başlıca ile cümle

başlıca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
HIV-2, başlıca batı Afrika'da görülür.Hiv-2 wordt voornamelijk aangetroffen in West-Afrika.
Hizmetleri, Avrupa ve Amerika'daki başlıca bilim toplulukları tarafından tanındı.Zijn diensten werden erkend door vooraanstaande wetenschappelijke genootschappen in Europa en Amerika.
Başlıca iki büyük (North Island ve South Island) ve birçok küçük adadan oluşur.Het bestaat uit twee grote eilanden (Noordereiland en Zuidereiland) en een aantal kleinere eilanden.
Raetia'nın başlıca şehirleri (Vindelicia hariç) Tridentum (Trento) ve Curia'dır (Coire ya da Chur).De belangrijkste steden van Raetia (zonder Vindelicia) waren Tridentum (Trente) en Curia (Coire of Chur).
Ant'in başlıca amaçlarından biri make'in taşınabilirlik sorunlarını çözüme kavuşturmaktı.Een van de doelstellingen van Ant is het oplossen van de portabiliteitsproblemen van make.
Savaşla ilgili başlıca kaynak Ammianus Marcellinus'dur.De primaire bron voor de slag is Ammianus Marcellinus.
Günümüzde Toulon Fransa'nın Akdeniz kıyısındaki başlıca deniz üssüdür.Vandaag is Toulon de belangrijkste militaire haven van de Franse kustlijn aan de Middellandse Zee.
Swiss International Air Lines AG (kısaca: Swiss), İsviçre'nin başlıca havayolu şirketidir.Swiss of Swiss International Air Lines is de grootste luchtvaartmaatschappij van Zwitserland.
Enfeksiyondan korunmak için başlıca yöntem elleri yıkamaktır.Handen wassen is de voornaamste manier om infectie te voorkomen.
Başlıca sorusu: "felsefe nedir?".De vraag die Socrates stelt, luidt: wat is filosofie?
Başlıca kolesteroldan oluşurlar.Het wordt gevormd uit cholesterol.
Başlıca dinadamları da böyle anılırdı.Ook stamhoofden konden zo genoemd worden.
Çarşamba Suyu başlıca akarsuyudur.Hoofdplaats is Çarşamba.
B.534'i başlıca Slovak Air Arm çarpışma için kullanmıştır.De B-534’s werden voor het eerst door de Slowaakse luchtmacht gebruikt.
Körfez kıyısındaki başlıca limanlar Çin'e ait Beihai ile Vietnam'a ait Haiphong'dur.Belangrijke havens aan de golf zijn Beihai in China, en Haiphong in Vietnam.
New Jersey’deki başlıca çekim yeri de Bloomfield’dır.De hoofdplaats is New Bloomfield.
Başlıca akarsuyu İkizdere’dir.Hoofdplaats is İkizce.
Başlıca hedefleri şunlardı: Tüm vatandaşların temel özgürlüklerini savunmak.Het waarborgen van de fundamentele rechten van alle Europese burgers.
Başlıcaları: konglomera, kum taşı ve kil taşıdır.Siliciclastische gesteenten zijn: conglomeraat, zandsteen en siltsteen.
Başlıca iki tür arpa şarabı vardır.Men onderscheidt er twee types wijngaarden.
Filmin başlıca rollerinde Pierce Brosnan, Geoffrey Rush ve Jamie Lee Curtis oynamışlardır.De hoofdrollen zijn voor Pierce Brosnan, Geoffrey Rush en Jamie Lee Curtis.
Sınıf grubu, Danimarka Folkeskole’nin başlıca ünitesidir.Hij geldt als de belangrijkste vertegenwoordiger van de Donau-school.
Zeytinyağı ve şarap İtalya'nın başlıca ihraç ürünleri haline gelmişti.Suiker en alcohol werden de belangrijkste exportproducten.
Özgül bir toplumsal sistemi oluşturan şey, onun “başlıca içsel farklılaşma tarzı”dır.Het actieve, maar bizarre type: neemt initiatief tot sociaal contact.
Başlıca kullanıcısı Deltadır.De hoofdplaats is Delta.
Başlıca kraliçesi Khamerernebty II idi.De vorige Egyptische koningin was mogelijk Neferoe II.
Sağdaki gökada haritası (Başlıca Gökadalar Kataloğu'na göre), iki süperkümeyi göstermektedir.Aan de rechterzijde (de kanaalzijde) heeft de gevel twee boogvormige etalageruiten.
Hukuki pozitivizmin başlıca iddiaları şunlardır: Kanunlar insanlar tarafından yaratılan kurallardır.De positieve wetten zijn de wetten die door de soeverein tot stand zijn gebracht.
Başlıca sanayi kuruluşları, dokuma sanayi kolunda çalışan küçük ölçekli işyerleridir.Zijn vier volwassen kinderen werken allen in de entertainmentindustrie.
Oyunda kullanılan başlıca tabancalar.Belangrijkste zijwapen in het spel.
Şehirde üretilen başlıca ürünler tekstil malları ve sabundur.De belangrijkste producten die in de stad geproduceerd worden zijn textiel en aardewerk.
Tıkızlık, topolojik uzayların sahip olabileceği başlıca özelliklerden biridir.Hij was met name geïnteresseerd in welke topologische eigenschappen een sfeer karakteriseerden.
Dendera kompleksindeki başlıca tapınak Hathor Tapınağı'dır.Centraal in het tempelcomplex is de Hathortempel.
Komite içinde zamanla başlıca iki siyasi görüş biçimlendi.Aan het einde van de Vedische tijd vonden twee belangrijke politieke ontwikkelingen plaats.
Das Erste ("İlk"), Almanya'nın başlıca kamusal televizyon kanalıdır.Das Erste (Erstes Deutsches Fernsehen) is een Duitse televisiezender.
Düşük gelirli ülkelerdeki çocuklarda görülen başlıca ölüm nedenidir.De kindersterfte is het hoogst in ontwikkelingslanden.
Filmin başlıca rollerinde James Stewart, John Dall, Farley Granger ve Cedric Hardwicke oynamışlardır.De hoofdrollen worden vertolkt door James Stewart, John Dall en Farley Granger.
Türkçedeki başlıca yardımcı fiiller etmek, eylemek, olmak, kılmak ve yapmak'tır.De belangrijkste Nederlandse hulpwerkwoorden zijn: hoeven, kunnen, moeten, mogen en willen.
Aort yırtılması başlıca ölüm nedenidir.Jacht is de voornaamste doodsoorzaak.
Denizkestanelerin başlıca besini alglerdir.Wetenswaardigheden voor beginnende zeelieden.
Tokyo, Osaka, Kobe, Yokohama, Chiba ve Hakata ile birlikte Japonya'nın başlıca limanlarındandır.De havens van Tokio, Chiba, Kawasaki, Yokohama en Yokosuka bevinden zich allen in de Baai van Tokio.
Kangal'ın başlıca köylerindendir.Hoofdplaats is Kangal.
Asıl olarak Norveçli çoban ve köylülerin başlıca yemeği idi.Flatbrød vormde het basisvoedsel van de Noorse herders, boeren en vikingen.
Operasyondan sorumlu başlıca yetkili savcı Antonio Di Pietro idi.Śledztwo prowadził ówczesny prokurator Antonio Di Pietro.
Bunların başlıcaları; "Light My Fire", "Love Me Two Times", "Touch Me" ve "Love Her Madly".Autor takich piosenek grupy jak „Light My Fire”, „Love Me Two Times”, „Touch Me” i „Love Her Madly”.
Görev süresinden bu yana pek çok muharebede kullanıldı.Başlıca modelleri AH-64A ve AH-64D Longbow'dur.W U.S. Army używane są dwa główne modele AH-64: AH-64A i AH-64D.
Bunun başlıca nedenleri ekonomik politika ve daha az bir ölçüde aile birleşimidir.Głównym celem organizacji jest gospodarcza i (w mniejszym stopniu) polityczna integracja państw członkowskich.
Başlıca rakip firmaları Dish Network ve Kablo TV hizmet sağlayıcılarıdır.Jej głównymi konkurentami są sieci kablowe i platforma satelitarna Dish Network.
Zeytinyağı ve şarap İtalya'nın başlıca ihraç ürünleri haline gelmişti.Potem wino i kawa stały się najważniejszymi towarami eksportowymi wyspy.
Başlıca sorusu: "felsefe nedir?".Uwagi do pytania: ‘Jakiej filozofii potrzebują Polacy?’.
Bunun başlıca nedeni insanlarda antibiyotiklerin gereksiz kullanımıdır.Jej główną przyczyną jest nadużywanie antybiotyków.
Karōshi ölümlerinin başlıca tıbbî nedenleri strese bağlı kalp krizi ve inmedir.Karoshi to zjawisko nagłej śmierci w wyniku przepracowania i stresu.
Dendera kompleksindeki başlıca tapınak Hathor Tapınağı'dır.Najlepiej zachowanym zabytkiem na terenie Dendery jest świątynia Hathor.
Başlıca amaçlar: Kanseri tedavi etmek.Ich celem jest znalezienie skutecznego leku na raka.
"Başlıca eserleri".Główne projekty. .
Düşük gelirli ülkelerdeki çocuklarda görülen başlıca ölüm nedenidir.Choroba jest główną przyczyną zgonów wśród dzieci w krajach rozwijających się.
Bunların belli başlıcaları şöyle zikredilebilir.W takim wypadku można by wywieźć pewne przewidywania.
Bu kurallar arasında başlıcası şudur: Ağ etkilerini daha çok insanın kullanabilmesi için programlar kurmak."Główną zasadą jest: Twórz aplikacje, które lepiej okiełznają Sieć, by więcej ludzi ich używało”.
Bunun başlıca iki nedeni vardır.Wynikało to z dwóch głównych powodów.
Elden edilen hayvansal ürünler köy halkının başlıca geçim kaynağıdır.Wyrzucane tu resztki pożywienia są głównym źródłem utrzymania dla miejscowej ludności.
İlgili Sayfalar