Hafta sonunun başlaması için sabırsızlanıyorum.I can't wait for the weekend to begin.
Geçmeye başlamadan önce yeşil sinyali bekle.Wait for the green signal before starting to cross.
En kısa sürede başlamalısın.You should set off as soon as possible.
Belki de programlamayı öğrenmeye başlama zamanı.Maybe it's about time I started learning to do programming.
Eski işini bırakıp kendi işine başlaması kararı gerçekten işe yaradı.His decision to quit his old job and start his own business really paid off.
Oda basın konferansının başlamasını bekleyen muhabirlerle tıka basa doluydu.The room was jam-packed with reporters waiting for the press conference to begin.
Onlar sıfırdan başlamak zorunda kaldı.They had to start from scratch.
Daha kolay sorularla başlamalısın.You should begin with easier questions.
İlerlemenin sırrı başlamaktır.The secret of getting ahead is getting started.
Biz sinema salonunda filmin başlamasını bekledik.We waited in the movie theater for the film to start.
Koşmaya başlamasından sonra beş dakika olmamıştı ki bir kayaya takılıp düştü.Not five minutes after he started running, he tripped on a rock.
Başlamadan önce birkaç temel kural koymalıyız.We should lay down a few ground rules before we begin.
Kız kardeşim yıldız falını okumadan güne başlamaz.My sister can't start the day without reading her horoscope.
Biz oynadık. Biz kaybettik. Baştan başlamaya ne dersin?We played. We lost. How about starting it over?
O sekiz otuza kadar başlamaz.It doesn't start until eight thirty.
Sonra Jackson'a başlamasını söyledi.Then he told Jackson to get started.
Her toplantının bir dua ile başlaması gerektiğini söyledi.He said each meeting should begin with a prayer.
Şiddetli bir savaş daha başlamaya hazırdı.Another fierce battle was ready to begin.
Pek çoğu başka bir iç savaşın başlamasından korkuyordu.Many feared the start of another civil war.
Şimdi her şeye baştan başlamalıyım.Now I have to start all over again.
Sanırım akşam yemeği pişirmeye başlamamın zamanıdır.I think it's time for me to start cooking dinner.
Sanırım sorumluluklarımı ciddiye almaya başlamamın zamanıdır.I think it's time for me to start taking my responsibilities seriously.
Yazmaya başlamadan önce araştırma yaparak ne kadar zaman harcadın.How much time did you spend doing research before you started writing?
Film başlamak üzeredir.The movie's about to start.
Kendi işine başlamayı ciddi şekilde düşünüyor musun?Are you seriously thinking about starting your own business?
Toplantının ne zaman başlaması gerektiğini lütfen bana tekrar söyler misin?Could you please tell me again when the meeting is supposed to start?
Terbiyeni takınmaya başlamazsan sana ne olacağını bildireyim.Let me tell you what's going to happen if you don't start behaving yourself.
Tom gelinceye kadar mitinge başlamayacağız.We won't start the meeting until Tom comes.
Tom yağmur başlamadan önce hemen terk etmemizi önerdi.Tom suggested that we leave right away before it started to rain.
Tom yemeği masaya koydu ve herkese yemeye başlamasını söyledi.Tom put the food on the table and told everyone to start eating.
Tom henüz sınav için çalışmaya başlamadı bile.Tom hasn't even started studying for the exam yet.
Tom otuzuna kadar Fransızca çalışmaya başlamadı.Tom didn't start to study French until he was thirty.
Tom yirmi yaşına kadar trombon çalmaya başlamadı.Tom didn't start to play the trombone until he was twenty.
Tom bir işe başlamaya karar verdi.Tom decided to start a business.
Tom buraya gelinceye kadar içmeye başlamayalım.Let's not start drinking until Tom gets here.
Tom Mary'nin tekrar baştan başlamasına yardım etti.Tom helped Mary start over again.
"Hazır mısın?" "Tam tersine, ben henüz başlamadım bile.""Are you ready?" "On the contrary, I have not even started yet."
Fransa'da sol kanat siyaset için asla oy vermedim ve artık başlamayacağım.I have never voted for the left-wing politics in France and I'm not going to start now.
Tom parti bile başlamadan önce tamamen sarhoştu.Tom was totally snockered before the party even began.
Tom kendi işine başlamaya karar verdi.Tom decided to start his own business.
Tom bongosunu çalmaya başlar başlamaz çocuklardan oluşan bir kalabalığı çekti.Tom attracted a crowd of children as soon as he started playing his bongos.
Sen her ne zaman hazır olursan, ben işe başlamaya hazırım.I'm ready to start working whenever you are.
İngilizce bir cümlenin ilk sözcüğü büyük harfle başlamalıdır.The first word of an English sentence should be capitalized.
İngilizce bir cümledeki ilk sözcüğün büyük harfle başlaması gerekir.The first word of an English sentence should be capitalized.
Neredeyse başlama zamanı.It's almost time to get started.
Bir mektuba başlamak her zaman zordur.It's always difficult to start a letter.
Geri gidebilsen ve hayatına tekrar başlayabilsen, hangi yaştan başlamak istersin?If you could go back and start your life again, from what age would you like to start?
Tom kendi şirketine başlamalıdır.Tom should start his own company.
Eğer o geç kalırsa toplantıya onsuz başlamak sorun değil.If he's late, it's OK to start the meeting without him.
Ben başlamak için hazırım.I'm ready to start.
Koç oyun başlamadan önce takımına moral verici bir konuşma yaptı.The coach gave his team a pep talk before the game started.
Kolaylıkla anlayabileceğin kitaplardan başlamalısın.You should start from books similar to the ones you can already understand easily.
İnsanlar sevmeye başlamayı seçebilirler ama durdurmayı seçemezler.People can choose to start loving, but can't choose to stop.
Film önceden başlamalıydı.The film should have already started.
Ne zaman başlamayı planlıyorsun?When do you plan on beginning?
Deney başlamalı.The experiment has to begin.
Deney başlamak zorunda.The experiment has to begin.
Tom bir an önce başlamak istiyor.Tom can't wait to get started.
Tom başlamak için sabırsızlanıyor.Tom can't wait to get started.
Basın toplantısının bir saat sonra başlaması planlanıyor.The press conference is scheduled to begin one hour from now.