Ana içeriğe geç
Sözlük

başka ile cümle

başka kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Başkalarına karşı nazik olmayı zor buldum.I found it difficult to be kind to others.
Başkalarının önünde gülünmeye katlanamam.I can't stand being laughed at in front of others.
Benden başka hiç kimse onu duymadı.Nobody has heard of it but me.
Benden başka bütün üyelerin onun söylediğine inancı vardı.All the members but me have faith in what he says.
Danışmadan başka bir randevu alın.Make another appointment at the front desk.
Jiro başka türlü hareket edemedi.Jiro could not act otherwise.
Başka hiç kimse toplantıya gelmedi.No one else came to the meeting.
Bire karşı on o başkan seçilecek.Ten to one he will be elected chairman.
Başkalarının hakkında kötü konuşarak bir şey kazanamazsın.You gain nothing by speaking ill of others.
Başkalarının talihsizliğini nakletmek istemiyorum.I wouldn't like to cash in on other people's misfortunes.
Akıllı insanlar başkalarının hatalarıyla kendi hatalarını düzeltirler.By other's faults wise men correct their own.
Başkalarını rahatsız ettiklerini öğrendiklerinde yüksek sesle konuşuyorlardı..They are talking loudly when they know they are disturbing others.
Arada sırada kendinizi başkasının yerine koymak iyidir.It's good to put yourself in someone else's place now and then.
Başkalarının yardımlarını beklememelisiniz.You should not expect the help of others.
Başkalarının sözünü kesmek kabalıktır.It is rude to interrupt others.
Onların arkasından başkaları hakkında kötü şeyler söyleme!Don't say bad things about others behind their backs.
Taro sınıfındaki başka bir çocuktan daha iyi gitar çalar.Taro plays the guitar better than any other boy in his class.
Taro, başkanın güveninden hoşlanıyor.Taro enjoys the confidence of the president.
Başka birisi cevap verebilir mi?Can anybody else answer?
Başka birinin elbiselerini giymeyi sevmem.I do not like wearing anybody else's clothes.
Başkasının elbiselerini giymeyi sevmem.I do not like wearing anybody else's clothes.
Tokyo Japonya'daki başka bir şehirden daha kalabalık.Tokyo is more populous than any other city in Japan.
Japonya'da başka hiçbir şehir Tokyo kadar büyük değildir.No other city in Japan is as large as Tokyo.
Japonya'da onun kadar sevilen başka hiçbir şarkıcı yok.No other singer in Japan is as popular as she.
Onun başkan olma kapasitesi yok.He doesn't have the capacity to be president.
Onun başka birine vermek için yeterli yiyeceği yoktu.He never had enough food to give to someone else.
O, üç yıl başkan olarak görev yaptı.He served as chairman for three years.
Başkanlık için uygundur.He's eligible for the presidency.
O sürekli bir şey ya da başka bir şey hakkında şikayet ediyor.He complains about one thing or another all the time.
O, bu şehirdeki herhangi başka birinden daha zengin.He is richer than anyone else in this town is.
O bu şehirdeki başka herkesten daha zengindir.He is richer than anyone else in this town.
Başkan yardımcısı olarak toplantıya katıldı.He attended the meeting as deputy president.
O, şirketin başkanı olarak babasının yerine geçti.He succeeded his father as president of the company.
O kadar agresif ki başkaları ondan kaçınıyor.He is so aggressive that others avoid him.
O, meyveden başka bir şey yemez.He eats nothing else but fruit.
O, belediye başkanı ile tokalaştı.He shook hands with the mayor.
O, belediye başkanı ile tanışıktır.He is acquainted with the mayor.
Tekrar belediye başkanı seçildi.He was elected mayor again.
Ona bir belediye başkanı olarak yemin ettirildi.He was sworn in as mayor.
O, belediye başkanı seçildi.He was elected mayor.
Belediye başkanlığı için yarışan adaylardan biridir.He is one of the candidates running for mayor.
O, başkana yakındır.He is close to the president.
Devlet başkanı olarak göreve başladı.He was inaugurated as President.
O başkan seçildi.He was elected president.
O, başkanlığa adaylığını koymak istiyor.He wants to run for President.
O, başkan olarak istifa etti.He resigned as president.
O, başkanlık için aday gösterildi.He was nominated for the presidency.
Başkanken Japonya'yı ziyaret etti.He visited Japan while he was President.
Onu başkan seçmelerine şaşmamalı.No wonder they have elected him chairman.
Onların gidecek başka yeri yok.They have nowhere else to go.
Onlar şikâyet etmekten başka bir şey yapmıyorlar.They do nothing but complain.
Bir süre bana bakmaktan başka bir şey yapmadı.For a while she did nothing but stare at me.
O, bütün oyuncak bebeklerini başkalarına verdi.She gave away all her dolls.
Onun önerisini geri çevirmekten başka çaresi yoktu.She had no choice but to turn down his proposal.
O, ondan başka kimseyi sevmez.He loves no one but her.
Başkan yardımcısı törene başkan adına katıldı.The vice-president attended the ceremony on behalf of the president.
Aç bebek ağlamaktan başka bir şey yapmadı.The hungry baby did nothing but cry.
Bana başka bir kamera göster.Show me another camera.
Ben şimdi başka bir kazak aldım. Şimdi 21'im var!I just bought another sweater. Now I have 21!
Lütfen bana başka bir tane daha gösterir misiniz?Would you please show me another one?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod