başladılar ile cümle

başladılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Demek ki inkarcılar başarıya eremezler" demeye başladılar.Surely the infidels will not succeed."
Birbirlerini yermeye başladılar.Then they started blaming one another,
Zulmedenler azabı görmeye başladılar mı hafifletilmez azapları ve mühlet de verilmez onlara.And when the wicked shall face the torment it will not be decreased, nor will they be reprieved.
Onlara delillerimizle gelince o delillere gülmeye başladılar.But when he brought to them Our signs they laughed at them,
Bir birlerine dönerek birbirlerini kınamaya başladılar.Then they started blaming one another,
Yûsuf'tan ümidi kesince bir kenara çekilip tartışmaya başladılar.When they despaired of (persuading) him, they went aside to confer.
Firavun ve adamları, gün doğarken onları izlemeye başladılar.But they pursued them at sunrise.
Fakat kendilerinden azabı kaldırdığımızda hemen yan çizmeye başladılar.Yet no sooner did We take away the affliction from them than they broke their pledge.
Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.Then they started blaming one another,
Demek ki inkarcılar iflah olmazmış! demeye başladılar.Surely the infidels will not succeed."
Meryem oğlu İsa, bir misal olarak anlatılınca senin kavmin hemen bağrışmaya başladılar.When the example of Mary's son is quoted before them, your people cry out at it,
Ardından, kabahati birbirlerine yüklemeye başladılar.Then they started blaming one another,
Ve üzerlerine cennet yaprağından örtüp yamamaya başladılar. Âdem Rabbinin emrinden çıktı da şaşırdı.Adam disobeyed his Lord, and went astray.
Demek ki inkârcılar iflah olmazmış" demeye başladılar.Surely the infidels will not succeed."
Ardından suçu birbirlerine yüklemeye başladılar.Then they started blaming one another,
Bunun üzerine onlar aralarında tartışmaya ve fısıldaşmaya, kulislere başladılar.So they discussed their strategy among themselves and conferred privately,
Demek kafirler başarıya ulaşamazlar," demeye başladılar.Surely the infidels will not succeed."
Ve hemen birbirlerini suçlamaya başladılar.Then they started blaming one another,
Vay! Demek ki inkarcılar iflah olmazmış! demeye başladılar.Ah! the infidels thrive not.
Doğrusu biz kendimize zulmetmişiz!” deyip, birbirlerini kınamaya başladılar.Verily, we have been Zalimun (wrong-doers, etc.)."
Biz onlardan, geçirecekleri bir süreye kadar azabı kaldırınca, hemen yeminlerini bozmağa başladılar.But when We lifted the plague from them, for a term they were to fulfill, they broke their promise.
Buna rağmen onların çoğu hemen sonra yeryüzünde azgınlık yapmaya başladılar.Then indeed many of them, [even] after that, throughout the land, were transgressors.
Üstlerini cennet yaprağıyle örtmeğe başladılar.Then they started to cover themselves with the leaves from the garden.
Ve üzerlerine cennet yaprağından örtüp yamamaya başladılar.Then they started to cover themselves with the leaves from the garden.
Derhal cennet yapraklarıyla üzerlerini örtmeye başladılar.Then they started to cover themselves with the leaves from the garden.
Savaş içinde oldukları düşüncesiyle Çinlilerden intikam almaları gerektiğini haykırmaya başladılar.They started to call out for revenge against the Chinese, who allegedly had fought them.
Dükkanlarını, otellerini ve restoranlarını aramaya başladılar.They looked for them inside their stores, the hotel, the food stands and the restaurant.
Kosova ve komşuları küresel ekonomik krizin acısını hissetmeye başladılar.Kosovo and its neighbours are feeling the bite of the global economic crisis.
Ovesea, "Aldığımız tedbirler sonrasında insanlar tepki vermeye başladılar."People have started to react after the measures we took.
Vahabiler Novi Pazar'da 2006 yılında ortaya çıkmaya başladılar.The Wahhabis began to emerge in Novi Pazar in 2006.
Yunanistan'da biriktirdikleri paraları ülkelerine getirip, küçük yatırımlar yapmaya başladılar.They have brought the money they saved in Greece and have started to invest in small businesses.
Bazı işçiler ülkedeki ana karayollarını tıkamaya başladılar.Some workers have begun to block major roads throughout the country.
Şimdi diğer siyasetçiler de daha spontane, popülist bir tavır takınmaya başladılar.Now other politicians are adopting a more spontaneous, populist manner.
SETimes: Priştine ve Belgrad müzakerelere 8 Mart'ta başladılar.SETimes: Pristina and Belgrade launched talks on March 8th.
Yurtdışındaki Türk vatandaşları tele oylama sistemi için organize olmaya başladılar.Turkish citizens abroad have already started organising for the tele-voting system.
AB'den Barroso ve Füle, Balkan turuna başladılarEU's Barroso, Fuele kick off Balkan tour
BH'li Askerler Irak Misyonu İçin Eğitime BaşladılarBiH Soldiers Begin Training for Iraq Mission
Aleksiç'i dipçikleriyle dövmeye başladılar.They began beating Aleksic with their rifles.
Yine de Dünya Bankası ve diğer güçlü ticari bankalar leye zorunluluklar getirmeye başladılar.Still, the World Bank and other strong commercial banks have begun issuing obligations in leu.
Kıbrıs Türkleri ve Kıbrıs Rumları yeniden birleşme müzakerelerine yönelik hazırlıklara başladılarTurkish Cypriots, Greek Cypriots start preparations for re-unification talks
Slovenya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve Macaristan mal iadesine 15 yıl önce başladılar.Slovenia, the Czech Republic, Slovakia and Hungary started restitution 15 years ago.
Bazı blogcular yarışmanın olası adaylarını tartışmaya başladılar bile.Some bloggers have already begun debating possible candidates for the contest.
Posavina’da mülteciler savaştan beş yıl sonra geri dönmeye başladılar.At Posavina the refugees began to return only five years after the war.
Üst düzey AK yetkilileri Güneydoğu Avrupa gezisine başladılarTop EC officials begin Southeast Europe tour
Çok geçmeden de, arama ücretini şişirerek deniz aşırı telefon görüşmeleri yapmaya başladılar.Soon they started making phone calls overseas, overcharging the cost of the call.
Türkiye ve Hırvatistan AB Üyelik Müzakerelerine BaşladılarTurkey, Croatia Begin EU Entry Talks
Sohbet odalarına takılanlar ona Tito demeye başladılar.Chat room participants have started to call him Tito.
ABD'li ve Polonyalı yetkililer kalkan önerisiyle ilgili görüşmelere geçen ay başladılar.US and Polish officials began negotiations on the proposed shield late last month.
Arnavut yetkililer tanınmış yazar İsmail Kadare'nin Cirokastra'daki evini restore etmeye başladılar.Albanian authorities have begun restoring the house of renowned writer Ismail Kadare in Gjirokastra.
Kutlamalar sona ererken, Hırvat yetkililer New York'taki gündemlerini planlamaya başladılar.As the celebrations died down, Croatian officials began planning their agenda in New York.
Yetkililer konu hakkında adımlar atmaya başladılar.Authorities have begun taking steps.
Kıbrıslı liderler yeni barış müzakerelerine başladılarCypriot leaders launch new peace talks
Karadağlı askerler görevleri için eğitime başladılar. [Getty Images]Montenegrin soldiers began training for their upcoming deployment. [Getty Images]
20.yüzyılın sonlarında, uydular,bir çok sezgiyi destekleyen Güneş’i incelemeye başladılar.In the later twentieth century, satellites began observing the Sun, providing many insights.
Red Sparowes 3. stüdyo albümlerini Kasai ile birlikte 24 Ağustos,2009'da başladılar.Red Sparowes began recording their third full-length studio album with Kasai on August 24, 2009.
Tarih öncesi yerleşimciler ormanı temizlemeye başladılar ve ilk tarım topluluklarını kurdular.The prehistoric settlers began clearing the forest, and established the first farming communities.
Zenginleşen kentler, hükümdarlardan özel haklar satın almaya başladılar.Wealthy cities started to buy certain privileges for themselves from the sovereign.
Ancak daha sonra yerleşmeye ve toprakta çalışmaya başladılar.Only later they began to settle and work on the land.
1960’da, Fransız TV kanalı ORTF’nin teklifiyle TV için çalışmaya başladılar.From 1960, after a proposal from the French TV channel ORTF, they start working for the TV.
1980'lerde ve 1990'larda tarihçiler, terimin uygun kullanımını tartışmaya başladılar.In the 1980s and 1990s, historians began debating the appropriate use of the term.

İlgili Sayfalar