl yaşta değil baştadır. Adaleti anlamak yaşa bakmaz.Die Großen sind nicht immer die Weisesten, und die Alten verstehen nicht das Recht.
Akıl yaşta değil baştadır. Adaleti anlamak yaşa bakmaz.Eivät iäkkäät ole viisaimmat, eivätkä vanhukset yksin ymmärrä, mikä on oikein.
Akıl yaşta değil baştadır. Adaleti anlamak yaşa bakmaz.Icke de åldriga äro alltid visast, icke de äldsta förstå bäst vad rätt är.
Akıl yaşta değil baştadır. Adaleti anlamak yaşa bakmaz.대인이라고 지혜로운 것이 아니요 노인이라고 공의를 깨닫는 것이 아니라
Akıl yaşta değil baştadır. Adaleti anlamak yaşa bakmaz.Não são os velhos que são os sábios, nem os anciãos que entendem o que é reto.
Akıl yaşta değil baştadır. Adaleti anlamak yaşa bakmaz.Nem a nagyok a bölcsek, és nem a vének értik az ítéletet.
Akıl yaşta değil baştadır. Adaleti anlamak yaşa bakmaz.Người tôn trọng chẳng phải khôn ngoan, Bực lão thành chẳng thông hiểu sự công bình.
Akıl yaşta değil baştadır. Adaleti anlamak yaşa bakmaz.Người tôn_trọng chẳng phải khôn_ngoan , Bực lão_thành chẳng thông_hiểu sự công_bình .
Akıl yaşta değil baştadır. Adaleti anlamak yaşa bakmaz.Nie sú vždy veľkí múdri, ani starci nerozumejú vždycky súdu.
Akıl yaşta değil baştadır. Adaleti anlamak yaşa bakmaz.Non sono i molti anni a dar la sapienza, né sempre i vecchi distinguono ciò che è giusto
Akıl yaşta değil baştadır. Adaleti anlamak yaşa bakmaz.No son los mayores los sabios, ni los viejos los que disciernen lo justo
Akıl yaşta değil baştadır. Adaleti anlamak yaşa bakmaz.Nu vîrsta aduce înţelepciunea, nu bătrîneţa te face în stare să judeci.