başlıca ile cümle
başlıca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Başlıca rollerinde Klaus Kinski, Isabelle Adjani ve Bruno Ganz oynamışlardır.Klaus Kinski ocupó el papel principal, acompañado de Isabelle Adjani y Bruno Ganz.
Başlıca iki tür arpa şarabı vardır.¿Cuántos tamaños de botellas de vino existen?
Hollanda'nın başlıca uluslararası havaalanı Schiphol, Haarlemmermeer'de yer almaktadır.El aeropuerto Schiphol, el principal aeropuerto de Holanda esta también situado en Haarlemmermeer.
Başlıca üsleri Güney Kore, Japonya ve Guam'dadır.Se encuentra al sur del Japón, Taiwán y Guam.
"Başlıca eserleri".«Funciones elementales».
Topların koyulduğu başlıca yerlerden biri Montmartre tepeleriydi.El principal «parque de cañones» estaba en las alturas de Montmartre.
Viktor, Lopyal'da, başlıca manzara ve köy hayatı resimleri ile resim hayatına başladı.En Lopyal Viktor pronto empezó a pintar, paisajes y escenas del pueblo.
Bunlardan başlıcaları şunlardır: Güçlü yönlerimizi fırsatlardan yararlanacak şekilde kullanabiliriz.Intentamos escribirlos lo más realmente posible, y divertirnos con los poderes cuando podemos.
Uluslararası Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler'in başlıca yargı organıdır.Corte Internacional de Justicia, principal órgano judicial de las Naciones Unidas.
Bu antlaşmanın başlıca hükümleri şunlar idi: İki taraf için de savaş bitecektir.Las principales condiciones del tratado fueron las siguientes: Habría paz entre ambos países.
1995-2000 yılları arasında Bělohlávek, BBC Senfoni Orkestrası'nın başlıca konuk katılımcısıydı.En 1992-1995, fue principal director invitado de la Orquesta Sinfónica de la BBC.
Coca-Cola Zero Sugar, Pepsi Zero Sugar'ın 2008 yılında piyasaya sürülen başlıca rakip ürünüdür.Esta variante, endulzada con Aspartamo, sería la competencia directa a Coca Cola Zero, introducida en 2008.
Yeryüzü geçmişinde en azından beş başlıca buz çağı bulunmaktadır.Ha habido al menos cuatro grandes edades glaciales en el pasado.
Japon Zen'inde başlıca Rinzai, Soto ve Obaku okulları vardır.Las principales escuelas del budismo zen propiamente japonés son rinzai, sōtō y obaku.
İzlanda mutfağı başlıca mandıra, kuzu ve balıktan meydana gelmektedir.La cocina islandesa consiste principalmente de platillos preparados a base de pescado, cordero y lácteos.
Bu örneklerin arasında iki tane başlıcası dikkat çekmektedir.A continuación hay dos ejemplos de tales organizaciones.
Safranın aromasından başlıca sorumlu olan bileşenidir.Es el constituyente principalmente responsables del aroma de azafrán.
Başlıca iki limanı vardır: Port Moresby ve Lae limanları.El distrito contiene dos parques marinos: Baia Ternay y puerto Launay.
Cevap aradıkları başlıca meseleler şunlardır: Her şey nereden geliyor?Algunas de las preguntas a las que intenta responder son las siguientes: ¿De qué esta hecho el Universo?
Başlıca kolesteroldan oluşurlar.Principales causas Colestasis.
Başlıca karakterleri siyasetçilerdir.Las identidades colectivas son líderes.
Başlıca tarım ürünleri zeytin ile badem yağıdır.Las principales producciones son aceite de oliva.
Dendera kompleksindeki başlıca tapınak Hathor Tapınağı'dır.El edificio principal es el templo de Hathor.
Üzüm, elma, kiraz, vişne ve şeftali üretilen başlıca meyvelerdendir.Se alimenta de vegetales (tubérculos, rizomas, vástagos, hojas, semillas, frutos).
Burada iken şehrin yeraltı sanat sahnesinin başlıca şahsiyetlerinden olmuştu.Durante su historia, la ciudad ha tenido una presencia artística de primer plano.
Başlıca kuyu derinliği 360 metre'den fazla ve uzunluğu 45 kilometredir.Su profundidad de pozo principal es de más de 360 metros y su longitud es de 45 kilómetros.
Başlıca, asetonun elde edilmesinde kullanılır.Fuentes usadas en la realización del libro.
Başlıca iki özellik göze çarpar.Cumplen dos funciones principalmente.
İyot başlıca tıpta, fotoğrafçılıkta ve boya imalatında kullanılır.Es un oligoelemento y se emplea principalmente en medicina, fotografía y como colorante.
Başlıca rollerinde Mel Gibson, Mark Lee, Bill Kerr ve Harold Hopkins oynamışlardır.Protagonizada por Mel Gibson, Mark Lee, Bill Kerr, Bill Hunter.
Ülkenin başlıca dış ticaret limanıdır.Es el tercer puerto del país de tráfico de mercancías.
Katı-sıvı ekstraksiyon başlıca doğal ve biyolojik örneklerle ilgili uygulamalarda kullanılır.Los principales pigmentos naturales utilizados son de origen mineral o biológico.
Bunların başlıcaları şunlardır: Fihrist (İbnü'n Nedîm).Entre las principales se encuentran: L'idropica.
Başlıca özellikleri şunlardır: Genellikle nesnel anlatım kullanılır.Son típicas las siguientes características: Se suele evitar el caso genitivo.
Calc'in başlıca özellikleri altta sıralanmıştır.Las operaciones de la KSK se mantienen en el más estricto secreto.
Meryem Dağı başlıca büyük dağıdır.La región central de Honduras es una zona predominantemente montañosa.
Vakıf, başlıca görevi bunalımdaki çocuklara yardım etmek olan bir yardım kuruluşudur.La asociación cuenta con una fundación de ayuda e integración a los más desfavorecidos.
Bu faaliyetin en başlıca amacı ilerleyen Avrupa kültürüne ulaşabilmek idi.Allí entonces se hallaba el primer y gran propósito de elevar la cultura de nuestra ciudad.
Başlıca limanları Szczecin, Świnoujście, Gdynia ve Gdansk'tır.Los mayores puertos marinos son los de Szczecin, Świnoujście, Gdansk, Gdynia, Police y Kołobrzeg.
Başlıca besinleri hayvan leşleridir.Sus temáticas principales son las personas que cazan animales.
Tarım bu şehir için sonraki dönemlerde de başlıca ekonomik dayanağı oldu.La agricultura fue durante mucho tiempo la base económica de la ciudad.
Köylünün başlıca geçim kaynağı, tarıma dayalıdır.Uno de los principales conflictos sociales del área es la tenencia de la tierra.
Hayvanlarda ender olarak görülür, başlıca insan ve primatların bir hastalığıdır.La enfermedad se transmite principalmente por contacto entre un animal sano y uno enfermo.
HIV-2, başlıca batı Afrika'da görülür.HIV-2, invece, si trova per lo più in Africa occidentale.
Zeytinyağı ve şarap İtalya'nın başlıca ihraç ürünleri haline gelmişti.A sua volta, l'olio d'oliva e il vino divennero i principali prodotti esportati dall'Italia.
Düşük gelirli ülkelerdeki çocuklarda görülen başlıca ölüm nedenidir.È la principale causa di morte tra i bambini che vivono nei paesi a basso reddito.
Başlıca rakip firmaları Dish Network ve Kablo TV hizmet sağlayıcılarıdır.I suoi concorrenti principali sono Dish Network ed i fornitori via cavo.
Bu andan itibaren parti muazzam biçimde büyüdü ve İran politikasında başlıca güçlerden biri haline geldi.Da questo momento in poi il partito crebbe immensamente e divenne la maggior forza politica iraniana.
Başlıca şehirleri Rabaul, Kokopo ve Kimbe'dir.Le principali città sono Rabaul, Kokopo e Kimbe.
Antik Yunanistan'da tarım, ülke ekonomisinin başlıca kaynağıydı.L'agricoltura nell'antica Grecia era alla base dell'economia del paese.
Operasyondan sorumlu başlıca yetkili savcı Antonio Di Pietro idi.Nelle seguenti settimane viene interrogato dal sostituto procuratore Antonio Di Pietro.
Holokost ve savaş sonrası Almanya'nın durumu Sebald'in eserlerinin başlıca konularıdır.Olocausto e Germania del dopoguerra gravitano pesantemente nelle opere di Sebald.
Amerika Birleşik Devletlerinde pnömoni, 2009 itibarıyla başlıca 8. ölüm nedenidir.Negli Stati Uniti, a partire dal 2009, la polmonite è l'ottava causa principale di morte.
Öncelikle rüzgar dalgaların oluşmasında başlıca bir faktördür.Il vento è il principale fattore nella creazione di onde di tempesta.
1995-2000 yılları arasında Bělohlávek, BBC Senfoni Orkestrası'nın başlıca konuk katılımcısıydı.Dal 1995 al 2000 Bělohlávek fu direttore principale ospite della BBC Symphony Orchestra (BBC SO).
Başlıca karakterleri siyasetçilerdir.I protagonisti sono personaggi umani.
İsveç'te faaliyet gösteren başlıca gazeteler, Dagens Nyheter, Expressen, Afton Bladet,Svenska Dagbladet'tir.Fra i quotidiani di Stoccolma ci sono il Dagens Nyheter, lo Svenska Dagbladet, l' Aftonbladet e l' Expressen.
Dil bilgisi ve dil yapıları başlıca sebepleridir.Innanzitutto la ricchezza e la qualità dei materiali linguistici.
Çarşamba Suyu başlıca akarsuyudur.Rappresenta il mercoledì, e l'elemento dell'acqua.
Osaka Körfezi'ndeki başlıca limanlar Osaka, Kobe, Nishinomiya, Sakai, Amagasaki ve Hannan'dır.I maggiori porti della baia sono quelli di Ōsaka, Kōbe, Nishinomiya, Sakai, Amagasaki e Hannan.