başlıca ile cümle
başlıca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Başlıca kolesteroldan oluşurlar.Suuri kolesterolihuijaus.
Başlıca gelir kaynağı turizm ve şeker endüstrisidir.Maan tärkeimmät tulonlähteet ovat sokeri ja turismi.
Okullarda Rusça ve İngilizce başlıca yabancı dil olarak öğretilir.Lisäksi arabiaa ja englantia opetetaan kouluissa vieraina kielinä.
Bunların başlıcaları Sarmaşık(Büyük Mesoraş), Göksel(Küçük Mesoraş), Yeniköy(Halnut), Cuvamank'tır.Ǧ (g με ανάποδη οξυβαρεία) Ġayn (Αραβικά) Ghayn (Κυριλλικό) Göksel, Aslı.
Arnavutluk Deniz Kuvvetleri, "bir kuvvet, iki görev" kavramına dayanan başlıca görevleri yerine getirmektedir.Το Πολεμικό Ναυτικό εκτελεί κυρίως καθήκοντα, με βάση την έννοια της «μία δύναμη, δύο αποστολές."
Düşük gelirli ülkelerdeki çocuklarda görülen başlıca ölüm nedenidir.Είναι η κύρια αιτία παιδικού θανάτου στις χώρες χαμηλού εισοδήματος.
Amerika Birleşik Devletlerinde pnömoni, 2009 itibarıyla başlıca 8. ölüm nedenidir.Στις Ηνωμένες Πολιτείες, από το 2009, η πνευμονία αποτελεί την 8η κύρια αιτία θανάτου.
OA, artritin en yaygın türüdür ve bugün ABD'deki kronik engelliliğin başlıca sebebidir.Η ΟΑ είναι η πιο κοινή μορφή αρθρίτιδας, και η κύρια αιτία χρόνιας αναπηρίας στις Ηνωμένες Πολιτείες.
Capri şehri adanın başlıca yerleşim alanıdır.H πόλη του Κάπρι είναι το κύριο πληθυσμιακό κέντρο του νησιού.
Gelişmiş ülkelerde başlıca bulaşma yöntemi, damar içi ilaç kullanımıdır (DİK).Η κύριος τρόπος μετάδοσης στον ανεπτυγμένο κόσμο είναι η ενδοφλέβια χρήση ναρκωτικών (ΧΕΝ).
Bunun başlıca iki nedeni vardır.Οι λόγοι είναι δύο βασικά.
Sandıklı yöresinde başlıca 4 ova vardır.Στο Ενωμένο Βασίλειο, παραδείγματος χάριν, υπάρχουν 4 κύριες τοποθεσίες για τέτοια παραγωγή.
Türkiye'de Gürcülerin çoğunluğu, Gürcüce'nin başlıca diyalektlerinden Acara diyalektini konuşmaktadır.Πολλές από τις τεχνικές που αναφέρονται εδώ θα χρειαστούν επεκτάσεις στην γλώσσα οντολογίας του ιστού.
Başlıca dört coğrafi yön vardır: kuzey, güney, doğu ve batı.4 είναι τα κύρια σημεία του ορίζοντα: βορράς, νότος, ανατολή και δύση.
Halk Latincesi hakkında bilgiler başlıca üç kaynaktan gelmektedir.Τα καθαρά ιστορικά στοιχεία σχετικά με τον Θαλήτα προέρχονται κυρίως από 3 μαρτυρίες.
Başlıca iki çeşit ödem vardır.Η διαφορά δύο επιτοκίων.
Yeni oluşmuş ülkenin üstünlük verdiği başlıca ilkeler dünyevi milliyetçilik ve avrupalaşma olmuştur.Μία μορφή εθνικισμού που προέκυψε από τις παραπάνω αρχές είναι ο κρατικός και πολιτισμικός εθνικισμός.
Glière başlıca anıtsal operalar, baleler ve kantatalar bestelemeye yoğunlaştı.Επικεντρώθηκε, κυρίως, στη σύνθεση μνημειακών οπερών, μπαλέτων και καντατών.
Lev Troçki tarafından savunulan başlıca görüşlerden biri.Ο τίτλος προέρχεται από τη φράση του Λέοντα Τρότσκι.
Viktor, Lopyal'da, başlıca manzara ve köy hayatı resimleri ile resim hayatına başladı.Στο Λόπιαλ ο Βίκτορ άρχισε να ζωγραφίζει τοπία και σκηνές της ζωής του χωριού.
Gönen ovasının başlıca ürünü ise pirinçtir.Η βάση της βιετναμέζικης κουζίνας είναι το ρύζι.
Orta Çağ Gürcistan tarihinin başlıca kaynağıdır.Ο Γρηγόριος αποτελεί την κύρια ιστορική πηγή της Μεροβίγγειας ιστορίας.
Düşük gelirli ülkelerdeki çocuklarda görülen başlıca ölüm nedenidir.Det er den hyppigste dødsårsag blandt børn i lavindkomstlande.
Terpen ve terpenoidler, çoğu bitki ve çiçekteki esans yağlarının başlıca bileşkeleridir.Terpener og terpenoider udgør hovedbestanddelen af planters og blomsters æteriske olier.
Sütün pastörize edilmesinin başlıca iki amacı bulunmaktadır.Der findes to lidelser, der har direkte at gøre med indtagelsen af mælk.
Nuku'alofa, Tonga'nın başkenti ve başlıca limanı.Nuku'alofa er Tongas hovedstad og landets største by.
Günümüzde Senato Meydanı, Helsinki'nin başlıca turistik yerlerinden biridir.Senatstorvet er i dag en af Helsinkis største turistattraktioner.
İnsan vücudunda deaminasyon başlıca karaciğerde olur, ancak glutamat ayrıca böbrekler de deamine olur.I menneskekroppen foregår deaminering primært i leveren, dog deamineres glutamat også i nyrerne.
L'Oréal'in başlıca hissedarlarından biridir ve L'Oréal'in sahibidir.Hun er desuden en af frontfiguerne hos L'Oréal.
Ün’ün başlıca yapıtları şunlardır: “Yurdum”, senfonik şiir, 1955.Originaltitel: How to do things with words, 1955.
Başlıca dezavantajı ise spesifitesinin düşük olmasıdır.Ulempen er især, at kapaciteten er lav.
Günümüzde erkek kimonolarının başlıca farklılığı kumaşındadır.I nutiden ligger de principielle forskelle mellem mænd og kvinders kimono i stoffets beskaffenhed.
Balıkçılık, meyve ve hayvancılık bölgenin başlıca endüstrileridir.Fiskeri, frugt, og husdyr er de vigtigste industrier i regionen.
Sanat tarihi araştırmalarının başlıca beş ilgi alanı vardır.Her er livslang læring et af fem fokusområder. .
Lev Troçki tarafından savunulan başlıca görüşlerden biri.Triumviratets hovedmodstander var Lev Trotskij.
Adanın başlıca geçim kaynağı gemiciliktir.Hovedsproget på øen er gælisk.
Tarım toplumunda toprak yetiştiriciliği refahın başlıca kaynağıdır.I et landbrugssamfund er den primære kilde til rigdom dyrkning af jorden.
Bu enzim antiviral ilaçların başlıca hedeflerindendir.Derpå udgør disse målet for en række antivirale medikamenter.
Pentoz fosfat döngüsünün yükseltgenme evresi, hücrelerde NADPH'nin başlıca kaynağıdır.Den oxidative fase af pentose-fosfat-vejen er hovedkilden til NADPH i cellerne.
Hukuki pozitivizmin başlıca iddiaları şunlardır: Kanunlar insanlar tarafından yaratılan kurallardır.I et tidligt udkast til stykket hedder det, at det er mændenes love, der gælder i samfundet.
ATP hücre için başlıca enerji kaynağı moleküllerinden biridir.ATP er det vigtigste energitransportmolekyle i levende celler.
Başlıca karakterleri siyasetçilerdir.Mange fremtrædende politikere var medlemmer.
Bunun başlıca nedeni tatlandırıcı olması ve kıvamda etkin olmasıdır.Stress kan gøre den stressede trist og i værste fald deprimeret.
Bunlardan başlıcaları olarak "Watchmen", "From Hell", "V for Vendetta" ve "The League" sayılabilir.Heriblandt From Hell, Det hemmelighedsfulde selskab, V for Vendetta og Watchmen.
Başlıca ihracatlar, maden kömürü; büyük çaplı borular ve hurda demirdir.Den er knyttet til nåleskove eller blandede skove med megen regn og en jordbund, som er porøs og veldrænende.
Asıl olarak Norveçli çoban ve köylülerin başlıca yemeği idi.Oprindeligt var det en basisfødevare for fårehyrder og bønder.
Başlıca iki tür arpa şarabı vardır.Der er to typer af fedtmålere.
Başlıca karmaşası karaciğer apsesidir, ama başka organlarda da apse yapabilir.Tuberkulose forekommer typisk i lungerne, men kan også angribe andre organer.
Emme, sokulma/uzanma, bakış, gülümseme, ağlama bebeğin başlıca bağlanma davranışlarıdır.Først er morens bryst, søvnen, badet, lyset og lydene det lille barns foretrukne.
Geleneksel olarak kümül çalışması yapılan başlıca riskler yangın ve depremdir.Det helt essentielle ved at ryge vandpibe, er roen og oplevelsen.
İlk romanlarında işlediği başlıca tema buydu.There's something about your first piece.
Sınıf grubu, Danimarka Folkeskole’nin başlıca ünitesidir.Folkeskolen er den offentlige grundskole i Danmark.
Ay'ın görünen yüzünde başlıca kraterler Mare Imbrium, Mare Serenitatis, Mare Crisium, ve Mare Nectaris'tir.Fremtrædende nedslagsbassiner på Månens forside er Imbrium, Serenitatis, Crisium og Nectaris.
Tazılar, köpeklerin sınıflandırıldığı başlıca gruplardan biri.Gruppen anses for at omfatte de mest oprindelige hundetyper.
Gönen ovasının başlıca ürünü ise pirinçtir.Hovedproduktet i jordbrugen i Ang Thong er ris.
Başlıca ürünler buğday ve arpadır; az miktarda pamuk ve darı da yetiştirilir.Hovedafgrøden er bomuld, men der dyrkes også ris og andre afgrøder.
Keamy sezonun ikinci yarısında dizinin başlıca antagonisti oldu.Han bliver den primære antagonit i sæson 2.
Asyut'un başlıca önemli tanrıları Anubis ve Wepwawet idi.De to mest framtredende gudene var Anubis og Upuaut.
Bunun başlıca nedenleri; Kuvvetli bir yükseltgendir.Det er uvanlig tynt og åpningen (munningen) er stor.
Başlıca limanları Szczecin, Świnoujście, Gdynia ve Gdansk'tır.De viktigste sjøhavnene befinner seg i Gdańsk, Gdynia, Świnoujście og Szczecin.