başlıca ile cümle
başlıca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sodyum bisülfat başlıca pH düşürmek için kullanılır.Elle exige des sols à pH basique.
Bu gibi kayıtları hit olurken scat türü şarkı söylemek performansının başlıca bölümü haline geldi.De tels disques furent des succès et le chant scat devint une partie essentielle de ses représentations.
Başlıca avları çayır köpekleridir.Hundjager Ce sont des chiens de chasse.
Writer'ın başlıca özellikleri altta sıralanmıştır.Sa prometteuse carrière d’écrivain est désormais derrière lui.
Başlıca eserleri kediler, iskeletler ve sarışınlardır.Ses préoccupations s’orientent vers les chats, les squelettes et les blondes.
15.000 sözcükten oluşan bu tesarus, 6 başlıca sınıfa ayrılıyordu.Son tirage moyen est de 15 000 exemplaires pour 6 parutions annuelles.
Başlıca temsilcisi Abraham Maslow'dur.Article détaillé : Abraham Maslow.
Tahıllar, (σῖτος / sĩtos) beslenme kültürünün başlıca ögeleriydi.Le blé d'inde (maïs) était leur principale culture.
San Jose Mercury News, San José, Kaliforniya ile Silikon Vadisi'nin başlıca günlük gazetesidir.San Jose Mercury News est un journal quotidien de San José (Californie).
Fındık, başlıca gelir ürünüdür.Viande : c'est la production primordiale.
BMW M5'in başlıca rakipleri Mercedes-AMG E 63 ve Audi RS6'dır.L'Audi RS5 est la concurrente directe de la BMW M3 ou de la Mercedes C63 AMG.
Ülkenin başlıca limanıdır.C'est la principale ville portuaire du pays.
Akinezi, Parkinson hastalığının başlıca belirtisidir.Exemple : la maladie de Parkinson.
Başlıca reçine imalatında ve kimyasal üretim ara maddesi olarak kullanılmaktadır.Il sert de combustible et comme précurseur lors de la fabrication d'autres produits chimiques.
Türkiye'de medeni hukuk alanına ilişkin kuralları içeren başlıca kanundur.Il contient l'essentiel des règles de procédure civile applicables en Suisse.
Türkçedeki başlıca yardımcı fiiller etmek, eylemek, olmak, kılmak ve yapmak'tır.Les auxiliaires les plus utilisés sont to be, to do et to have.
Başlıca kayaç yapıcı mafik mineraller olivin, piroksen, amfibol ve biyotit'tir.Les principaux minéraux mafiques sont l'olivine, le pyroxène, l'amphibole et la biotite.
Toprağın bünyesi de erozyonun başlıca nedeni olabilmektedir.La régression d'un sol est essentiellement due à l'érosion.
Başlıca rollerinde Jet Li, Morgan Freeman, Kerry Condon ve Bob Hoskins oynamışlardır.Le film met en scène Jet Li, Bob Hoskins, Morgan Freeman et Kerry Condon.
Başlıca iki tür arpa şarabı vardır.Il existe deux grandes variétés de gin.
Nuku'alofa, Tonga'nın başkenti ve başlıca limanı.Nukuʻalofa est la capitale des Tonga.
Binicilikte başlıca iki biçim vardır: İngiliz biniciliği ve Batı biniciliği.Il faut noter deux absents de taille : le Royaume-Uni et l'Empire allemand.
Krosin safranın renginden başlıca sorumlu olan kimyasal bileşenidir.La crocine est le composé chimique principalement responsable de la couleur du safran.
Bu bellek yitiminin nedenleri konusunda başlıca üç teori ortaya atılmıştır.Il existe trois théories principales pour expliquer la honfoglalás.
Adadaki başlıca yerleşme ve liman kuzeydoğu kıyısındaki Flying Fish Cove'dur.Flying Fish Cove se trouve dans le nord-est de l'île.
Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler'in başlıca yargı organıdır.Organe principal de l'ONU, le Conseil de sécurité est incontournable.
Çeşitli coğrafi hususlarla birlikte Dünya'nın başlıca şehirlerini de bir çizelge halinde anlatmıştır.Il a voulu associer à ses grands tableaux une sorte de message universel.
Dazkırı ovası ilçenin başlıca ovasıdır.La tonique est la note cadentielle par excellence.
Köy halkının başlıca geçim kaynağı balıkçılıktır.L’autre activité économique des habitants du village est la pêche.
Başlıca görevi ABD Başkanı ve ailesini korumaktır.Elle a pour mission principale d'assurer la protection du roi et de sa famille.
Başlıca geçim kaynağı kestanedir, bunun yanında zeytin ve ceviz yetişmektedir.Le lieu-dit était principalement marécageux mais on y cultivait le chanvre et la vigne.
Başlıca iki büyük (North Island ve South Island) ve birçok küçük adadan oluşur.Elle est constituée du tiers nord de l'île de Grande-Bretagne et d'un grand nombre de petites îles.
Başlıca üretici ülkelerin yıllara göre kabuklu fındık üretim miktarını gösteren tablo (ton).Le tableau ci-contre montre les consommations par pays par année (en tonne).
Ün’ün başlıca yapıtları şunlardır: “Yurdum”, senfonik şiir, 1955.Comment les « maisons » furent fermées, Genève, 1955.
Bu, Afrika'da yapılmış başlıca keşiflerinin sonuncusuydu.C'est la première découverte de ce type faite en France.
Bangladeş'te başlıca sanayi Hazır Giyim üretimidir.Une partie de la fabrication des vêtements est effectuée au Bangladesh.
Üsküdar İlçesi'nde başlıca akarsu, Küçüksu Deresi'nin başlangıç kollarıdır.Chez lui le scepticisme est le premier pas vers la connaissance.
Hatta bunda başlıca nedenin Sisamlılar'ı temize çıkarmak olduğu ileri sürülmektedir.Il paraît clair que le gouvernement fait tout pour dissimuler les véritables causes.
Asıl olarak Norveçli çoban ve köylülerin başlıca yemeği idi.Originalmente fue el alimento básico de los pastores y campesinos noruegos.
Zeytinyağı ve şarap İtalya'nın başlıca ihraç ürünleri haline gelmişti.A cambio, el aceite de oliva y el vino eran las exportaciones principales de Italia.
Başlıca yasalar arasında Anayasa (1976), Medeni Kanun (1966) ve Ceza Kanunu (1982) sayılabilir.Las principales leyes incluyen la Constitución (1976), el Código civil (1966) y el Código penal (1982).
Mahallenin başlıca gelir kaynağı bir zamanlar tütün idi.Antes de alcanzar la categoría de ciudad, Tabaco también era uno de ellos.
Bazin II. Dünya Savaşı sonrası film çalışmaları ve film eleştirmenliğinin başlıca güçlerinden biriydi.Bazin fue parte importante de la crítica y el estudio del cine tras la Segunda Guerra Mundial.
Shingon Budizminin başlıca metinleri Mahavairocana Sutra ve Vajrasekhara sutra'dır.Los textos principales del budismo Shingon son el Mahavairocana Sutra y el Vajrasekhara Sutra.
Halk Latincesi hakkında bilgiler başlıca üç kaynaktan gelmektedir.Lo que hoy se sabe del latín vulgar procede de tres fuentes.
Filmin başlıca rollerinde Cary Grant, Leslie Caron ve Trevor Howard oynamışlardır.El reparto de la película lo forman Cary Grant, Leslie Caron y Trevor Howard.
Manyetik bant teknolojilerini sınıflandırmak üzere başlıca iki temel araç mevcuttur.Hay dos características clave para clasificar las tecnologías de cintas magnéticas.
Tarım toplumunda toprak yetiştiriciliği refahın başlıca kaynağıdır.En una sociedad agraria cultivar la tierra es la fuente principal de riqueza.
Krosin safranın renginden başlıca sorumlu olan kimyasal bileşenidir.Crocina es el ingrediente químico principal responsable del color del azafrán.
Savaşla ilgili başlıca kaynak Ammianus Marcellinus'dur.La fuente primaria acerca de la batalla es Amiano Marcelino.
Kahire'nin başlıca turistik merkezlerinden biridir.Es también uno de los principales puntos turísticos de El Cairo.
Ülkenin başlıca limanıdır.Primer puerto del país.
Mel Brooks'un başlıca filmleri şunlardır..La última locura de Mel Brooks.
Pazardaki başlıca rakipleri Xilinx, Lattice Semiconductor, Actel, Quicklogic ve Atmel firmalarıdır.Entre sus principales competidores están: Xilinx, Lattice Semiconductor, Actel, Quicklogic y Atmel.
Capri şehri adanın başlıca yerleşim alanıdır.La ciudad de Capri es el principal centro de población de la isla de Capri.
Osaka Körfezi'ndeki başlıca limanlar Osaka, Kobe, Nishinomiya, Sakai, Amagasaki ve Hannan'dır.Los puertos principales de la bahía de Osaka son Osaka, Kobe, Nishinomiya, Sakai (Osaka), Amagasaki y Hannan.
Oynadığı başlıca filmler; My Own Private Idahodur.Mi Idaho privado, película independiente estadounidense.
Başlıca dinadamları da böyle anılırdı.Al menos eso decían los máximos ideales republicanos.
Bunu yapan başlıca programlar arasında Projector, GeneWise ve GeneMapper sayılabilir.Como ejemplos notables se encuentran Projector, GeneWise y GeneMapper.
Kaliforniya’da başlıca çekim yeri Los Angeles ve Monrovia’dır.Las ubicaciones principales utilizadas para la filmación en California fueron Los Ángeles y Monrovia.