Ana içeriğe geç
Sözlük

başka ile cümle

başka kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Başkan bu akşam televizyonda konuşacak.The President is to speak on television this evening.
Başka bir dünya savaşı asla olmasın!May there never be another world war!
En kötü dost ve düşman, ölümden başkası değildir.The worst friend and enemy is but Death.
Nihai karar başkana kalır.The final decision rests with the president.
Başkan tarafından yapılan konuşma taraftarlarını mutlu etti.The speech made by the president yesterday delighted his supporters.
Dün akşam televizyonda başkanın konuşmasını dinledik.Yesterday evening we heard the President talk on television.
Dün gece polisi aramaktan başka seçeneğimiz yoktu.We had no choice but to call the police last night.
İşin geri kalanını başka bir zaman yapacağım.I'll do the rest of the work another time.
Belediye başkanının istifasıyla ilgili haberler hızlı bir şekilde dolaştı.The news of the mayor's resignation traveled fast.
Belediye başkanı yakında istifa kararını açıklayacak.The mayor will shortly announce his decision to resign.
Belediye başkanı geçit töreninin başında yürüdü.The mayor walked at the head of the procession.
Belediye başkanı onun şehre yaptığı hizmetleri kabul etti.The mayor acknowledged her services to the city.
Belediye başkanı kent işlerini yönetir.The mayor administers the affairs of the city.
Belediye başkanı isteğimizi kabul etti.The mayor granted our request.
Belediye başkanı, vergi gelirlerindeki azalmanın araştırılması gerektiğini düşündü.The mayor thought that he should investigate the decline in tax revenues.
Belediye başkanı genele hitap etti.The mayor addressed the general public.
Belediye başkanı halka hitap etti.The mayor addressed the general public.
Belediye başkanı büyük bir kitleye hitap etti.The Mayor addressed a large audience.
Belediye başkanı ona şehrin anahtarını sundu.The mayor presented him with the key to the city.
Belediye başkanı bir rüşvet aldığını inkar etti.The mayor denied having taken a bribe.
Ölmekten başka bir şey kalmıyor.Nothing remains but to die.
Babamın öldüğünde bıraktığı antikalar değersiz hurdalardan başka bir şey değildi.The antiques my father left when he died turned out to be nothing but worthless junk.
Başkan seçilmem büyük bir onur.It is a great honor for me to have been elected chairman.
Bir makastan başka bir şey bulmadım.I found nothing but a pair of scissors.
Geçen hafta ayrıldığından başka bir şey bilmiyorum.I know nothing except that she left last week.
Kan, çaba, gözyaşı ve terden başka verebilecek hiçbir şeyim yok.I have nothing to offer but blood, toil, tears and sweat.
Benden başka kimse yoktu.There was no one left but me.
Başka bir şey yapmamız için çok geçti.It was too late for us to do anything else.
Şirketimizdeki başka hiçbir kadın onun kadar gururlu değil.No other woman in our company is so proud as she.
Devam etmekten başka seçeneğimiz yok.We have no choice but to carry on.
Oraya gitmekten başka yolumuz yoktu.We had no choice but to go there.
Oraya gitmekten başka seçeneğimiz yoktu.We had no choice but to go there.
Mağaza açılıncaya kadar bir süre beklemekten başka seçeneğimiz yoktu.We had no choice but to wait for a while until the store opened.
Kendi inançlarımızı başkalarına zorla kabul ettirmekten kaçmaya çalışmalıyız.We should try to avoid imposing our own beliefs on others.
Biz başka insanlara karşı kibar olmaya çalışmalıyız.We must try to be kind to other people.
Biz onu toplantının başkanı seçtik.We have elected him chairman of the meeting.
Biz onu başkan yaptık.We made him chairman.
Biz onu başkan seçtik.We elected him chairman.
Benim başka bir kız kardeşim var.I have another sister.
Benim senden başka gerçek arkadaşım yok.I have no other true friend than you.
Benim senden başka arkadaşım yok.I have no other friend than you.
Ben başka türlü düşünüyorum.I think otherwise.
Hayalim devlet başkanının eşi olmak.My dream is to be the First Lady.
İsmen o şirketin başkanını tanıyorum.I know the president of that company by name.
Bu bilgiyi başkasından aldım, bu yüzden hatalı olabilirim.I got this information second hand, so I may be wrong.
O kulübün başkanıyla tanışığım.I am acquainted with the chairman of that club.
Böylesine bir davranış için aşağılamaktan başka hiçbir şey hissetmiyorum.I feel nothing but contempt for such behavior.
Ben onun iyi bir kitap olduğunu düşünmüştüm fakat Jim başka türlü düşündü.I thought it was a good book, but Jim thought otherwise.
Beklemekten başka yapabileceğim bir şey yok.I can but wait.
Beklemekten başka bir şey yapamam.I can but wait.
Soğandan başka her şeyi yiyebilirim.I can eat anything but onions.
Ben başkanın kendisiyle buluştum.I met the president himself.
Benim yapacak başka bir şeyim var.I have something else to do.
Çin'de başka bir arkadaşım var.I have another friend in China.
Komite başkanı'nı tanıyorum.I am acquainted with the chairman of the committee.
Yurt dışına gitme fikrinden vazgeçmekten başka yapabileceğim bir şey yok.There's nothing I can do but give up the idea of going abroad.
Ben başkan olarak atandım.I was appointed chairperson.
Onu geçen yıl başka bir kaynaktan duydum.I heard about it from another source last year.
Mademki ben bir öğretmenim, başka türlü düşünüyorum.Now that I am a teacher, I think otherwise.
Gitmekten başka seçeneğim yoktu.I had no choice but to go.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod