başlattı ile cümle
başlattı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Dünyanın dört bir köşesindeki yerel halklara başlattıkları eğitim, kültürel projeler için bağış yapan.שמחזירה כסף לקבוצות ילידים ברחבי העולם למטרות חינוך, ומיזמי תרבות.
Dünyanın dört bir köşesindeki yerel halklara başlattıkları eğitim, kültürel projeler için bağış yapan.لإعادة الأموال إلى السكان الأصليين حول العالم، في مجال التعليم، المشاريع الثقافية، المنطلقة من أنفسهم.
Dünyanın dört bir köşesindeki yerel halklara başlattıkları eğitim, kültürel projeler için bağış yapan.教育的 文化的プロジェクトを 支援します 色々なプロジェクトがありますが
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.Am lansat cea mai mare expoziţie ilegală de artă din toate timpurile.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.Chúng tôi bắt đầu triển lãm tranh bất hợp pháp lớn nhất từ trước tới nay.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.Elindítottuk a valaha volt legnagyobb illegális kiállítást.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.E' stata l'esposizione d'arte illegale più grande del mondo.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.「Face 2 Face」と名付けました
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.Kami meluncurkan pameran seni ilegal terbesar.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.우리는 사상 최대의 불법 예술 전시회를 열었습니다.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.Lançamos a maior e ilegal exposição de arte de sempre.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.Lanzamos la mayor exposición de arte ilegal de todos los tiempos.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.Nous avons lancé la plus grande exposition d'art illégale qui ait jamais été.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.Przeprowadzaliśmy największą nielegalną wystawę w historii.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.Spustili sme najväčšiu ilegálnu výstavu aká kedy bola.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.We lanceerden de grootste illegale expositie ooit.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.Wir veranstalteten die größte illegale Kunstaustellung aller Zeiten.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.Začali jsme největší nelegální výstavu umění v historii.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.Παρουσιάσαμε τη μεγαλύτερη παράνομη έκθεση τέχνης που έγινε ποτέ.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.Направихме най-голямото нелагално изложение някога правено.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.Так я открыл самую большую нелегальную выставку в мире.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.השקנו את תערוכת האמנות הבלתי חוקית הגדולה ביותר.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.لقد اطلقنا اكبر معرض غير شرعي على الاطلاق.
Dünyanın en büyük yasadışı sanat sergisini başlattık.我哋籌辦左有史以來最大型的非法藝術展
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Abbiamo scatenato la creatività che cambia il mondo e prodotto grande benessere e comodità.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.A Földet megváltoztató kreativitást szabadítottunk ki, és hatalmas bőséget és kényelmet hoztunk létre.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Am eliberat creativitatea care poate schimba întreg pământul, şi am generat sănătate şi confort.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Chúng ta đem tới sự sáng tạo làm thay đổi Trái đất và tạo dựng sự thịnh vượng và tiện nghi.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık."사람들은 지각변동 같은 창조성을 일으켜" "거대한 부와 편의성을 만들어냈습니다."
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Liberamos una creatividad que cambió la Tierra y generó gran cantidad de riqueza y comodidad.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Libertámos a criatividade que alterou a face da Terra e gerámos grande riqueza e conforto.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Nasza kreatywność zmieniła Ziemię, stworzyliśmy wielkie bogactwa i wygody.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Nous avons libéré une créativité qui a changé la face du monde et généré grande richesse et confort.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Rozpoutali jsme tvořivost, která změnila Zemi, a vytvořili ohromné bohatství a pohodlí.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.We ontketenden wereldveranderende creativiteit en genereerden enorme rijkdom en comfort.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Wir entfesselten weltverändernde Kreativität und erzeugten enormen Wohlstand und Komfort.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Απελευθερώσαμε την δημιουργικότητα που άλλαξε τη Γη και δημιουργήσαμε τεράστιο πλούτο και ανέσεις.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Мы стали преобразовывать Землю и создали богатство и комфорт.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.Отприщили сме креативност, променила Земята и сме натрупали огромни богатства и комфорт.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.התרנו את היצירתיות ששינתה את העולם, וייצרה עושר ונוחות עצומים.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.وأطلقنا إبداعاتٍ غيّرت معالم الأرض وأنتَجَت ثرواتٍ عظيمةٍ و رفاهية.
Dünyayı değiştiren yaratıcılığı serbest bıraktık ve sonsuz rahatı ve zenginliği başlattık.広大な富と快適さを生み出しました。 近頃、私たちは飛び回っています、
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkAlors nous avons commandité une étude de faisabilité économique pour essayer de monter le dossier.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkAşa că am angajat o firmă să facă un studiu de fezabilitate economică pentru a încerca să susţinem proiectul.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkA tak jsme nechali udělat zakázku na ekonomickou realizovatelnost a pokusili se argumentovat.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkE così abbiamo incaricato di fare uno studio economico di fattibilità prima di fare una proposta ufficiale.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkEncomendámos um estudo de viabilidade económica para tentar fazer o processo.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkEntonces encargamos un estudio de factibilidad económica para tratar de demostrar el caso.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkEzért rendeltünk egy gazdasági megvalósíthatósági tanulmányt, hogy bizonyítsuk, megéri-e.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkJadi kami mengadakan studi kelayakan untuk mencoba mewujudkannya.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattık그래서 저희는 경제 타당성 조사를 의뢰했습니다. (건설 가능한)상황을 만들기 위해서요.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkMe tilasimme laskelmat hankkeen kannattavuudesta asiaamme tukemaan.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkObjednali sme si štúdiu o ekonomickej realizovateľnosti, aby sme sa pokúsili udať dobré dôvody.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkSå vi beställde en studie för ekonomisk hållbarhet för att hjälpa med målet.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkVi gennemførte en økonomisk gennemførligheds undersøgelse for at få bygget en sag.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkVì vậy chúng tôi đã tiến hành một nghiên cứu về lợi ích kinh tế để lập nên một đồ án.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkWe bestelden een studie om de economische haalbaarheid te onderzoeken, om de zaak te kunnen bepleiten.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkZleciliśmy badania nad opłacalnością by utwierdzić się w sprawie.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkΈτσι αναθέσαμε σε τρίτους τη διεξαγωγή μιας μελέτης οικονομικής εφικτότητας για να στηρίξουμε το έργο.
Ekonomik açıdan gerekçesini açıklamak için fizibilite çalışması başlattıkОтже, ми підготували техніко-економічне обґрунтування, щоб довести прибутковість проекту.