başladı ile cümle
başladı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Onun ne kastettiğini anlamaya başladım.I began to see what he was getting at.
Onun sağlığı artık bozulmaya başladı.His health has begun to decline now.
Geliriyle geçinmeyi zor bulduğu için o çalışmaya başladı.Finding it hard to make ends meet on his income, she started to work.
Onun yaralı bacağı tekrar kanamaya başladı.His wounded leg began to bleed again.
Onun beceriksizliği herkesi sinirlendirmeye başladı.His incompetence began to irritate everyone.
İngilizce öğrenmeye on bir yaşında başladı.He started learning English at the age of eleven.
O, otuz yaşına girmeden önce resim yapmaya başladı.It was not until he was thirty that he started to paint.
O, çok uzun konuşmayacağını söyleyerek başladı.He began by saying that he would not speak very long.
Konuşması o kadar uzun zaman sürdü ki bazı insanlar uyumaya başladı.His speech went on for such a long time that some people began to fall asleep.
Amerika'da kaldığı süredeki deneyimlerini bize anlatmaya başladı. Biz dikkat kesildik.He started to tell us his experiences during his stay in America. We were all ears.
O kendini kaybetti ve bana kötü sözler söylemeye başladı.He lost his temper and began calling me names.
O bu işe başladığından beri oldukça iyi durumda.He has been well off since he started this job.
O bu işe başladığından beri varlıklı.He has been well off since he started this job.
O, bu bahar golf çalışmaya başladı.He took up golf this spring.
O korkmuş hissetmeye başladı.He began to feel afraid.
O, meseleyi araştırmaya başladı.He began to look into the matter.
Onu yapar yapmaz okumaya başladı.No sooner had he done it than he began reading.
TV'yi kapattı ve ders çalışmaya başladı.He turned off the TV and began to study.
Oldukça genç yaşta kelleşmeye başladı.He started going bald quite young.
O, eski bir şarkı çalmaya başladı.He began to play an old song.
O ciddi olarak çalışmaya başladı.He began to study in earnest.
İyi bir kahvaltı ile gününe başladı.He started his day with a good breakfast.
Espirili bir anekdot ile dersine başladı.He began his lecture with a humorous anecdote.
O bir şaka ile başladı.He began with a joke.
O, bir melodiyi ıslıkla çalmaya başladı.He began to whistle a tune.
O başladığı şeyi sonuçlandırır.He accomplishes whatever he sets out to do.
İzleyiciye yavaş yavaş hitap etmeye başladı.He began to address the audience slowly.
O, İngilizce öğrenmeye başladı.He began to learn English.
O, İngilizce konuşmaya başladı.He started to speak English.
Bir şey yapmaya başladığı zaman, o kendini ona adıyor.When he begins to do anything, he devotes himself to it.
O şarkı söylemeye başladı.He started singing.
Hep birden koşmaya başladılar.They began to run all at once.
Gözlüğünü taktı ve okumaya başladı.He put on his glasses and began to read.
O kötü hissetmeye başladı.He began to feel ill.
Aniden annesine bir mektup yazmaya başladı.He suddenly started writing a letter to his mother.
O ağlamaya başladı.He began to cry.
O bağırmaya başladı.He began to shout.
O, mazaret göstermeye başladı.He began to make excuses.
O karısını kaybettikten sonra içki içmeye başladı.He began to indulge in drinking after he lost his wife.
O, arabasını yıkamaya başladı.He started washing his car.
O yemek yemeyi bitirir bitirmez tekrar yürümeye başladı.As soon as he finished eating, he began to walk again.
Yarım bardak bira içerek yemeğine başladı.He began his meal by drinking half a glass of ale.
O, yeni bir kitap üzerinde başladı.He has begun on a new book.
O, yeni bir hayata başladı.He started a new life.
O, istekle çalışmaya başladı.He began to study with a will.
O yatmaya erken gitmeye başladı.He started to go to bed early.
O koşmaya başladı.He began running.
Emekli olduktan sonra bahçıvanlık yapmaya başladı.He took up gardening after he retired.
Devlet başkanı olarak göreve başladı.He was inaugurated as President.
O, haberi duyar duymaz ağlamaya başladı.He had no sooner heard the news than he began to cry.
O öğle yemeği yemeğe başladı.He began to eat lunch.
O, kahvaltısını yemeye başladı.He began to eat his breakfast.
O, sabahın erken saatlerinde başladı.He started early in the morning.
Kırsal yaşamdan hoşlanmaya başladı.He has begun to enjoy country life.
O iki yıl önce göreve başladı.He took office two years ago.
Kırklı yaşlarının başlarında işine başladı.He started his job in his early forties.
Onun başka bir iş aramaya başladığını duyuyorum.I hear he's just begun looking for another job.
O, bir kitap çıkardı ve onu okumaya başladı.He got out a book and began to read it.
Onlar başlar başlamaz yağmur yağmaya başladı.They had hardly started when it began to rain.
Onların bebeği henüz emeklemeye başladı.Their baby has just started to crawl.