başlarlar ile cümle

başlarlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Metakarpallar, distal karpal kemiklerde başlarlar.The metacarpals form a transverse arch to which the rigid row of distal carpal bones are fixed.
Veraison aşamasına girdiklerinde son boyutlarının yaklaşık yarısına kadar büyümeye başlarlar.They begin to grow to about half their final size when they enter the stage of veraison.
Sade bir düğün yaparlar ve birlikte bir hayata başlarlar ve sonunda iki oğulları olur.They have a modest wedding, begin a life together, and eventually have two sons.
Oyuncular e1 ve e9 karelerinde başlarlar.For example: player 1's pawn starts on e1 and player 2's pawn starts on e9.
Yaklaşık sekiz hafta sonra akciğerlerde yumurta üretmeye başlarlar.After about eight weeks, they begin to produce eggs in the lungs.
Sonunda, o ve Sid tartışır ve birbirlerinden nefret etmeye başlarlar.Eventually, she and Sid get into arguments and begin to hate each other.
Birbirlerine ısınmaya başlarlar.Die beiden versuchen sich gegenseitig zu wärmen.
Kendi çıkışlarına yaklaşınca sağa sinyal vermeye başlarlar (kavşağı düz geçenler dahil).Wenn die Vorderbeine aufgesetzt sind, greifen die Hintergliedmaßen weit nach vorn über die Vorderbeine hinaus.
İkisi uzun bir ikili söylemeye başlarlar.Die beiden beginnen ein langes Gespräch.
Kardeşler maceralarına köyden başlarlar.Damit beginnen die Abenteuer der Geschwister.
Harun ve Eda ise Harun'un teklifi üzerine çıkmaya başlarlar.Auch in und um Amsterdam und Haarlem wird das e i-artig ausgesprochen, etwa als (Hochsprache ).
Bunun üzerine dövüşmeye başlarlar.Doch dann fängt er an, um sie zu kämpfen.
Mason gittiği bir partide Sheena ile tanışır ve çıkmaya başlarlar.Mason besucht eine Party und lernt dort Sheena kennen.
İkisi gizli bir ilişkiye başlarlar.Die beiden beginnen eine heimliche Affäre.
Bunun üzerine her yerde su aramaya başlarlar.Dieser lässt sie zunächst überall suchen.
Çünkü bunlar doğrudan doğruya şelf üzerinde başlarlar.Ihre Richtung wird von einem ehemals offen fließenden Bachlauf bestimmt.
ABD birlikleri şehrin güneyine doğru ilerlemeye başlarlar.Die Einheiten der USA rückten weiter nach Süden vor.
Sonraki bölümlerde de Ron'la çıkmaya başlarlar.Später in der Serie beginnt sie eine Affäre mit Ron.
İki adam kavgaya başlarlar.Allerdings geraten die beiden Männer in Streit.
Bu sefer bir sirke katılırlar ve sirk ile birlikte gezmeye tozmaya başlarlar.Sie gehen zusammen fort und schließen sich wieder dem Zirkus an.
Ama büyük bir aşk yaşamaya başlarlar.Eine große Liebe entsteht.
Anîden hepsi sırtlan gibi davranmaya başlarlar.Alle Bohrungen fungieren jetzt als Düse.
Parkta birlikte yürümeye başlarlar ve film sonlanır.Mit einer Kamerafahrt um einen Baum herum beginnt und endet der Film.
Don Alvaro ve Kont Libenskof birbirleriyle münakaşa etmeye baslarlar.Don Alvaro und Conte di Libenskof kommen hinzu.
Daha sonra birlikte olmaya başlayan ikili mutlu gibi gözükmeye başlarlar fakat bu biraz zordur.Gehen zwei Jungen miteinander eingehakt, so wirkt das noch komischer.
İkisi de üniversiteye yeni başlarlar.Beide werden bald ihr Studium beginnen.
Bir ay sonra gözleri açılır, 1,5 ay sonra ise yürümeye başlarlar.Nach einem Monat öffnen sich ihre Augen, im gleichen Zeitraum werden sie entwöhnt.
Diğer bazıları dönüşmelerini açıklamaya başlarlar: "Ben bir ağaç olmuştum", "Ben denizde bir dalga olmuştum".Großvater, sag den anderen, dass ich ein Fisch geworden bin“ stirbt er im Wasser.
Her takım kendi takım arkadaşlarıyla beraber önceden haritada belirlenmiş noktalarda oyuna başlarlar.Zu Rundenbeginn starten beide Mannschaften an ihren in der Karte festgelegten Startpunkten.
Monmouth'daki Rockfield Stüdyoları'nda çalışmaya başlarlar.Sie unterhält in Rottweil ein eigenes Atelier.
Karıncalar gece gündüz çalışmaya, çok çalışmaktan erken yaşta ölmeye, çatlamaya başlarlar.So ging das Nacht für Nacht, Jahr für Jahr, bis die Müllersleut alt geworden waren und starben.
Böylece gelen 14 melek çocukları ormanın kötülüklerinden korumaya başlarlar.Vierzehn Engel steigen herab, den Schlaf der Kinder zu bewachen.
Arkadaşı ile Rayquaza savaşmaya başlarlar.Ryan und Drayke fangen an zu kämpfen.
İkili ilk defa orada birbirlerine bir şeyler hissetmeye başlarlar.Beide Seiten erkannten sich erstmals gegenseitig an.
Birbirlerine sarılıp öpüşmeye başlarlar.Beide küssen und umarmen sich.
Her iki yalnız insan da birbirlerine ilgi duymaya başlarlar.Die beiden fangen an, sich gegenseitig zu respektieren.
Bu arada okula başlarlar.Mit der Schule fangen wir an.
Sergei ise bunun yanlış olduğunu savunur ve ikisi mücadele etmeye başlarlar.Greta hat davon natürlich keine Ahnung und die Beiden beginnen zu kämpfen.
Her ikisi de kocalarını övmeye başlarlar.Beide wetteifern um ihre Gunst.
Balonları patlatan insanlar, kontrol dışı olarak dans etmeye başlarlar.Anschließend begannen die Ballonfahrer mit dem Abwurf von Ballast.
Bir gün yine evde bu yüzden tartışmaya başlarlar.Zuhause kommt es dann zum Streit.
Çocuklar okula altı yaşında başlarlar.Les enfants commencent l'école à l'âge de six ans.
Kendi çıkışlarına yaklaşınca sağa sinyal vermeye başlarlar (kavşağı düz geçenler dahil).Une fois leur proie à portée, ils referment leurs mâchoires sur elle.
Bunun üzerine dövüşmeye başlarlar.Ils commencent alors à se battre.
Sunay Erdem ve Günay Erdem 90'lı yılların sonunda birlikte çalışmaya başlarlar.Sunay Erdem et Günay Erdem ont commencé à travailler ensemble à la fin des années 1990.
Onlar aşklarının peşinden koşarlarken, birbirlerini tanımaya başlarlar.Dès leur arrivée ils vont tenter de s’appréhender mutuellement,.
Denizciler bir şarkı söylemeye başlarlar (Koro: "Come away fellow sailors!Le port de Carthage Les marins préparent le départ (Come away fellow sailors !).
Evin kirasını ödeyemeyince Diyarbakır'ın sokaklarında yaşamaya başlarlar.Ne pouvant régler son loyer, il commence à vivre dans la rue.
Ve sonsuza dek mutlu yaşamaya başlarlar.Et ils vivent par la suite heureux pour toujours ?
Daha sonra planlarını yapmaya başlarlar.Il prépare ensuite ses plans.
Monmouth'daki Rockfield Stüdyoları'nda çalışmaya başlarlar.Il entre alors aux atelier Robys, à Montmartre.
İkisi de üniversiteye yeni başlarlar.Tous les deux iront à l'université.
Ama büyük bir aşk yaşamaya başlarlar.Alors commence le grand amour.
İkili ilk defa orada birbirlerine bir şeyler hissetmeye başlarlar.C'est la première fois que l'un de ces 2 personnages ressent des sentiments l'un pour l'autre.
865 yılı sonlarına doğru Vikingler Doğu Anglia Krallığında karaya çıkarak istilaya başlarlar.En 865, les Vikings de la Grande Armée débarquent en Angleterre.
Jokeyler, küçük yaşlarda apranti olarak mesleklerine başlarlar.Les jeunes commencent immédiatement leur noviciat.
Çocuklar ise birden "Baba..Baba.." diye ağlayıp sızlamaya başlarlar.Des enfants font irruption en criant : « Papa !
Saraybosna'da, yüzyıllar öncesinde kalan büyük bir aşkın öyküsünü dinlemeye başlarlar.Lors d'une cérémonie de candomblé, il va revivre une histoire d'amour vieille de deux siècles.
Parkta birlikte yürümeye başlarlar ve film sonlanır.Ils jouent tous dans l'eau, et le film se termine.
Bir süre sonra çıkmaya başlarlar ve Ross bunu çok kıskanır.Ils commencent à sortir ensemble rendant Ross jaloux.
İlgili Sayfalar