Ana içeriğe geç
Sözlük

başta ile cümle

başta kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu karşı çıkış en başta, tek tek nesnelerin ele alınması konusunda ortaya çıkar.Ας υποθέσουμε πρώτα ότι η δεδομένη αντίδραση είναι η μόνη που λαμβάνει χώρα.
İslam'ın başta güney Raska olmak üzere Sırbistan'ın güney bölgelerinde güçlü bir tarihi vardır.Το Ισλάμ έχει ένα ισχυρή ιστορική παρουσία στις νότιες περιοχές της Σερβίας, όπως στη νότια πόλη Ράσκα.
Başta bir hırsızdı.Αρχικά ήταν έμπορος.
Başta tüm dersleri kendisi verse de, bir yıl sonra ilave öğretmenler aldı.Συνέχισε τα μαθήματα αρκετές εβδομάδες αργότερα με καινούργιο, πιο υπομονετικό δάσκαλο.
Çünkü başta verilen şartlara göre, berber kendini tıraş etmeyen herkesi tıraş etmek zorundadır.Ο κουρέας ξυρίζεται μόνος του; Αδύνατον, αφού ξυρίζει όλους τους άντρες που δεν ξυρίζονται μόνοι τους.
Başta, geriye yatık bir tepelik vardır.Σε πρώτο πλάνο, αναβλύζει ένα περίτεχνο σιντριβάνι.
Bu savaşlar boyunca Osmanlılar Eğriboz başta olmak üzere birçok adaları ellerine geçirdiler.Αμέσως μετά τους σεισμούς πολλοί ήταν εκείνοι που προσπάθησαν να εγκαταλείψουν τα νησιά με κάθε τρόπο.
Ülkede 1949'dan 1969'a dek Hıristiyan Demokrat Birliği başta kaldı.Οι Χριστιανοδημοκράτες κυριαρχούσαν στις Ομοσπονδιακές κυβερνήσεις από το 1949 έως το 1969.
İlk başta, Escapologye karşı gelen eleştiriler karışıktı.Οι κριτικές για το νέο άλμπουμ ήταν ανάμεικτες.
Angel başta yardım etmek istemez.Η Ρομπέρτα δεν ενθουσιάστηκε μαζί του στην αρχή.
Tip 2 diyabet, ilk başta egzersizin artırılmasıyla ve diyet değişikliği ile kontrol edilir.Το πρώτο βήμα στην αντιμετώπιση του διαβήτη τύπου 2 είναι η αύξηση της άσκησης και η αλλαγή της διατροφής.
Buna rağmen polis soruşturması ilk başta uyuşturucu kaçakçılarının intikamına odaklanmıştır.Οι παθήσεις του προστάτη αρχικά αντιμετωπίζονται με φαρμακευτική αγωγή.
İlk başta sadece ima ediyordum fakat daha sonra olduğu gibi söyledim.Καθώς έγινε αρχικά γνωστός έτσι, αποφάσισε να το διατηρήσει και στη συνέχεια.
Çoğunu baştan aşağı ikiye yardılar.Διακρίθηκε κυρίως στα διπλά.
Amcası başta bunu bilmemektedir ancak zamanla kendisinden kuşkulanmaya başlar.Τα παίρνει μαζί του, δίχως αρχικά να τα δώσει ιδιαίτερη σημασία.
İlk başta, hastalar çok azdı ama uygulama gittikçe büyüdü.I begyndelsen kom der kun få patienter, men hendes praksis voksede sig gradvist større.
İlk başta onlardan kaçınmaya çalıştı.Først søgte han at knibe sig udenom.
1931'den 1936'ya kadar tek başına bütün Afrika'yı baştan sona bazen bisikletle ve bazen yürüyerek gezdi.Fra 1931-36 rejste han 40.000 kilometer gennem Afrika på cykel og til fods.
İlk başta işler gayet iyi gidiyordu.I begyndelsen gik det godt.
Sukhoi başta Su-35'in ikinci modernizasyonundan dünya çapında 160 adetten fazla ihraç edeceğini öngörmüştü.Sukhoj havde oprindeligt planlagt at eksportere mere end 160 fly af den anden variant af Su-35.
Danimarka yapımı ve başta Anders Thomas Jensen'in yönettiği birçok filmde rol aldı.Han medvirkede i mange danske film, heriblandt i biroller i flere af Anders Thomas Jensens film.
Başta iki kardeş de heyecan verici bir maceranın beklentisi ile mutludur.Begge er unge adelige kvinder fuld af eventyrlyst.
Kuzey Afrika'daki İtalyan harekâtında, neredeyse baştan itibaren işler iyi gitmemişdi.Felttoget i Italiensk Østafrika var så godt som ovre.
Sığır yetiştiriciliği hayvancılıkta başta gelir.I begyndelsen går alt godt på Dyrenes Gård.
Kapak tasarımını en baştan beri sevmemiştim.NiDNiM brød sig ikke om baggrundstegningerne.
Grubun başta bir ismi yoktu.På dette tidspunkt havde gruppen ikke et egentligt navn.
Baştaki sözcük yalın ya da çekim ekli olabilir.Andre kald kan være advarsels- eller truekald.
En başta Monkey D. Luffy'nin düşmanıydı.Nogle år senere mødte Chopper Monkey D. Luffy.
Başta önemsemez lakin kendine Bay Smith diyen biri onun fotoğraflarını çekmiştir.En af Smiths bekendte forfattede bogen, men tillod Smith at tage æren.
Takım Baştan Başa Değişmişti.Det ville Weishaupt have forandret.
Bis repetita non placent İki kez tekrar eden artık baştan çıkarmaz."Hvis vi spiller et vers to eller tre gange, keder det os allerede.
Almanya başta olmak üzere yurt dışına çok sayıda göç vermiştir.København måtte derfor låne penge i udlandet.
Düşünce, öğüt ve sözler baştan çıkmaktadır.En del av disse sagnene ble fortalt som formaninger og advarsler.
İlk başta Pentonville’de ve sonra Wandsworth’te yatan Wilde en sonunda Reading Zindanı'na transfer edildi.Han ble først fengslet i Pentonville, deretter i Wandsworth, og til slutt i Reading.
Fransa baştan yardım sözü vermiş olsa da yardım geç geldi ve yetersiz kaldı.Frankrike lovte hjelp, men det kom for sent, og var utilstrekkelig.
Ama bunu ilk başta anlamazlar.Først skjønner de ikke det.
Baştan çıkarmak, kendine saygının bir biçimidir.Å kjenne seg selv er en dyd.
Aslında baştan insandır ama sonradan deniz kızına dönüşmüştür.Han var først baglerhøvding, men ble senere birkebeiner.
İlk başta aklımda albüm fikri yoktu.I begynnelsen hadde ikke albumet noe publikum.
Erişim tarihi: 15 Aralık 2007. ^ "Sil Baştan (Eternal Sunshine of the Spotless Mind)".Besøkt 3. mai 2015. ^ «Eternal Sunshine of the Spotless Mind (2004)».
Eserlerini ilk başta Fransızca yazmış, daha sonra Latinceye tercüme etmiştir.Verket er opprinnelig skrevet på spansk og ble senere oversatt til latin.
Ön bağırsak: Başta bulunan ağız açıklığı ile başlar.I prinsippet er den likt utført som det som er forklart over.
Bunun için, hangisinin başta olduğuna bakmaz.Bestemme hvem som skal begynne.
Vücuda gerekli olan başta A, B, D, E ve birçok vitamini yüksek oranda barındırır.De fettløselige vitaminene (A, D, E og K) kan lagres i kroppen hvis vi får mer av dem enn vi trenger.
Çünkü başta verilen şartlara göre, berber kendini tıraş etmeyen herkesi tıraş etmek zorundadır.En kjent versjon er barbereren som barberer alle som ikke barberer seg selv.
Babalarının hikayesini ilk başta dinlemek istemiyorlardı.De nektet å høre på deres fars bønn om roe seg ned.
"Mahzun baştankara" da denilmektedir.Det kalles også hindringsansvar.
Başta 14 Filmfare Ödülleri olmak üzere birçok ödül almıştır.Den ble i alt belønnet med 114 filmpriser.
İlk başta her şey normal gözükmesine karşın bir müddet sonra olaylar başlar.I starten er alt bare bra, men det er bare i starten...
Yavrular ilk başta kör ve çıplaktır, ama çok çabuk büyürler.Ungene fødes blinde og nakne, men blir raskt voksne og kan i løpet av kort tid formere seg.
Jonny Greenwood başta klavyeci olarak gruba girdi ama bir süre sonra baş gitarist oldu.Greenwood spilte i starten kun keyboard, men endte opp med å bli hovedgitarist.
Bitkisel üretimde ise tahıl ürünleri başta gelmektedir.I en befolkning som stadig vokste, ble kornprodukter stadig viktigere.
Mesajlar uygulaması baştan aşağı yenilenmiş durumda!Uttrykket slik det brukes i dag, er av nyere opprinnelse.
İlk başta sadece ima ediyordum fakat daha sonra olduğu gibi söyledim.USA var opprinnelig ikke med, men kom til senere.
Bir anlatıma göre askerleri galip geldiği sırada eşini baştan çıkardığı biri tarafından öldürüldü.Han ble myrdet av en i hæren hvis kone han angivelig hadde forført.
Çalışmaları ilk başta Yahudilik üzerine odaklanmadı.I begynnelsen var jødenes status ikke strengt regulert.
Babil’in baştanrıçası İştar ise bereket tanrıçasıydı.Belus' arbeidstittel var Den hvite guden.
Japonya'da başta gelen avcıları arasında insan ilk sırayı alır.I Norden regnes samene blant de første jegerne som bosatte seg der.
Rize ve Artvin başta olmak üzere Doğu Karadeniz'de tüketilir.Franz og Johann blir drept på Østfronten.
Lily, Nina'yı baştan çıkarır.Pelle ber Lilly være forsiktig.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod