başladık ile cümle

başladık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Evet. Mükemmel başladık, onunla lafladık.Све је почело одлично, тај разговор са њим.
Evet, yıllar önce başladık anlamaya bunu, ki önemli olan şey bizim için tasarımdı İtalyan hayat tarzında.Abbiamo inziato molti anni fa credendo che il cuore dello stile di vita italiano fosse il design.
Evet, yıllar önce başladık anlamaya bunu, ki önemli olan şey bizim için tasarımdı İtalyan hayat tarzında.لذلك، بدأنا منذ سنوات عديدة معتبرين ان نقطة البداية لنا في الطريقة الإيطالية للحياة كان التصميم.
Evrensel Virüs Öngörü Girişimini başlatabildik ve Asya ile Afrika'da dört farklı bölgede çalışmaya başladık.우리는 국제 바이러스 예측 계획을 시작할 수 있었고, 아프리카와 아시아의 4개 지역에서 연구를 시작했습니다.
Evrensel Virüs Öngörü Girişimini başlatabildik ve Asya ile Afrika'da dört farklı bölgede çalışmaya başladık.הצלחנו להתחיל את יוזמת חיזוי הוירוסים הגלובלית ולהתחיל עבודה בארבעה אתרים שונים באפריקה ואסיה.
Evrensel Virüs Öngörü Girişimini başlatabildik ve Asya ile Afrika'da dört farklı bölgede çalışmaya başladık.أصبحنا قادرين على بدء (المبادرة العالمية للتنبؤ الفيروسي) وبدء العمل في أربعة مواقع مختلفة في أفريقيا وآسيا.
Evrensel Virüs Öngörü Girişimini başlatabildik ve Asya ile Afrika'da dört farklı bölgede çalışmaya başladık.アフリカとアジアの 4地点で研究を始めました 勿論ウイルスとの接触過程は
Fakat eve daha yakın yerlerde biz bu duvarları okulların içine yapmaya başladık.그리고 집에 가깝게는, 이런 담벼락을
Fakat eve daha yakın yerlerde biz bu duvarları okulların içine yapmaya başladık.Máme projekty i blíž, začali jsme instalovat tyto stěny ve školách.
Fakat eve daha yakın yerlerde biz bu duvarları okulların içine yapmaya başladık.Zaczęliśmy zakładać ściany w szkołach.
Fakat eve daha yakın yerlerde biz bu duvarları okulların içine yapmaya başladık.אבל כאן בבית, התחלנו להתקין קירות כאלה בבתי-ספר
Fakat eve daha yakın yerlerde biz bu duvarları okulların içine yapmaya başladık.لكن بالقرب من موطننا، بدأنا بتركيب هذه الجدران في المدارس
Fakat eve daha yakın yerlerde biz bu duvarları okulların içine yapmaya başladık.こんな感じで照明をつけた
Farkındalıklarını, eyleme çevirecekler. Bir şeye başladık. Bir topluluk oluşturduk.La perversidad de los crímenes de Kony lo hizo el primero en la lista de la corte
Fidan dikmeye başladık ama ilk yıl çok ağaç kaybettik.1年目は大量に枯れましたが 翌年は枯れる本数が減り 死に絶えた土地が ゆっくり再生を始めました
Fidan dikmeye başladık ama ilk yıl çok ağaç kaybettik.Começámos a plantar.
Fidan dikmeye başladık ama ilk yıl çok ağaç kaybettik.우리는 나무를 심기 시작했습니다. 첫 해에는 수많은 나무를 잃었어요. 둘째 해가 되니 좀 나아졌죠.
Fidan dikmeye başladık ama ilk yıl çok ağaç kaybettik.Nous avons commencé à planter et
Fidan dikmeye başladık ama ilk yıl çok ağaç kaybettik.We begonnen met planten. Het eerste jaar gingen veel bomen dood, het jaar daarna minder.
Fidan dikmeye başladık ama ilk yıl çok ağaç kaybettik.Zaczęliśmy sadzić drzewa.
Fidan dikmeye başladık ama ilk yıl çok ağaç kaybettik.Мы принялись за работу. Мы начали сажать лес.
Fidan dikmeye başladık ama ilk yıl çok ağaç kaybettik.והתחלנו. התחלנו לנטוע ובשנה הראשונה איבדנו הרבה עצים, בשנה השניה פחות
Fidan dikmeye başladık ama ilk yıl çok ağaç kaybettik.و بدأنا ، بدأنا نزرع ، و في تلك السنة الأولى خسرنا الكثير من الأشجار، و السنة الثانية خسرنا أقل
Gerçekten de oldu, bilirsiniz,... ...bu, insanların olup bitene gülmeye başladıkları anlardan biriydi.E in quel momento, non so, fu quando la gente iniziò a ridere di quello che stava succedendo.
Gerçekten de oldu, bilirsiniz,... ...bu, insanların olup bitene gülmeye başladıkları anlardan biriydi.És tényleg az lett -- nem is tudom, akkor keztek az emberek nevetni a történteken.
Gerçekten de oldu, bilirsiniz,... ...bu, insanların olup bitene gülmeye başladıkları anlardan biriydi.Het werd echt het -- ik weet niet, het was zo'n moment waarop mensen begonnen te lachen met wat er gebeurde.
Gerçekten de oldu, bilirsiniz,... ...bu, insanların olup bitene gülmeye başladıkları anlardan biriydi.I naprawdę stał się -- nie wiem, to była jedna z chwil, kiedy ludzie zaśmiali się.
Gerçekten de oldu, bilirsiniz,... ...bu, insanların olup bitene gülmeye başladıkları anlardan biriydi.그리고 그것은 그렇게 되었죠 -(여기 써있는 내용을 보면) 많은 사람들이 웃기 시작하는 순간들 중 하나였습니다.
Gerçekten de oldu, bilirsiniz,... ...bu, insanların olup bitene gülmeye başladıkları anlardan biriydi.Și a fost unul dintre acele momente în care lumea a început să râdă de ce se întâmpla.
Gerçekten de oldu, bilirsiniz,... ...bu, insanların olup bitene gülmeye başladıkları anlardan biriydi.И это вдруг стало... Не знаю, как сказать, одним из тех моментов, когда люди начали смеяться над всем этим.
Gerçekten de oldu, bilirsiniz,... ...bu, insanların olup bitene gülmeye başladıkları anlardan biriydi.והיא באמת הפכה -- אני לא יודעת, אתם יודעים, זה היה אחד מאותם רגעים שאנשים התחילו לצחוק על מה שקורה.
Gerçekten de oldu, bilirsiniz,... ...bu, insanların olup bitene gülmeye başladıkları anlardan biriydi.وقد أصبحت حقا --لا أعرف، أنتم تعلمون، تلك اللحظات بدأ الناس يضحكون في ما كان يحدث.
Gerçekten de oldu, bilirsiniz,... ...bu, insanların olup bitene gülmeye başladıkları anlardan biriydi.たくさんの人の笑いをとれたんです ファットシとかタクシスタンなんて感じに 架空の
Gerçekten taşınabilir bir kitap yapmaya başladık.Am ajuns chiar să facem o tipografie mobilă.
Gerçekten taşınabilir bir kitap yapmaya başladık.A nawet stworzyliśmy książkowóz.
Gerçekten taşınabilir bir kitap yapmaya başladık.Chúng tôi đã bắt tay làm thư viện lưu động.
Gerçekten taşınabilir bir kitap yapmaya başladık.Começámos a fazer um "livromóvel".
Gerçekten taşınabilir bir kitap yapmaya başladık.De hecho, hicimos un "libromóbil".
Gerçekten taşınabilir bir kitap yapmaya başladık.우리는 실제로 '북모바일'을 만드는 것에 착수했었습니다.
Gerçekten taşınabilir bir kitap yapmaya başladık.Nous avons étudié la piste du bibliobus.
Gerçekten taşınabilir bir kitap yapmaya başladık.We maakten daadwerkelijk een boekmobiel.
Gerçekten taşınabilir bir kitap yapmaya başladık.Wir haben ein Buchmobil kreiert.
Gerçekten taşınabilir bir kitap yapmaya başladık.Πήγαμε και φτιάξαμε ένα "βιβλιο-κίνητο".
Gerçekten taşınabilir bir kitap yapmaya başladık.Всъщност направихме книгомобил.
Gerçekten taşınabilir bir kitap yapmaya başladık.И мы пошли дальше и создали книгомобиль.
Gerçekten taşınabilir bir kitap yapmaya başladık.Ми навіть спробували зробити пересувну бібліотеку.
Gerçekten taşınabilir bir kitap yapmaya başladık.אנחנו למעשה התקדמנו הלאה ליצור ניידת ספרים.
Gerçekten taşınabilir bir kitap yapmaya başladık.نحن فعلاً انصرفنا لصنع مكتبة متجولة
Gerçekten taşınabilir bir kitap yapmaya başladık.移動本屋はバンの大きさで、衛星受信用アンテナやプリンターや
Geribildirimlerin başladıklarına dair kanıtlar var.Ci sono le prove che dimostrano come questo sia già iniziato.
Geribildirimlerin başladıklarına dair kanıtlar var.Có một dẫn chứng cho thấy các phản ứng này đã bắt đầu.
Geribildirimlerin başladıklarına dair kanıtlar var.Er is bewijs dat de terugkoppelingen reeds beginnen.
Geribildirimlerin başladıklarına dair kanıtlar var.Es gibt Beweise, dass die Rückkopplungen bereits einsetzen.
Geribildirimlerin başladıklarına dair kanıtlar var.Există dovezi că aceste fenomene au început deja.
Geribildirimlerin başladıklarına dair kanıtlar var.Há provas de que as reações já começaram.
Geribildirimlerin başladıklarına dair kanıtlar var.Hay evidencia de que las reacciones ya empezaron.
Geribildirimlerin başladıklarına dair kanıtlar var.Il existe des preuves que les rétroactions commencent déjà.
Geribildirimlerin başladıklarına dair kanıtlar var.Istnieją dowody, że te reakcje już się zaczęły.
Geribildirimlerin başladıklarına dair kanıtlar var.그런 상호작용이 이미 일어나고 있다는 증거가 있습니다.
Geribildirimlerin başladıklarına dair kanıtlar var.Máme důkazy, že zpětné vazby již začínají.

İlgili Sayfalar