başlıca ile cümle
başlıca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Başlıca olarak küçük ve orta boy kemirgenleri avlar.Er fängt vor allem kleine oder mittelgroße Nager.
Örgütün başlıca amacı toplum arasında eşcinselliğin kabul edilmesi idi.Das vorrangige Ziel war öffentliche Akzeptanz für Homosexualität in der Gesellschaft zu erreichen.
Başlıca siyasi eylemlerini 1970'lerde ve 80'lerde yaptı.Dies war auch ein Schwergewicht ihrer politischen Arbeit in den 1970er- und 1980er-Jahren.
Başlıca rollerinde Christopher George, Andrew Prine ve Richard Jaeckel yer almaktadır.In den Hauptrollen sah man Christopher George, Andrew Prine und Richard Jaeckel.
Bu kurumun başlıca sorumluluk alanı şehrin yönetimi ve güvenliğiydi.Der bürgermeister in der gemeind war zuständig für Sicherheit und Ordnung.
Irak'ın başlıca devlet kurumlarının merkezi yine Bağdat'tadır.Sogar die ersten Wurzeln des Staates Libanon gehen zurück nach Baaklin.
BMW M5'in başlıca rakipleri Mercedes-AMG E 63 ve Audi RS6'dır.Seine Konkurrenten sind der BMW M5, der Audi RS6 und der Mercedes-Benz E 63 AMG.
Başlıca düşmanları büyük beyaz köpekbalığıdır.Predator) zurück, insbesondere den Weißen Hai.
Boyanın düzenli olarak yenilenmesi, köprünün bakımındaki başlıca çalışmadır.Die Erneuerung des Anstriches ist eine wiederkehrende Arbeit und die Haupttätigkeit zur Erhaltung der Brücke.
10 yılın sonunda başlıca enerji kaynağı petrol haline geldi.In den folgenden Jahrzehnten blieb Erdöl die hauptsächliche Energiequelle.
Başlıca iki tür arpa şarabı vardır.Es gibt zwei Stile in der Weißweinbereitung.
Başlıca sorusu: "felsefe nedir?".Titel: Was ist Philosophie?
"Başlıca eserleri".Kommentare zu den Hauptwerken.
İngilizce'deki başlıca çevirileri: The Good Soldier Schweik, çev. Paul Selver, 1930.Übersetzt v. Paul Selver, London, Czechoslovak, 1942.
Austin American-Statesman Texas'ın baş kenti Austin'nin başlıca günlük gazetelerinden biri.Die Tageszeitung für Austin ist der Austin-American Statesman.
Topolojik uzaylar, matematiğin Topoloji dalının başlıca uğraş konularıdır.Ein topologischer Raum ist der grundlegende Gegenstand der Teildisziplin Topologie der Mathematik.
Başlıca dış satım ürünümüzdür.Wichtigste Branche ist die Sachgütererzeugung.
Mısır ekmeği, lahana başlıca yemek çeşitlerindendir.Schinken und Wurst waren essenzielle Bestandteile jedes Frühstücks.
Başlıca 13 çeşit ney vardır.Aller guten Dinge sind dreizehn.
Başlıca Mahalleleri (Taşhan- Kıdır- Kestanaderesi-Özüllük kıranı )dır.Und bei den großgekopfeten (!)
Toyota Comfort'un başlıca rakipleri Nissan Cedric Y31 ile Nissan Crew idi.Konkurrenten des Comfort sind die ähnlich konzipierten Modelle Nissan Crew und Nissan Cedric.
İnsanlar arası iletişim, etkileşimli iletişimin başlıca örneklerindendir.Die Kommunikationsunfähigkeit zwischen Menschen, das war, glaube ich, sein Hauptthema.
Başlıca yapıtı The Evolution of Revolution 'dır.Nächste Veröffentlichung war Viva la revolucion.
Bu dönemdeki olayların başlıca kaynağı I. Dünya Savaşı sonrasındaki huzursuzluk ve karışıklık ortamıdır.Die heutige Gestalt des Ortes ist also eine Folge von Flucht und Vertreibung nach Ende des Zweiten Weltkriegs.
Başlıca özellikleri şöyledir.Diese sind die Primärqualitäten.
Dernek, başlatılan inkılâpların başlıca destekçisi ve yayıcısı olarak faaliyet gösterdi.Persönlichkeit und Wirken der bisherigen Oberfeldärzte und Armeeapotheker.
Schwenzer’in başlıca akademik çalışma alanları borçlar hukuku, ticaret hukuku ve aile hukukudur.Schwenzer forscht primär auf dem Gebiet des Obligationen-, Handels- und Familienrechts.
Başlıca iki grup tedavi yöntemi vardır.Es gibt mindestens zwei Arten der Konfrontations-Therapie.
Testisler başlıca androjen hormonu (testosteron) üretirler.Ausgelöst wird der Bartwuchs durch das Androgen Testosteron.
Sondajcılıkta yapılan başlıca işler şöylece özetlenebilir : Karot veya sediman numune alma işleri.Eine Anmerkung kann in folgenden Formen realisiert werden: als Endnote am Kapitel- oder Werkende.
Düşük gelirli ülkelerdeki çocuklarda görülen başlıca ölüm nedenidir.Das Beispiel der getöteten Kinder im Wiesengrund.
Potasyum ve bakır sanayi bunların başlıcalarıdır.Shoppen und Liebesabenteuer sind dabei die Hauptbeschäftigungen.
Başlıca ürünler arasında Utopia, Electra, Aria, Chorus ve daha yakın zamanlarda Sopra vardır.Die Collection umfasst die Serien Utopia, Sopra, Electra, Aria und, Chorus.
Kitaplarının başlıca konuları vampirler, mumyalar ve cadılardır.Zum Programm gehören Bücher der Genres Horror, Vampire und Thriller.
Savaş filmleri konuları başlıca savaş olan filmlerin türüdür.Weitere Kriegsfilme befinden sich im Hauptartikel Liste von Kriegsfilmen.
Aşk, yaşamanın zevki ve doğa şiirlerinin başlıca konularıdır.Liebe und Tod bilden das elementare Spannungsfeld in der poetischen Auseinandersetzung mit der Natur.
Kubbe şekilli doğu kulesi şehrin başlıca simgesi sayılmaktadır.Städtebaulich besonders bedeutend ist der als Turm gestaltete Südabschluss des Hauptgebäudes.
Başlıca fagositlerin sitoplazmalarında bulunur.Entspricht der oberen Flachwasserfazies.
Ülkenin başlıca limanıdır.Er ist der größte Hafen des Landes.
Başlıca işlevi bilgi transferini gerçekleştirmektir.Der Datenbus übernimmt dann den eigentlichen Datentransfer.
Başlıca olarak Arjantin, Uruguay ve Brezilya pampada pay sahibidir.Vor allem Argentinien, Brasilien und Mexiko verschuldeten sich sehr stark.
Bunların başlıcaları şunlardır: Fihrist (İbnü'n Nedîm).Die wichtigste Veranstaltung stellt hierbei die Kirmes (Kirchweihfest) dar.
Başlıca üç çeşit özelliğe sahip karakterler vardır.Es lassen sich drei charakteristische Merkmale anführen.
Halk Latincesi hakkında bilgiler başlıca üç kaynaktan gelmektedir.La connaissance du latin vulgaire provient de trois sources principales.
Aort yırtılması başlıca ölüm nedenidir.Les bombardements d'artillerie constituent la principale cause de mort.
Kılıç balığının başlıca düşmanıdır.Son attaque principale est Escadron poissons.
İklim değişikliği ve kuraklık başlıca sonuçlardır.La surpêche et les modifications climatiques sont les premières menaces.
Safranın aromasından başlıca sorumlu olan bileşenidir.C'est le principal constituant responsable de l'arôme de celui-ci.
Ressamın başlıca eserleri Rusya'nın en iyi tabloları arasında sayılır.Ses chefs-d'œuvre font partie des peintures les plus connues de Russie.
Osaka Körfezi'ndeki başlıca limanlar Osaka, Kobe, Nishinomiya, Sakai, Amagasaki ve Hannan'dır.Les principaux ports de la baie d'Osaka sont Osaka, Kobe, Nishinomiya, Sakai, Amagasaki et Hannan.
Başlıca limanları Szczecin, Świnoujście, Gdynia ve Gdansk'tır.Les plus grandes villes portuaires sont Gdynia, Gdańsk, Szczecin et Świnoujście.
Başlıca geçim kaynağıdır.Source essentielle.
Kostüm tasarımcısı Arianne Phillips turnenin başlıca kostümlerini tasarladı.Les costumes de la tournée ont été créés par Arianne Philips.
Turizm, Vatikan ekonomisinin başlıca gelir kaynaklarından birisidir.Le tourisme est l'une des principales sources de revenus de l'économie de la Cité du Vatican.
Tarım toplumunda toprak yetiştiriciliği refahın başlıca kaynağıdır.Dans une société agraire, la cultivation de la terre est la principale source de richesse.
Araştırma ve Çözümleme Kanadı (AR-AW veya RAW) Hindistan'ın başlıca dış istihbarat kuruluşudur.Le Research and Analysis Wing (R&AW) est l'agence de renseignement extérieur de l'Inde.
Teknik kadronun büyük bir kısmı İspanyollardan oluşmakta, yönetmen ve başlıca oyuncular Amerikalıdır.Les Américains fournissant la majorité des hommes et du matériel, le chef sera américain.
Başlıca köpeklerde görülür.Article principal : Honden.
Başlıca oyuncuları Robert De Niro, James Woods, Elizabeth McGovern ve Tuesday Weld'dir.Les acteurs principaux sont Robert De Niro, James Woods et Elizabeth McGovern.
Başlıca amaçlar: Kanseri tedavi etmek.Son traitement consiste à traiter le cancer responsable.