başlıca ile cümle

başlıca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Oyunda kullanılan başlıca tabancalar.Prima arma trovata nel gioco.
Başlıca askeri, tetkik ve orman koruma çalışmalarında kullanılırdı.Era utilizzato in ambito militare, nella sorveglianza e protezione forestale.
Başlıca üreme noktaları Avrupa'dır.Le principali miniere di ritrovamento sono: Europa.
Başlıca düşmanları büyük beyaz köpekbalığıdır.Il predatore principale di questi animali è il grande squalo bianco.
Dazkırı ovası ilçenin başlıca ovasıdır.È questa la legge della catena significante.
Doğu Yeni Britanya eyaletinin başlıca tarım ürünleri Cocoa ve Copra'dır.I principali prodotti dell'isola sono la copra e il cacao.
Bunun başlıca üç nedeni vardır: İş yükü.Dobbiamo considerare tre casi: I contratti.
Başlıca hedefi ilk olarak Japonya'yı daha sonrasında ise dünyayı ele geçirmektir.Il suo sogno è quello di unificare il Giappone e poi conquistare il mondo.
Pentoz fosfat döngüsünün yükseltgenme evresi, hücrelerde NADPH'nin başlıca kaynağıdır.La fase ossidativa della via dei pentoso fosfati è la maggior fonte di NADPH nelle cellule animali.
Kristalin maddelerdeki başlıca hareket şekli titreşimdir.La modalità principale del moto in sostanze cristalline è la vibrazione.
Günümüzde ise liberalizm ve sosyal demokrasi yanlıları bu ilkeye karşı çıkan başlıca kesimlerdir.L'uguaglianza civile e politica è la battaglia principale per coloro che adottano questa posizione.
Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler'in başlıca yargı organıdır.La corte internazionale di giustizia è uno degli organi principali dell'ONU.
Başlıca kolları Ananai, Iya, Dōzan, Sadamitsu ve Anabuki'dir.I suoi principali affluenti sono Ananai, Iya, Dōzan, Sadamitsu, e Anabuki.
Buna başlıca neden Şam kalesinin çok cesurca savunulması idi.Particolarmente a cuore gli stava la ricostruzione della guardia Svizzera.
Başlıca amaçlar: Kanseri tedavi etmek.Il suo obiettivo è la rimozione totale del tumore.
Örneğin silikon dioksit, camın başlıca bileşenidir.La silice della sabbia è un componente principale del vetro.
Başlıca iki büyük (North Island ve South Island) ve birçok küçük adadan oluşur.Rappresenta il confine tra Mainland e le Isole del Nord, e contiene molte piccole isole.
Başlıca takımyıldızlar şunlardır.Sono i nemici base.
TÜRKİYE YAYLACILIĞINDAKİ DEĞİŞME EĞİLİMLERİ VE BAŞLICA SONUÇLARI.Inevitabili sono le polemiche pro e contro l'Islam.
KMail'in başlıca özellikleri şunlardır: IMAP, POP3 ve SMTP desteği.Supporta i protocolli: IMAP, POP3 e SMTP.
Başlıca akarsuyu İkizdere’dir.L'elvetico ripartì ventunesimo.
Topolojik uzaylar, matematiğin Topoloji dalının başlıca uğraş konularıdır.In matematica, lo spazio topologico è l'oggetto base della topologia.
Bunun başlıca iki nedeni vardır.Questo accade principalmente per una duplice ragione.
Başlıca yaşam alanları İspanya, Cezayir, Yunanistan ve İtalya'dır.I principali punti d'ingresso sono le coste spagnole, italiane e greche.
Kalkınma Sekreteri olarak atandığında 2007'de başlıca görevli oldu.È diventata un funzionario chiave nel 2007 quando è stata nominata Segretaria per lo Sviluppo.
Bunlardan başlıcaları şunlardır.Queste sono le principali.
Örgütün başlıca amacı toplum arasında eşcinselliğin kabul edilmesi idi.Lo scopo principale per l'ordine era di essere una società mutualistica.
Emilia–Romagna dünyanın başlıca kültürel ve turistik merkezlerinden biridir.Argirocastro è uno dei importanti centri culturali e turistici del Sud Albania.
Besinleri başlıca olarak hayvani ve bitkisel gıdalardan oluşur.I piatti di carne sono soprattutto a base di vitello e manzo.
Bunun başlıca nedeni, şehrin orta Avrupa'nın önemli bir ulaşım kavşağı ve ekonomik merkezi olmasındandır.Il risultato è che l'Atlantico era e rimane la sede del maggior traffico commerciale tra Europa e America.
Günümüzde erkek kimonolarının başlıca farklılığı kumaşındadır.Oggi le principali differenze tra i kimono da uomo consistono nel tipo di tessuto e nel modello.
Başlıca yayılma yolları, e-posta ve World Wide Web olarak görülmektedir.Il canale di diffusione più usato dai criminali è Internet: principalmente tramite e-mail e World Wide Web.
Buruk tat ve ağızda oluşan kabarcıklar zehrin etkisini gösteren başlıca belirtilerdir.Tosse e catarro, nel fumatore, sono il primo sintomo di questi effetti.
Bunuun yanında mahallede yetişen çeşitli tarım ürünleri ve büyükbaş ahır besiciliği başlıca geçim kaynağıdır.Molti campi coltivati nei dintorni del centro abitato forniscono un gran quantitativo di prodotti.
Bu, Afrika'da yapılmış başlıca keşiflerinin sonuncusuydu.Questo è stato il primo asteroide numerato ad essere scoperto in Africa.
Göl içindeki başlıca adalar Dodi, Dwarf ve Kporve'dir.Nel golfo sfociano i fiumi Kuma (Кума), Prorva (Прорва) e Talovka (Таловка).
Girişimsel tedaviye ihtiyaç duyulan hastaların çoğunluğunda uygulanabilen başlıca yöntemdir.Questa è una tra le più gravi emergenze mediche alle quali un paziente può andare incontro.
Das Erste ("İlk"), Almanya'nın başlıca kamusal televizyon kanalıdır.Das Erste (letteralmente "La Prima"), facente capo ad ARD, è la prima rete televisiva pubblica tedesca.
Edebiyat teorisinin başlıca önemi edebiyat’ın temel sorulardan birini çözmesidir.«La lettura spirituale di un testo deve partire dal suo significato letterale.
Ülkenin başlıca limanıdır.È l'aeroporto principale del paese.
Bu savaştan sonra da tarım üretimi şehir için başlıca ekonomik geçim alanı oldu.In seguito a questo periodo di rapida crescita, l'agricoltura è diventata l'industria primaria della città.
Hizmetleri, Avrupa ve Amerika'daki başlıca bilim toplulukları tarafından tanındı.Le sue opere gli valsero l'ingresso nelle più importanti accademie scientifiche d'America e d'Europa.
Doğadaki başlıca düşmanları Uzun kuyruklu gelinciklerdir.Nemici comuni sono i Fighting Wire Frames.
Başlıca sorusu: "felsefe nedir?".Risposta alla domanda: che cos'è l'Illuminismo?
Suhoy (suk-oi (Rusça: Сухой), Rusya'nın başlıca askeri avcı uçağı üreticisidir.Il gruppo della Oboronprom che produce elicotteri è il principale produttore russo di questi aeromobili.
Nuku'alofa, Tonga'nın başkenti ve başlıca limanı.Nukuʻalofa è la capitale delle Tonga.
Potasyum ve bakır sanayi bunların başlıcalarıdır.L'agricoltura e la pastorizia sono le sue attività principali.
Das Erste ("İlk"), Almanya'nın başlıca kamusal televizyon kanalıdır.Das Erste («Первый») — немецкий общественный телеканал.
Başlıca müzeler Tel Aviv, Herzliya ve Kudüs’tedir.Основные художественные музеи находятся в Тель-Авиве, Герцлия и Иерусалиме.
3COM bu süreci destekleyen başlıca firma olmuştur.В процессе борьбы 3Com стала основной компанией в этой отрасли.
Oyunda kullanılan başlıca tabancalar.Основное оружие в игре.
Kolombiya'nın başlıca ihracat ürünü petrol olup ihracatın %45'ini oluşturmaktadır.Нефть является главным экспортируемым товаром Колумбии и составляет 45% от общего объема экспорта.
Modern Oreo çerez dolumu, Nabisco'nun başlıca gıda bilimcisi Sam Porcello tarafından geliştirildi.Современную начинку печенья Oreo разработал Сэм Порселло, главный специалист по пищевым технологиям в Nabisco.
Bunların başlıcaları şunlardır: Fihrist (İbnü'n Nedîm).Особенно много среди них представителей рода Фикус (лат. Ficus).
Operasyondan sorumlu başlıca yetkili savcı Antonio Di Pietro idi.Инициатором операции стал вице-прокурор Милана Антонио Ди Пьетро.
Başlıca oyunları School Days, Summer Days ve Cross Days 'dir.Игра является третьей в серии School Days и продолжением Summer Days.
Bunların başlıca uygulaması gen terapisi ve aşılamadır.Их основное применение в генной терапии и вакцинации .
"Başlıca eserleri".В "Главной роли".
Kent Mısır'ın pamuk ve hububat ticaretinin başlıca merkezlerinden biridir.Заказик является египетским центром торговли хлопком и зерном.
Bunlardan başlıcaları şunlardır: Güçlü yönlerimizi fırsatlardan yararlanacak şekilde kullanabiliriz.В худшем случае, они используются, чтобы воспользоваться нами самими.
İlgili Sayfalar