Ana içeriğe geç
Sözlük

başla ile cümle

başla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yalnız bırakıldığında bebek ağlamaya başladı.Left alone, the baby began to cry.
Parti o geldikten kısa bir süre sonra başladı.The party started soon after his arrival.
Doktor sıkı bir diyete başlamasını tavsiye etti.The doctor ordered her to go on a strict diet.
Doktor formda kalmak için biraz spor yapmaya başlamamı tavsiye etti.The doctor advised me to take up some sport to stay in shape.
Hemen başlama kararı aldık.We agree to start at once.
Komite kahveden sonra işe başladı.The committee got down to business after coffee.
Çizgilerinize, hazırlanın, başlayın!On your marks, get set, go!
Yerlerinize... Hazır... Başla!On your marks, get set, go!
Hava karardı ve daha da kötüsü yağmur yağmaya başladı.It got dark, and what was worse, it began to rain.
Kötü hava başlamamızı engelledi.Bad weather prevented us from starting.
Kötü bir soğuk algınlığım vardı, ve daha da kötüsü kar yağmaya başladı.I had a bad cold, and to make matters worse, it began snowing.
Bir defa kötü bir alışkanlığı başlayınca, ondan kurtulmak zor olabilir.Once you've got into a bad habit, it can be difficult to get out of it.
Yardımseverlik evde başlar.Charity begins at home.
Biz erken bir başlangıç yaptık.We got an early start.
Konserin başlaması için sabırsızdık.We were impatient for the concert to begin.
Aslan iki yaşındayken kükremeye başladı.Leo started to roar when he was two years old.
Nergisler ilkbaharın başlarında çiçek açarlar.It is in early spring that daffodils come into bloom.
Radyo önümüzdeki deprem hakkında bizi uyardı ve eşyalarımızı toplamaya başladık.The radio warned us of the coming earthquake and we started gathering our things.
Avrupa'da okul Eylül ayında başlar.School starts in September in Europe.
Zayıflamak için en iyisi biraz spor aktivitesine başlamak.In order to lose weight, it is best to take up some sport.
Çok geçmeden, ay görünmeye başladı.Before long, the moon began to appear.
Montgomery her şeyin başladığı yerdi.Montgomery was where it all began.
Şimdiye kadar başlamalıydın.You should have started by now.
Daha kolay sorulardan başlasan iyi olur.You had better begin with easier questions.
Onun geç gelmesi gerekiyorsa, konferansa onsuz başlayabilirsin.If he should arrive late, you may start the conference without him.
Ben şimdi yemeğe başlayabilir miyim?May I start eating now?
Şimdi çalışma vakti. İşe başlayalım.It's time to work now. Let's get down to business.
Şimdi işime başlamalıyım.Now I must go about my work.
Neredeyse başlama zamanıdır.It's about time to start.
Kitabı okumaya henüz başlamadın mı?Have you started reading the book yet?
Mary henüz başladı mı?Has Mary started yet?
Mary henüz başlamadı.Mary has not started yet.
Mary zaten başladı.Mary has already started.
Herkes bayrağını sallamaya başladı.Everybody started waving his flag.
Mademki hepimiz buradayız veda partisine başlayabiliriz.Now that we are all here, we can start the farewell party.
Çok geçmeden önce kar yağmaya başlayacak.It will begin snowing before long.
Çok geçmeden yeni dönem başlar.It will not be long before the new term begins.
Çok geçmeden önce başlayabiliriz.It won't be long before we can start.
Çok geçmeden oyun başladı.It was not long before the game began.
Kısa sürede yağmur şiddetli yağmaya başladı.It soon began to rain very hard.
Kısa süre sonra yağmur yağmaya başladı.Soon after, it began to rain.
Delikanlı iken şarkı söylemeye başladım.I began to sing when I was a youngster.
Kendimi tanıtarak başlayacağım.I'll begin by introducing myself.
Sanırım bir şişe birayla başlayacağım.I think I'll start with a bottle of beer.
Rahibe Teresa neye ihtiyaç olduğunu görmek için etrafına bakarak işine başladı.Mother Teresa began her work by looking around to see what was needed.
Bob gelene kadar başlamayacağız.We won't start till Bob comes.
Bob geldiğinde, biz toplantıya başlayacağız.We will begin the meeting when Bob comes.
Bob kendi işine başladığından beri üç yıl oldu.It has been three years since Bob started his own business.
Honolulu için inmeye başlayacağız.We're going to begin the descent for Honolulu.
Salona girer girmez tören başladı.No sooner had we entered the hall than the ceremony began.
Hawking, 1962 yılında üniversiteden mezun olduğunda, fizikte doktora yapmaya başladı.When Hawking graduated from college in 1962, he began studying for a Ph.D. in physics.
Onlar düdük sesini duyduklarında son hızla başladılar.On hearing the whistle, they started at full speed.
Zil çaldı ve tren hareket etmeye başladı.The bell rang, and the train began to move.
Florence Nightingale, profesyonel hemşireliğe başlayan kadın olarak ünlüdür.Florence Nightingale is famous as the woman who began professional nursing.
Fred Jane'den hoşlanmaya başladı ve onunla çıkmaya başladı.Fred took a liking to Jane and started dating her.
Brian onunla bir ilişki başlattığına pişman ve ondan kaçmak istiyor.Brian regrets starting a relationship with her and wants to escape from her.
Çatalların yemek için genel kullanımı milattan sonra onuncu yüzyılda başladı.The general use of forks for eating started in the tenth century A.D.
Feribot hareket etmeye başladı ve yarım saat içinde karşıdaydık.The ferry started to move and we were across in half an hour.
Hava çok soğuktu ve sonra üstüne üstlük çok geçmeden yağmur yağmaya başladı.It was very cold, and then before long, on top of that, it began to rain.
Sağanak yağmura rağmen başladılar.They started in spite of the heavy rain.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod