Cordelia başlarda Xander'ın kız arkadaşı olmasından utanmaktadır.Szókratész első felesége volt Xanthippé.
İlk başlarda Nielsen reytinglerinde Angel, Buffy'den daha yüksek reytinglere sahip oldu.Pályafutása kezdetén nagyobb tehetségnek tartották, mint Nigel Mansellt.
İlk başlarda sadece dans ediyordu.Kezdetben táncosként dolgozott.
Başlarda çok zorlandılar.Kezdetben a lányok nagyon zavarban vannak.
Başlarda, Kanadalı Film Derecelendirme Sistemi filmin Kanada’da gösterimini yasakladı.1986-ban a kanadai filmszövetség betiltotta a film nyilvános vetítését.
Protestolar ilk başlarda, ABD'de başlamış, önce Avrupa'ya sonra tüm dünyaya yayılmıştır.Először az Egyesült Államokban kezdték tenyészteni, innen terjedt el később az egész világon.
Nina başlarda karasızdır; ama annesiyle tartıştıktan sonra Lily'ye katılmaya karar verir.Nina epäröi ensin, mutta päättää lopulta liittyä Lilyn seuraan äitinsä vastusteluista huolimatta.
İlk başlarda video konferansı sağlamak amacıyla tasarlanmıştır.Alun perin web-kamerat oli tarkoitettu videoneuvotteluihin.
Başlarda kuşağın başlama saatleri sık sık değişse de genellikle hafta sonları yayınlanıyordu.Promootiotehtäviä oli hänen mukaansa vain silloin tällöin ja useimmiten viikonloppuina.
Backstreet Boys, ilk başlarda çok sıkıntı çekti.Retrolla oli alkuaikoinaan paljon vaikeuksia.
İlk başlarda Almanlar savaşta üstün gitmektedir.Aluksi venäläiset näyttivät menestyvän.
Başlarda bu kulüpte sadece şirketin çalışanları oynayabilirdi.Talon asunnot olivat alun perin kyseisten yhtiöiden toimihenkilöiden käytössä.
Başlarda sadece lezbiyen sahnelerde oynuyordu.Alkukauden hän oli pelaillut vain harrastesarjoissa.
İlk başlarda yeni gelişme yavaşladı.Aluksi kasvu oli hämmästyttävän hidasta.
Huygens ilk başlarda bulduğu şeyin ne olduğunu açıklayamadı.Conroy ei aluksi tiennyt minkälaista roolia he hakivat.
Hasan Paşa ilk başlarda sadece tüfek atışı yaptırdı.Valmistuttuaan Hains palveli ensin tykistössä.
Örgütlenme ilk başlarda genç öğrenci ve işçilerden oluşmaktadır.Aloitetekstiä oli aluksi laatimassa lakimies ja oikeustieteen opiskelijoita.
Pankreas kanseri tipik olarak ilk başlarda kolay tespit edilen belirtiler göstermez.Munuaissyövästä tekee vaikeahoitoisen se, että taudin alkuvaiheissa oireita ei yleensä juuri esiinny.
İlk başlarda onlarla ilgilenmeye başlar.Pian he aloittavat suhteen.
Başlarda yenilse de nihayetinde Balas, I. Demetrius Soter'i MÖ 150'de mağlup etti.Aleksanterin sotatoimet takeltelivat aluksi, mutta lopulta hän löi Demetrioksen 150 eaa.
Başlarda grubun dağıldığı resmi olarak açıklanmadı.Alussa seura ei ollut virallisesti rekisteröitynyt.
Çoğu insan, ilk başlarda insuline ihtiyaç duymaz.Οι περισσότεροι άνθρωποι δεν χρειάζονται από την αρχή ινσουλίνη.
Britanya kanala ilk başlarda karşı çıksa da açıldıktan sonra stratejik değerinin kısa sürede farkına vardı.Οι Βρετανοί αρχικά αντιτέθηκαν στη διώρυγα, αλλά μόλις άνοιξε, η στρατηγική της αξία γρήγορα αναγνωρίστηκε.
İlk başlarda Avrupalılar ile yerel Maori halkı arasındaki ilişki ticaretten ibaretti.Αρχικά οι σχέσεις μεταξύ των ιθαγενών Μαορί και των Ευρωπαίων περιορίστηκαν στις ανταλλαγές αγαθών.
Başlarda ARPANET, TCP/IP yerine Network Control Program (NCP, Network Control Protocol) kullanıyordu.Αρχικά το ARPANET χρησιμοποίησε το Πρόγραμμα Ελέγχου Δικτύου (NCP) αντί του TCP/IP.
İlk başlarda bu tutucu yönüyle fazla ilgi görmeyeceği belirtildi.Έτσι εκ πρώτης όψεως φαίνεται άσκοπο το να κουβαλάμε τόσο μεγάλα κιάλια.
Başlarda onun bir katil olduğunu düşünürüz.Στην αρχή ο παίκτης θα νόμιζε ότι είναι άνθρωποι.
İlk başlarda Açık Erişim Haftası organizasyonları kendi koydukları temalar çercevesinde kutlanıyordu.Στα πρώτα χρόνια, οι οργανώσεις που γιόρταζαν την Εβδομάδα Ανοικτής Πρόσβασης όριζαν τα δικά τους θέματα.
Başlarda müzikallerde oynuyordu.Άρχισε να εργάζεται στην μουσική.
İlk başlarda onlara ’’Radau-Combo’’ denilirdi.Έφερε αρχικά το όνομα «Girolamo Buonaparte».
Başlarda katılımcılar, düzenlenen toplantılar hakkında röportaj vermişlerdir.(3) Μέχρι 10 ημέρες για όσους συμμετέχουν στην προετοιμασία για επίσημες διοργανώσεις.
Başlarda Tom, Redman'ın tahriklerine cevap vermez.Στην ποστ-σίζον θα καλούνταν να αντιμετοπίσουν τους Νικς στον πρώτο γύρο.
Hasan Paşa ilk başlarda sadece tüfek atışı yaptırdı.Το Π/Π Μαλλιόπουλος έφερε στο πρόστεγο αρχικά ένα υπερυψωμένο πυροβόλο.
Çoğu insan, ilk başlarda insuline ihtiyaç duymaz.De færreste har brug for insulin fra starten.
İlk başlarda Eiffel, Kule'ye sadece 20 yıl için müsaade almıştı.Eiffel fik i første omgang tilladelse til, at tårnet kunne stå i 20 år.
İlk başlarda, Avustralya dilleri yazarın duyduğu şekilde İngilizce yazım kurallarına göre yazılmaktaydı.I begyndelsen blev de australske sprog skrevet ud fra engelske stavningsregler, som nu skribenten hørte det.
Başlarda Kızıl ordu, rütbe ve işaret sistemi olmayan bir gönüllü ordusuydu.I begyndelsen fungerede den Røde Hær som en frivillig enhed uden rang og distinktioner.
İlk başlarda onlara ’’Radau-Combo’’ denilirdi.Bandet blev i første omgang kaldt "Roundabout".
Moskova başlarda Sovyetler Birliği'nin başına gelen felaketin boyutlarının ağırlığını tam olarak kavrayamadı.Overkommandoen i Moskva forstod i starten ikke omfanget af den katastrofe, som havde ramt Sovjetunionen.
İlk başlarda Avrupalılar ile yerel Maori halkı arasındaki ilişki ticaretten ibaretti.I starten var kontakten mellem de indfødte maorier og europæerne begrænset til udveksling af varer.
Protestolar ilk başlarda, ABD'de başlamış, önce Avrupa'ya sonra tüm dünyaya yayılmıştır.Depressionen begyndte i USA og spredte sig herefter til resten af verden.
İlk başlarda Kore, yeniden adlandırılmış ve başkent günümüzdeki Seul'e taşınmıştır.Landet fik tidlig sit nye navn og hovedstaden flyttet til dagens Seoul.
İlk başlarda ürkek ve doğaüstü yaratıklarla ilgili saf olarak tanıtılır.I starten ser man kun enkle, naturtro billeder af storvildt.
Bu arsanın sahibi, başlarda arsasının satılmasını istememiştir.Ejeren var imidlertid ikke interesseret i at sælge.
Sovyetler Birliği, Varşova'daki Alman işgal güçlerine karşı bir ayaklanmayı başlarda teşvik etti.Den sovjetiske fremrykning udløste Warszawa opstanden mod den tyske besættelse.
İlk başlarda kuşatma sıkı olmayan bir abluka şeklinde başlar.Med ham begynder en ikke-adlet linje af slægten.
Harekât, başlarda yavaş gelişti.I begyndelsen udviklede byen sig langsomt.
İlk başlarda Wokou; Japonya’dan askerler, roninler, tüccarlar ve kaçakçılardan oluşuyordu.En liten andel var japanske soldater, ronin, smuglere og handelsmenn.
Başlarda Amerikalı firmalar tarafından ciddiye alınmamıştır.Advarselen ble på daværende tidspunkt tatt alvorlig av de amerikanske myndighetene.
İlk başlarda Kore, yeniden adlandırılmış ve başkent günümüzdeki Seul'e taşınmıştır.Landet fikk tidlig sitt nye navn og hovedstaden flyttet til dagens Seoul.
Başlarda Catherine’nin okuma yazma bilmemesi ve çiftin çocuk sahibi olamaması gibi sorunları vardı.Det fantes tidlig visse problemer, som Catherines analfabetisme og parets problemer med å få barn.
Başlarda death metal yapan grup, daha sonra melodik ve progresif metale yöneldi.I starten spilte de death metal, men har etter hvert gått over til mer progressiv metal/folk metal.
Başlarda bu türün belli bir adı yoktu.I begynnelsen hadde det ingen tittel.
Başlarda onun bir katil olduğunu düşünürüz.Han begynte da som kriminell.
2009-10 sezonunda da başlarda Hakan Arıkan olmasına rağmen daha sonra birinci kaleciliği yeniden kazandı.I starten på OL-sesongen 2009/10 var hun igjen i godt slag, selv om OL var det store målet.
Esas olarak piyadeden oluşan Rumen kuvvetleri neredeyse başlarda çöktü.De rumenske styrkene, som for det meste var kavaleri, kollapset nesten umiddelbart.
Çoğu insan, ilk başlarda insuline ihtiyaç duymaz.Umumnya sebagian besar pasien pada awalnya tidak membutuhkan insulin.
Başlarda birçok havayolu şirketi 747'ye kuşkuyla yaklaşıyordu.Pada mulanya, banyak perusahaan penerbangan yang ragu terhadap Boeing 747.
İlk başlarda o, iddialı olmayan bir karakter olarak gözüküyordu, ama zaman içinde cesur olduğu ispatlanmıştır.Ia awalnya terlihat sebagai orang yang tidak ramah, walaupun sebenarnya ia sangat pemalu.
Bolşevik hareket, başlarda seyahat özgürlüğünden bahsediyordu.Bolshevik awalnya mengadakan demonstrasi damai.