başlıca ile cümle

başlıca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İşbirliğinin başlıca odak noktası tarım sektörü olacak.The main focus of the co-operation will be the agricultural sector.
Başlıca tehdit olan kalabalık ve ayaklanma kontrolüne karşı daha iyi eğitimli durumdayız.We are better trained for crowd and riot control, which is the principal threat.
Arnavutluk'un başlıca ihracat yaptığı ülkeler İtalya ve Yunanistan.Exports were directed mainly to Italy and Greece.
İşsizlik ve düşük maaş, ülkeyi terk etmenin başlıca nedenleri olarak gösteriliyor.Unemployment and poor pay are cited as the main reasons for leaving the country.
"Festivalin başlıca amacı, [Türkiye'de] insanları bu müzik türüne aşina hale getirmektir."The main aim of the festival should be to acquaint people [in Turkey] with this kind of music.
GSYİH büyümesinin başlıca itici gücü güçlü dış yatırımlar oldu.GDP growth has been driven mainly by strong foreign investments.
Çiftçilik ve hayvancılık başlıca geçim kaynakları.Farming and cattle breeding are the main sources of livelihood.
Arnavutluk'un başlıca ihraç malları kimyasal, plastik ve deri ürünleri.Chemical, plastic and leather products have been Albania's main exports.
Bu kesinlikle Exit'in gelecek yıllardaki başlıca özelliği olacak.Certainly, this will be Exit's main feature in the coming years.
ABD Büyükelçisi Michael Polt başlıca amacın istihdam yaratmak olduğunu vurguladı.US Ambassador Michael Polt stressed that the main goal was to create new jobs.
SETimes: Önümüzdeki 12 ay içinde, NHQ Saraybosna için başlıca öncelikler olarak neleri görüyorsunuz?SETimes: What do you see as the top priorities for NHQ Sarajevo over the next 12 months?
Nüfusun yaşadığı bölgeler başlıca önceliğe sahip ve mayından tümüyle temizlenmeleri gerekiyor.Populated areas hold the top priority and must be cleared of mines.
Sırbistan'ın Yeni Cumhurbaşkanının Başlıca Önceliği AB KatılımıEU Integration Top Priority for Serbia's New President
Mostar'da düzenlenen önemli iş fuarında Batı Balkan ülkelerinin başlıca motivasyonu AB üyeliğiydi.EU integration motivates Western Balkan nations at an important business fair in Mostar.
Dış politika alanında, başlıca konu Kıbrıs'tı.On foreign policy, Cyprus was the dominant topic.
Kovaçki'nin başlıca ticari çıkarları enerji sektöründe bulunuyor.Kovachki's main business interests are in the energy sector.
Görüşmelerde başlıca konular arasında güvenlik ve terörle mücadele yer aldı.Security and the fight against terrorism were the main topics of discussion.
Küresel kriz, Güneydoğu Avrupa’nın başlıca turizm merkezlerini vurduKey SEE tourist destinations hit by global turmoil
Avrupa’nın başlıca tatil bölgelerinden biri olan ülkeye yılda ortalama 15 milyon turist geliyor.A major European vacation site, Greece draws 15 million tourists, on average annually.
Görüşmenin başlıca konuları arasında Makedonya ile Yunanistan arasındaki isim anlaşmazlığı yer aldı.The name dispute between Macedonia and Greece was one of their main topics of discussion.
Dragisiç: Yoksulluk başlıca güvenlik tehditlerinden biri.Dragisic: Poverty is a major security threat.
Gündemin başlıca konularını AB üyeliği ve bölgesel işbirliği oluşturuyor.The main issues on the agenda are EU integration and regional co-operation.
Başlıca ön şartsa, hâlâ kayıplarda olan yüksek rütbeli zanlıların yakalanması.The main precondition is to capture the high-ranking indictees still at large.
Bedri Hamza: İstikrarlı durumda -- mali sektöre ilişkin başlıca tüm göstergeler olumlu.Bedri Hamza: It is stable -- all leading indicators of the financial sector are positive.
Gündemdeki başlıca konular arasında Kıbrıs da yer aldı.Cyprus was one of the main issues on the agenda.
Makedonya'nın başlıca çelik ihracatçısı Maksteel üretimi durdurdu.Macedonia's main steel exporter, Maksteel, halted production.
Berişa, bunların "Arnavutluk'un durumunu iyileştirmenin başlıca koşulları" olduğunu kaydetti.These are "the main conditions for improving Albania's situation", Berisha said.
Barbu, başlıca faillerin maaş bordrosunun üst kademesinde yer alanlar olduğunu ileri sürdü.Barbu says the main culprits are at a higher pay grade.
Onları bekleyen başlıca güçlükler nelerdir?What are the main challenges for them?
Gotovina’nın yakalanması ile ortaklık yolunda Hırvatistan’ın önündeki başlıca engel ortadan kalktıGotovina arrest clears major hurdle from Croatia's path to integration
Ancak lider, başlıca önceliğin hükümeti kurmak olduğunu da sözlerine ekledi.He added, however, that the top priority is to form the government.
"Başlıca konularımız ... altyapıyı iyileştirmek ve suç ve yolsuzlukla mücadele etmektir."Our key issues ... are improving infrastructure and fighting corruption and crime.
Merkez Bankası bu yıl başlıca mali hedefi olarak fiyat istikrarına odaklanacak.The National Bank will focus on price stability as its primary monetary goal this year.
Karadağ, dış politikadaki başlıca önceliklerini sıraladıMontenegro cites top foreign policy priorities
Karadağ'ın başlıca dış politika önceliklerinden biri de AB üyeliği. [Getty Images]One of Montenegro's top foreign policy priorities is to join the EU. [Getty Images]
Ramazan'da, mütevazılık ve vermek başlıca Bosna geleneklerini oluşturuyor.During Ramadan, modesty and giving are the main Bosnian traditions.
Sırp kadınlarının toplumdaki statüsünü tanımlamada yaşanan başlıca sorunlardan biri ekonomi.One of the main issues defining the status of Serbian women in society is economics.
Başlıca reform alanlarından biri tarım olacak.One of the major areas of reform will be agriculture.
CEFTA'nın başlıca amacı üye ülkeler arasında ekonomik ilişkiler geliştirmek. [CEFTA]The main goal of CEFTA is to develop economic relations among member countries. [CEFTA]
Bölgesel istikrarı korumak, Türkiye'nin başlıca dış politika önceliği.Maintaining regional stability is Turkey's primary foreign policy priority.
Balkanlar'daki durumun, Brüksel'de ele alınacak başlıca konular arasında yer alması bekleniyor.The situation in the Balkans is expected to be one of the many issues raised in Brussels.
SETimes: Ülkelerin vizesiz rejimle aralarındaki başlıca sorunlar ne?SETimes: What are some of the main problems countries have with the visa-free regime?
Uzman, durumu iyileştirmede başlıca sorumluluğun Yayın Kuruluna düştüğünü belirtiyor.A big responsibility for improving the situation falls on the Broadcasting Council, he said.
Başlıca sorun BH Federasyonu parlamentosunun Üst Meclisi milletvekillerinin seçilmesinde yaşanıyor.The key problem is the election of MPs to the Upper House of the Federation of BiH parliament.
Şahin’in başlıca önceliklerinden biri de aile içi şiddetle mücadele.Combatting domestic violence is one of Sahin's main priorities.
Veljoviç başlıca tehlikeler arasında organize suç, uyuşturucu kaçakçılığı ve terörü saydı.He cites organised crime, drug trafficking and terrorism as key dangers.
Veljoviç, başlıca görevlerinden birinin yolsuzlukla mücadele olduğunu da sözlerine ekledi.A main task, he adds, is to fight corruption.
Ülkenin başlıca rakibi Hırvatistan 34 oy aldı.Its main rival, Croatia, received 34 votes
CoE uzmanlarının dile getirdiği başlıca kaygılardan biri yargı bağımsızlığından kaynaklanıyor.One of the main concerns expressed by CoE experts concerns judicial independence.
SETimes'a konuşan Stankoviç, "Bunlar, Belgrad'a yönelik başlıca siyasi şartlar olacak."Those will be the main political conditions for Belgrade.
Yetkililer, Makedonya'nın AB'ye katılımının "hükümetin başlıca önceliği" olduğunu söylüyorlar.Macedonian integration into the EU is "the government's top priority", authorities say.
Yetersiz sınır denetimi ve göç de başlıca kaygılar arasında yer alıyor.Inadequate control of borders and migration are also top concerns.
Metropoll'e göre, Türk halkının başlıca endişesi ekonomi.According to Metropoll, the main concern of Turkish citizens is the economy.
Başlıca konu başlıkları organize suç ve yolsuzluktu.Organised crime and corruption were the main topics.
Mandiç'in Karadziç'in başlıca finansörlerinden biri olduğuna inanılıyor.Mandic is believed to be one of Karadzic's key financiers.
Haziran 2008'de kurulan Sırp hükümeti, AB'ye bir an önce üye olmayı başlıca önceliği belirledi.The Serbian government, formed in June 2008, set quick admission to the EU as its main priority.
Uyuşturucu kaçakçılığı, Yunanistan'daki organize suçun başlıca faaliyet alanlarından biri. [AFP]Drug smuggling is one of the major activities of organised crime in Greece. [AFP]
Bu, o dönemde Bulgar halkına sunulan başlıca tavsiyeydi.That was the main advice Bulgarians were given at the time.
Burns: Arnavutluk, Makedonya ve Hırvatistan için NATO üyeliği başlıca öncelikBurns: NATO membership for Albania, Macedonia, Croatia is key priority
Gençlerin başlıca konaklama yerleri olan hosteller Sırbistan'da bulunmuyor.Hostels are a mainstay of youth travel, but they are lacking in Serbia.
İlgili Sayfalar