Madem buradasınız, başlasak daha iyi olur.Since you're here, we might as well begin.
Onlar bize filmin ne zaman başladığını bilip bilmediğimizi sordular.They asked us if we knew when the movie started.
Temmuz ayı başlarında, onlar haberi aldılar.Early in July, they got the news.
Büyük bir saldırı başlatmaya karar verdiler.They decided to launch a major attack.
Beş yüz vagon ile başladılar.They started with five hundred wagons.
Güçlerini zengin olmak için kullanmaya başladılar.They began using their power to become rich.
Onlar birçok konu hakkında hemen tartışmaya başladı.They immediately began arguing about many issues.
Onlar bir dizi büyük ekonomik programlar başlattı.They launched a series of major economic programs.
Olası saldırılar için hazırlanmaya başladılar.They began to prepare for possible hostilities.
Onlar artık bir iç savaş başlatmanın zamanı olmadığını hissettiler.They felt that now was not the time to start a civil war.
O bir sorun olmaya başladı.He began to be a problem.
O, yolculuğuna batıya doğru başladı.He began his trip to the West.
O, besi sığırı yetiştirmeye başladı.He began to raise beef cattle.
Sonra Jackson'a başlamasını söyledi.Then he told Jackson to get started.
Onlarla konuşmaktan zevk almaya başladı.He began to enjoy talking to them.
Çok büyük miktarlarda altın almaya başladı.He began buying gold in huge amounts.
Her toplantının bir dua ile başlaması gerektiğini söyledi.He said each meeting should begin with a prayer.
Herkes çiftler oluşturdu ve dans etmeye başladı.Everyone paired off and began dancing.
İngilizler nehrin karşısından saldırmaya başladı.The British started to attack from across the river.
İngilizler, Baltimore'a karşı bir kara saldırısıyla başladılar.The British began with a land attack against Baltimore.
Şiddetli bir savaş daha başlamaya hazırdı.Another fierce battle was ready to begin.
Nicholas Biddle savaşın kaybedilmiş olduğunu görmeye başladı.Nicholas Biddle began to see that the battle was lost.
San Jacinto Savaşı öğleden sonra saat dörtte başladı.The Battle of San Jacinto began at four o'clock in the afternoon.
1812 Savaşı başlamıştı.The War of 1812 had begun.
Savaş beş yıl sonra başladı.War began five years later.
Savaş, beş yıl sonra başladı.War began five years later.
Fransız ve Hint Savaşı başlamıştı.The French and Indian War had begun.
Kanada da savaş için hazırlanmaya başladı.Canada, too, began to prepare for war.
Soğuk Savaş İkinci Dünya Savaşından sonra başladı.The Cold War began after World War Two.
Pek çoğu başka bir iç savaşın başlamasından korkuyordu.Many feared the start of another civil war.
Bosna-Hersek'te 1992'de bir iç savaş başladı.A civil war began in Bosnia-Herzegovina in 1992.
Japonya, 1937 Temmuz ayında yeni bir Çin işgali başlattı.Japan launched a new invasion of China in July, 1937.
Oylama öğle saatlerinde tekrar başladı.The voting began again at noon.
Amerikan işçileri protesto etmeye başladı.American workers began to protest.
Askerler eve dönmeye başladı.The soldiers began returning home.
Askerler eve gelmeye barış zamanı işlerini bulmaya başladılar.Soldiers began to come home and find peacetime jobs.
Teksaslılar kendi ordularını organize etmeye başladılar.The Texans began to organize their own army.
Araştırmacılar ciddi bir gıda eksikliğinden muzdarip olmaya başladı.The explorers began to suffer from a severe lack of food.
İş neredeyse hemen başladı.Work began almost immediately.
John Adams, 1797 yılında göreve başladı.John Adams took office in 1797.
Kamuoyu değişmeye başladı.Public opinion began to change.
Adamlar ileri doğru yürümeye başladılar.The men began to march forward.
Arthur ellili yaşlarının başlarındaydı.Arthur was in his early fifties.
Ateşkes görüşmeleri Temmuz 1951 de başladı.Ceasefire talks began in July 1951.
Şimdi her şeye baştan başlamalıyım.Now I have to start all over again.
Bir ateşkes birkaç saat sonra başladı.A ceasefire began a few hours later.
Doların değeri düşmeye başladı.The value of the dollar began to drop.
Gittikçe daha fazla öğrenci protesto etmeye başladı.More and more students began to protest.
Saldırı yeterli planlama yapılmadan başladı.The attack began without enough planning.
Onun adamları Mexico City'ye saldırmaya başladı.His men began their attack on Mexico City.
Gittikçe daha fazla insan sığır yetiştirmeye başladı.More and more people began raising cattle.
Bir grup milis onu gördü ve ateş açmaya başladı.A group of militia saw him and began shooting.
Jackson'ın adamları ertesi sabah gitmeye başladı.Jackson's men began to leave the next morning.
Arama ve kurtarma operasyonları hemen başladı.Search and rescue operations began immediately.
Aileler gittikçe daha az çocuk sahibi olmaya başladı.Families began to have fewer and fewer children.
Diğer koloniler yardım etmek için asker göndermeye başladı.The other colonies began sending troops to help.
Diğer polisler kalabalığa ateş etmeye başladı.The other policemen began shooting at the crowd.
Başkan Washington'dan eylül ayı başlarında ayrıldı.The president left Washington in early September.
Koministler büyük bir askeri kampanya başlattı.The Communists launched a major military campaign.
Biz 1994 yılı başında, Windows 3.1 kullanmaya başladık.We started to use Windows 3.1 in the beginning of 1994.