başladı ile cümle
başladı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Kısa bir süre sonra, uyuklamaya başladım.Soon after that, I began to fall asleep.
Köpek koşmaya başladı.The dog began to run.
Köpek beni görür görmez, havlamaya başladı.As soon as the dog saw me, it began to bark.
Şirket 100.000 $ sermaye ile başladı.The company was started with $100,000 in capital.
Müzisyen sahnede keman çalmaya başladı.The musician began to play the violin on the stage.
Alev zayıflamaya başladı.The flame has begun to fade.
Onun keskin pençeleri açılıp kapanmaya, açılıp kapanmaya başladı.Its sharp claws began to open and close, open and close.
İngilizce ders 8:30 da başladı.The English lesson started at 8:30.
Parti başlar başlamaz yağmur yağmaya başladı.The party had no sooner started than it began to rain.
Elma çürümeye başladı.The apple has begun to decay.
Tekne su almaya başladı ve kısa süre içinde battı.The boat began to take in water and soon sank.
O haberi duyar duymaz ağlamaya başladı.As soon as she heard the news, she began to weep.
Ve Terry Tate'e benim ilk mektubum başladı.And began my first letter to Terry Tate.
Biz oraya varır varmaz yağmur başladı.As soon as we reached there, it began to rain.
Bu arada, o ağlamaya başladı.In the meantime, she began to cry.
Kazağın kolları sökülmeye başladı.The sleeves of the sweater began to unravel.
Onun hepsi Montgomery'de, Alabama'da 1 Aralık 1955 'te başladı.It all started in Montgomery, Alabama, on December 1, 1955.
Sfenks onun etrafında yürümeye başladı.The Sphinx began to walk around him.
John kişisel olarak ticarete başladı.John began trade personally.
George beklenmedik bir anda tırmanmaya başladı.George began to climb all unawares.
George trenin hareket etmeye başladığını hissetti.George felt the train begin to move.
Bir süre sonra o tekrar piyano çalmaya başladı.After a while she began to play the piano again.
Bir süre sonra yürümeye başladılar.They began to walk after a while.
Bir süre sonra yeniden yürümeye başladılar.They began to walk again after a while.
Daha da kötüsü, yağmur yağmaya başladı.To make matters worse, it began to rain.
Daha da kötüsü kar yağmaya başladı.To make matters worse, it began to snow.
Daha da kötüsü, kar yağmaya başladı.To make matters worse, it began snowing.
Bu gelenek Edo Döneminde başladı.This custom began in the Edo Period.
Bu ikinci şokta ben ağlamaya başladım.At this second shock, I began to cry.
Ken konuşmayı durdurdu ve yemek yemeğe başladı.Ken stopped talking and began to eat.
Kelly boğazını temizledi ve konuşmaya başladı.Kelly cleared his throat and begin to speak.
Bay Kennedy, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak göreve başladı.Mr Kennedy was inaugurated as the President of the United States.
Aniden annem şarkı söylemeye başladı.All of a sudden, my mother began to sing.
Çay içtikten sonra konuşmaya başladık.After we had tea, we began the discussion.
Başladığın yere geri dön.Get back to where you started.
Neredeyse boğulmuş olan adam nefes almaya başladı.The man who nearly drowned began to breathe.
Eric şarkı söylemeye başladı.Eric has begun to sing.
Bir kere konuşmaya başladığında, onu durdurmak yok.Once she starts talking, there is no stopping her.
Mektubu o kadar arkadaşçaydı ki, o derinden etkilendi ve ağlamaya başladı.So friendly was his letter that she was deeply moved and began to cry.
Savaş başladığında, o, İngiltere'de yaşıyordu.He was living in England when the war broke out.
Ne zaman golf oynamaya başladın?When did you begin playing golf?
O, saat sekizde başladığı için, şimdiye kadar orada olmalı.Since he started at eight, he ought to be there by now.
Savaş üç yıl sonra başladı.The war began three years later.
Aşk iki kişi arasındaki büyümeye başladı.Love began to grow between the two.
Yağmur yağmaya başladığında bir mil gitmemiştim.I had not gone a mile when it began to rain.
1990 lar Körfez Savaşı ile başladı.The 1990s began with the Gulf War.
1990'lar körfez olayı ile başladı.The 1990s began with the Gulf incident.
1972'de, Dr. Francine Patterson Koko'ya işaret dilini öğretmeye başladı.In 1972, Dr. Francine Patterson started to teach sign language to Koko.
Saat 11'den sonra misafirler ikişer ve üçer ayrılmaya başladı.After 11 o'clock the guests began to leave by twos and threes.
On dakikalık moladan sonra provamıza yeniden başladık.After a ten-minute break, we resumed our rehearsal.
Sis saat on civarında kaybolmaya başladı.The fog began to disappear around ten o'clock.
Polis cinayet davasını incelemeye başladı.The police started to look into the murder case.
Polis konuyu incelemeye başladı.The police began to look into the matter.
Polis yasadışı parkta sıkı önleme başladı.The police began a crackdown on illegal parking.
Polis suçlu için ülke çapında bir ava başladı.The police have started a nationwide hunt for the criminal.
Oyun tam zamanında başladı.The play began exactly on time.
Çekim yaklaşık öğleyin başladı.The shooting started around noon.
Köpek ona doğru uzandığımı görüp havlamaya başladı.The dog, seeing me beyond his reach, began barking.
Sel alçalmaya başladı.The flood began to subside.
Konuşmanın yarısında o hasta hissetmeye başladı.Halfway through the lecture, she began to feel sick.