başkanın ile cümle
başkanın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Başkanın veto yetkisi vardır.Prezydent nie posiada prawa weta.
Cumhurbaşkanı, istifasını Ulusal Meclis Başkanına sunar.Następnego dnia wysłał list rezygnacyjny do przewodniczącego Zgromadzenia Narodowego.
Laura Wilson, ABD başkanının kızı Oliver Platt ....Rose Wilson – córka prezydenta Wilsona, sprzeciwiająca się polityce ojca.
Başrahibe belediye başkanını aday gösterir ve sıklıkla para basma işini şehrin vatandaşlarına devrederdi.Marzy o zajęciu miejsca dyrektora, dlatego często wysyła anonimy do kuratorium.
D açmasında saptanan bu yapıya kazı başkanınca "D" yapısı adı verilmiştir.Znajdujemy jedynego sąsiada tego wierzchołka, nazwijmy go w.
Devlet başkanının siyasal açıdan sorumluluğu bulunmamaktadır.Presidenten förväntas hålla sig utanför politiken.
John C. Calhoun ile beraber iki farklı başkanın yardımcılığını yapmış olan tek kişidir.Förutom Clinton har även John C. Calhoun tjänstgjort som vicepresident för två presidenter.
Başkanın da burada olduğunu öğrenince ikisini de oradan çıkarmaya çalışırlar.Innan de vet ordet av har de båda begett sig dit.
Ancak Cumhurbaşkanlığı görevi geçici olarak Meclis Başkanına bırakılmıştır.Posten utses tillfälligt av presidenten.
Falanjist bir belediye başkanının oğludur.Ett av dessa barn var borgmästarens son.
Bu arada başkanın ve ailesinin cinayet olduğu zaman orada olduğu anlaşılır.Президента та його родини на момент події там не було.
Komisyon başkanının oy kullanma yetkisi yoktur.Судді Конституційного Суду не мають права утримуватися від голосування.
Bu seçimlerde ilçe başkanına ek olarak her ilçenin parlamentosu da belirlenir.Усі міністри мусять одночасно бути членами парламенту.
Reich son olarak devlet başkanına müracaat etti ancak sonuç alamadı.Або на нього міг натиснути федеральний уряд, і у нього не було виходу.
Kilise başkanına episkopos, piskopos denir.Ними керують президент приходу або єпископи.
Başkanın veto yetkisi vardır.V tomto případě prezident nemá právo veta.
Basın toplantısı boyunca Juninho başkanın yanındaydı ve hiçbir şey söylemedi.Během tiskové konference Juninho seděl vedle Aulase a opustil tiskovou konferenci, aniž by řekl jediné slovo.
25 Ekim 2004'te, yani başkanın seçilmesinden bir hafta önce, Eminem Mosh'un klibini internette yayınladı.Týden před prezidentskými volbami, 26. října 2004, vydal Eminem na Internetu videoklip své skladby „Mosh“.
Planck, oranın dört daimi başkanından biriydi.Bernstein pak byl jedním z jejích dvou předsedů.
Başkanın veto yetkisi vardır.Președintele are drept veto asupra legislației.
28 devlet ya da hükûmet başkanının 11'i Avrupa Halk Partisi'ndedir.PPE deține 12 dintre cei 28 de șefi de stat sau de guvern care participă la Consiliul European.
Yolculuğun liderleri, başkanın özel sekreteri olan Kaptan Meriwether Lewis ve Teğmen William Clark idi.Conducerea expediției a fost preluată de Meriwether Lewis și de William Clark.
Kalabalık,başkanın çekilmesini isteyerek Tahrir Meydanı'nda protestoya devam etti.Ezután a tömegek tovább tüntettek a Tahrír téren, az elnök távozását követelve.
Çalışma hayatına Belgrad belediye başkanının ekonomi danışmanı olarak başladı.Az egyetem után, a belgrádi polgármester pénzügyi tanácsosa volt.
Korkan ve şaşıran vatandaşlar belediye başkanına bir dilekçe ile başvurur.A jelentkező hazai és külföldi befektetőket összevont rendezési terv várja a Polgármesteri Hivatalban.
Bu adımlar arasında yeni bir anayasa hazırlanması ve sivil bir başkanın seçilmesi bulunmaktaydı.Ezen a választáson új elnököt és új Népgyűlést választottak.
Başkanın kılığında Magnetoya teslim olur.A készítő ruházza fel a maszkot érzelmekkel.
Devlet başkanının plakasında rakam bulunmaz.A Köztársasági Elnöki Hivatal honlapján erre vonatkozó találat nincsen.
Bizzat devlet başkanının kendisi tarafında yerine atandı.Maga a fejedelem is képviseltette ott magát.
Amerika Birleşik Devletleri'nin dört başkanına danışmanlık yapmıştır.Négy amerikai elnök alatt töltötte be ezen pozíciót.
Filmde, Amerikan Başkanına karşı suikast planı ve bu eksende Amerikan Politik olayları anlatılmaktadır.A játék közben Amerika Kapitány haláláról és a polgárháború eseményeiről beszélgetnek.
Başkanın veto yetkisi vardır.Presidentillä on rajoitettu veto-oikeus.
Kilise başkanına episkopos, piskopos denir.Piispa on myös sukunimi, katso Piispa.
Buna karşın protokolde devlet başkanı ve parlamento başkanından sonra üçüncü sırada yer alır.Pääministeri on protokollan mukaan kolmantena, presidentin ja parlamentin puhemiehen jälkeen.
Bina, belediye başkanının çalışma yerine ve Los Angeles Şehir Konseyi'ne ev sahipliği yapmaktadır.Satamakomission nimittää Los Angelesin pormestari ja nimityksen vahvistaa kaupunginvaltuusto.
Diğer belediyeler üyeleri seçerken bu metropolitan şehirler belediye başkanını seçerler.Näissä metropoleissa pidetään pormestarinvaalit, kun taas muissa kunnissa valitaan vain puhemies.
Büyük bir kalabalık başkanın konuşmasını bekledi.Suuri väkijoukko odotti presidentin puhetta.
Rusya artık iki ayrı devlet başkanına sahiptir.Η χώρα κυβερνάται από δύο Κυβερνώντες Διοικητές.
Şansölyenin atanması teorik olarak tümüyle devlet başkanının özgür tercihine bağlıdır.Θεωρητικά, ο Πρόεδρος της Δημοκρατίας μπορεί ελεύθερα να ορίσει το πρόσωπο της αρεσκείας του.
"Başkanın müfettişleri"."Commissaris van de Koning."
Kilise başkanına episkopos, piskopos denir.Som territorialfyrste betegnes bispen fyrstbiskop.
Planck, oranın dört daimi başkanından biriydi.Birkeland har været formand for 4.
John C. Calhoun ile beraber iki farklı başkanın yardımcılığını yapmış olan tek kişidir.Ved siden av Clinton er det bare John C. Calhoun som har vært visepresident for to presidenter.
Devlet başkanının siyasal açıdan sorumluluğu bulunmamaktadır.Presidenten forventes å holde seg utenfor politikken.
Devlet başkanının yetkileri ülkenin yönetim sistemine göre değişiklik gösterir.Kanslerens stilling har skiftet under landets ulike politiske styresett.
İl genel meclisi başkanını üyeleri arasından gizli oyla seçer.Parlamentet velger så presidenten blant sine medlemmer.
Seçilen başkanın 5 yıllık bir görev süresi vardır, ve yeniden seçilebilir.Kepresidenan memiliki masa kerja 5 tahun dan dapat dipilih kembali.
Devlet başkanının yetkileri ülkenin yönetim sistemine göre değişiklik gösterir.Wewenang seorang menteri luar negeri sangat bervariasi tergantung sistem pemerintahannya.
İçişleri Bakanı Amerika Birleşik Devletleri başkanının kabinesinde yer alan üyelerden biridir.Departemen ini dipimpin oleh Menteri Dalam Negeri Amerika Serikat yang merupakan anggota Kabinet Presiden.
Cumhurbaşkanı, istifasını Ulusal Meclis Başkanına sunar.Presiden dapat mengundurkan diri dengan mengajukan pengunduran dirinya kepada Majelis Rakyat.
Bu arada başkanın ve ailesinin cinayet olduğu zaman orada olduğu anlaşılır.Awalnya, kepolisian menduga pembunuhan dilakukan oleh keluarga dan teman korban.
Devlet başkanının plakasında rakam bulunmaz.Pejabat sementara kepala negara tidak diberi nomor.
Başrahibe belediye başkanını aday gösterir ve sıklıkla para basma işini şehrin vatandaşlarına devrederdi.Nữ tu viện trưởng chỉ định thị trưởng, và bà thường xuyên giao việc đúc tiền cho công dân của thành phố.
John C. Calhoun ile beraber iki farklı başkanın yardımcılığını yapmış olan tek kişidir.Chỉ có ông và John C. Calhoun là những người đã từng là phó tổng thống Mỹ dưới hai vị tổng thống khác nhau.
Aurora ismini, Filipinler Cumhuriyeti'nin eski devlet başkanının karısının adı Aurora Quezon'dan almıştır.Aurora là tên của vợ Tổng thống Quezon.
1927 - ABD'nin Güney Dakota eyaletinde Rushmore Dağı'na dört ABD başkanının dev portreleri oyulmaya başlandı.1941 – Sau 14 năm xây dựng, tượng bốn tổng thống Hoa Kỳ tại Núi Rushmore, Nam Dakota được hoàn thành.
İçişleri Bakanı Amerika Birleşik Devletleri başkanının kabinesinde yer alan üyelerden biridir.Bộ trưởng là một thành viên trong nội các của Tổng thống Hoa Kỳ.
Başkanın kararnameyi çıkartması ukase niteliğinde bir hukuki işlemdir.Không có quy định về luận tội, khi nó xảy ra cho Tổng thống.
Avam Kamarası başkanının genelde partiler üstü bağımsız olması beklenir.Chủ tịch Viện dân biểu thường thường là lãnh tụ của đảng đa số.
"MHP'li eski başkanın oğlu IŞİD'le savaşıyor".“Con trai GS Nguyễn Lân Dũng trúng cử ĐBQH”.