Çünkü Kraliyet Sarayı... ...ve Başkanlık Anıtı'nın buraya inşa edilmesi gerekiyor.بناء قصر للعائلة الملكية وقاعة تذكارية للرئيس
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.Er existierte vorher. Aber er bedeutete lediglich, dass jemand einer Versammlung vorsitzt.
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.Exista dinainte, dar însemna doar cineva care prezida o adunare.
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.Hij bestond al, maar het betekende gewoon iemand die een vergadering voorzit.
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.Insomma, esisteva già, ma indicava solo qualcuno che presiedeva un incontro.
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.Já existia antes, mas apenas era atribuído quando alguém presidia a uma reunião.
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.Jeg mener, den eksisterede før, men det betød bare nogen som præsiderer over et møde.
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.그건 그저, 회합을 주재하는 사람이란 뜻이었어요.
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.Tytuł istniał wcześniej, a oznaczał kogoś, kto przewodzi spotkaniu.
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.Už tu existoval, ale používal se pro někoho, kdo předsedá jednání.
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.Ya existía antes, pero solo significaba "alguien que preside una reunión".
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.Υπήρχε ήδη, αλλά σήμαινε κάποιον που προεδρεύει σε κάποια σύσκεψη.
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.Вона існувала й раніше, але це просто означало бути головою на засіданні.
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.Имам предвид, че тя съществувала и преди, но просто означавала някой, който ръководи събрание.
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.Оно существовало раньше и означало "председатель собрания".
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.אבל זה רק אמר "מישהו שמנהל ישיבה".
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.ولكنّه عنى الشخص الذي يترأس اجتماعاً فقط.
Daha önce de kullanılıyordu, ama anlamı sadece bir toplantıya başkanlık eden kişiydi.陪審長みたいなものです
Eğer oy başkanlık seçimi için oy vericek sadece üç kişiyi sorgularsam, bütün nüfusu sorgulamamış olurum.Dacă întreb 3 oameni pe cine urmează să voteze ca președinte, în mod clar nu am întrebat toată populația.
Eğer oy başkanlık seçimi için oy vericek sadece üç kişiyi sorgularsam, bütün nüfusu sorgulamamış olurum.내가 만약 대통령 선거에 투표할 세 사람을 조사한다고 치면 나는 결코 전체 집단을 조사하지 않았다.
Eğer oy başkanlık seçimi için oy vericek sadece üç kişiyi sorgularsam, bütün nüfusu sorgulamamış olurum.Если я опрашиваю трёх человек, которые собираются голосовать за президента, я явно не опрашивал всё население.
Eğer oy başkanlık seçimi için oy vericek sadece üç kişiyi sorgularsam, bütün nüfusu sorgulamamış olurum.すると、明らかに私は投票者全員を調べた訳ではありません。 私はサンプルを調べた、という事になります。
En sık raslanan ,yaklaşan bir başkanlık seçimini tahmin etmektir.Populację stanowią wszystkie osoby które idą głosować na wybory.
En sık raslanan ,yaklaşan bir başkanlık seçimini tahmin etmektir.To jsme si ukázali. Například chceme odhadnout výsledek prezidentských voleb.
En sık raslanan ,yaklaşan bir başkanlık seçimini tahmin etmektir.Vous savez, le plus commun est d'essayer de prédire le résultat d'une élection présidentielle.
En sık raslanan ,yaklaşan bir başkanlık seçimini tahmin etmektir.Знаете, че най-срещаният пример е когато искаме да прогнозираме резултата от президенстките избори.
Geçen Kasım'da başkanlık seçimi yapıldı.El pasado mes de noviembre hubo una elección presidencial.
Geçen Kasım'da başkanlık seçimi yapıldı.Em novembro passado houve eleições presidenciais.
Geçen Kasım'da başkanlık seçimi yapıldı.En novembre dernier il y a eu une élection présidentielle aux Etats-Unis.
Geçen Kasım'da başkanlık seçimi yapıldı.In Noiembrie trecut au fost alegeri prezidentiale.
Geçen Kasım'da başkanlık seçimi yapıldı.Letzten November war eine Präsidentschaftswahl.
Geçen Kasım'da başkanlık seçimi yapıldı.Lo scorso novembre ci sono state le presidenziali.
Geçen Kasım'da başkanlık seçimi yapıldı.November lalu berlangsung sebuah pemilihan presiden.
Geçen Kasım'da başkanlık seçimi yapıldı.Tavaly novemberben volt egy miniszterelnöki választás.
Geçen Kasım'da başkanlık seçimi yapıldı.Vloni v listopadu proběhla volba prezidenta.
Geçen Kasım'da başkanlık seçimi yapıldı.Τον προηγούμενο Νοέμβριο έγιναν οι προεδρικές εκλογές.
Geçen Kasım'da başkanlık seçimi yapıldı.В ноябре прошлого года проходили президентские выборы.
Geçen Kasım'da başkanlık seçimi yapıldı.През миналия ноември имаше президентски избори.
Görüntü: Abbie Rowe – John F. Kennedy Başkanlık Müzesi ve Kütüphanesi.Domaine public, photo de Abbie Rowe - John F. Kennedy Presidential Library and Museum.
Görüntü: Abbie Rowe – John F. Kennedy Başkanlık Müzesi ve Kütüphanesi.Foto de dominio público de Abbie Rowe - Biblioteca y Museo Presidencial John F. Kennedy.
Görüntü: Abbie Rowe – John F. Kennedy Başkanlık Müzesi ve Kütüphanesi.Фото Эбби Роу — общественное достояние Президентской библиотеки-музея Джона Ф.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.그녀는 아침에는 20마리의 염소를 돌보지만 그러나 저녁에는 총리인 거죠
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Con bé chăm sóc cho 20 con dê vào buổi sáng, nhưng làm thủ tướng chính phủ vào buổi tối.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.De manhã, toma conta de 20 cabras, mas à noite é primeira-ministra.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Dia mengurus 20 kambing di pagi hari, tapi di malam hari dia adalah perdana menteri
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Ea are grijă de 20 de capre dimineaţa, însă seara este prim ministru.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Ella cuida 20 cabras por la mañana y por la tarde es primera ministra.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Elle s'occupe de 20 chèvres le matin, mais elle est premier ministre le soir.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Hän kaitsee 20 vuohta aamulla, mutta illalla hän on pääministeri.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Hun ser efter 20 geder om morgenen, men hun er premierminister om aftenen.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Lei si occupa di 20 capre al mattino, mentre lavora come primo ministro la sera.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Morgens kümmert sie sich um 20 Ziegen, aber abends ist sie Premierminister.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Rano opiekuje się 20 kozami, ale wieczorem jest premierem.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Ráno se stará o 20 koz, ale večer je premiérkou.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Reggelente kecskét legeltet, esténként miniszterelnök.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Ze let in de ochtend op 20 geiten maar 's avonds is ze eerste minister.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Προσέχει 20 γίδες το πρωί, αλλά το βράδυ είναι πρωθυπουργός.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Вранці вона доглядає 20 кіз, але ввечері вона - прем'єр-міністр.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Она заботится о 20 козах по утрам, но она премьер-министр по вечерам.
Gündüzleri 20 keçi güdüyor ama akşamları başkanlık yapıyor.Тя се грижи за 20 кози през деня, но е министър-председател вечерта.