başardık ile cümle
başardık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
İlk üzerinde çalıştığım konulardan biri araba tasarımı idi -- burada bazı çok önemli işler başardık.Jeden z pierwszych projektów dotyczył przemysłu samochodowego, gdzie działo się naprawdę wiele.
İlk üzerinde çalıştığım konulardan biri araba tasarımı idi -- burada bazı çok önemli işler başardık.Jedna z nejranějších prací byla v automobilovém dizajnu -- některé velmi zajímavé práce se dělaly tam.
İlk üzerinde çalıştığım konulardan biri araba tasarımı idi -- burada bazı çok önemli işler başardık.가장 초기 작품 중 하나는 자동차 디자인이었습니다. 거기에서 매우 흥미로운 작업들이 이루어졌죠.
İlk üzerinde çalıştığım konulardan biri araba tasarımı idi -- burada bazı çok önemli işler başardık.Mijn vroegste werk deed ik in automobielontwerp -- heel spannend werk gebeurde daar.
İlk üzerinde çalıştığım konulardan biri araba tasarımı idi -- burada bazı çok önemli işler başardık.Một trong những công việc đầu tiên là thiết kế ô tô -- có những phần rất thú vị trong công việc đó.
İlk üzerinde çalıştığım konulardan biri araba tasarımı idi -- burada bazı çok önemli işler başardık.Salah satu karya yang saya buat awalnya adalah desain otomotif -- beberapa hal yang menarik terjadi di sana.
İlk üzerinde çalıştığım konulardan biri araba tasarımı idi -- burada bazı çok önemli işler başardık.Um dos primeiros trabalhos foi feito no "design" automóvel. Fizemos trabalhos muito interessantes aí.
İlk üzerinde çalıştığım konulardan biri araba tasarımı idi -- burada bazı çok önemli işler başardık.Une de mes toutes premières œuvres a été réalisée en design automoteur, un travail très exaltant.
İlk üzerinde çalıştığım konulardan biri araba tasarımı idi -- burada bazı çok önemli işler başardık.Uno de los primeros trabajos era de diseño automotriz; allí hicimos un trabajo muy apasionante.
İlk üzerinde çalıştığım konulardan biri araba tasarımı idi -- burada bazı çok önemli işler başardık.Τα πρώτα βήματα αυτής της δουλειάς έγιναν στη σχεδίαση αυτοκινήτων -- όπου διεξαγόταν πολύ συναρπαστικό έργο.
İlk üzerinde çalıştığım konulardan biri araba tasarımı idi -- burada bazı çok önemli işler başardık.Една от най-ранните ми дейности беше в автомобилния дизайн -- там се вършеше много вълнуваща работа.
İlk üzerinde çalıştığım konulardan biri araba tasarımı idi -- burada bazı çok önemli işler başardık.Одна з найперших робіт стосувалася автодизайну - певна дуже захоплююча робота була здійснена там.
İlk üzerinde çalıştığım konulardan biri araba tasarımı idi -- burada bazı çok önemli işler başardık.Одна из самых ранних работ была в сфере автомобильного дизайна. Это была очень интересная работа.
İlk üzerinde çalıştığım konulardan biri araba tasarımı idi -- burada bazı çok önemli işler başardık.אחת העבודות הראשונות שלי הייתה בתחום עיצוב הרכב זו הייתה עבודה מאוד מרגשת.
İlk üzerinde çalıştığım konulardan biri araba tasarımı idi -- burada bazı çok önemli işler başardık.وقد جرت أعمال عدة في مجال تصميم السيارات لقد رأينا تصميمات مميزة في ذلك المجال
İlk üzerinde çalıştığım konulardan biri araba tasarımı idi -- burada bazı çok önemli işler başardık.そこにとてもわくわくするものがありました 沢山の作品の中で
İnanıyorum ki bizim yozlaşmayla mücadelede başardıklarımız저는 우리가 부패와의 싸움을 통해서 얻어낼 수 있는 것을
İnanıyorum ki bizim yozlaşmayla mücadelede başardıklarımızVěřím, že toho, čeho se nám podařilo dosáhnout v boji proti korupci,
İnanıyorum ki bizim yozlaşmayla mücadelede başardıklarımızאני מאמין שמה שהצלחנו להשיג במלחמה בשחיתות,
İnanıyorum ki bizim yozlaşmayla mücadelede başardıklarımızأعتقد أن ما تمكنا من تحقيقه في الصراع ضد الفساد
İnanıyorum ki bizim yozlaşmayla mücadelede başardıklarımız腐敗との戦いのなかで幾分かが実現されました そして他の腐敗したガバナンスの分野でも
İşte başlıyoruz, başardık Bob!Aí está, conseguimos Bob!
İşte başlıyoruz, başardık Bob!Allá vamos, ¡Lo tenemos Bob! ¡Oh, Hola! Lo siento, vamos un poco de retraso.
İşte başlıyoruz, başardık Bob!Daar gaan we, het is gelukt Bob!
İşte başlıyoruz, başardık Bob!Eccoci qua. Ci siamo, Bob! Oh, salve!
İşte başlıyoruz, başardık Bob!Mamy to Bob! Witam! Przepraszam za małe opóźnienie.
İşte başlıyoruz, başardık Bob! Merhaba! Üzgünüm, biraz geciktik.시작합니다. 준비됐어요, 밥! 죄송해요. 조금 나중에 시작할께요.
İşte başlıyoruz, başardık Bob!Εδώ είμαστε. Το 'χουμε, Bob! Γεια.
İşte bunu başardık çocuklar!Ce l' abbiamo fatta, ragazzi!
İşte bunu başardık çocuklar!George, vi gjorde det, drenge!
İşte bunu başardık çocuklar!Kita berhasil teman-teman!
İşte bunu başardık çocuklar!진짜 우리가 해낸거야!
İşte bunu başardık çocuklar! Ve Harry, sen gerçekten de o yüksek notaya çıktın. Değil mi, Molly?Hmhm, to jsem.
İşte bunu başardık çocuklar!لقد فعلناها , يا رجال !
İşte bunu başardık çocuklar!ハリー、お前ほんとにすごい高音出てたぞ
İşte burada görüyorsunuz, alttan geçiyorlar. Bu yolla salgı toplamayı başardık.- ecco qui uno squalo che passa sotto il gommone - siamo riusciti a raccoglierne il muco.
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.Comme personne ne nous a dit que nous ne pouvions pas le faire, nous l'avons fait.
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.Como não houve ninguém que nos dissesse que não podíamos fazê-lo, fizemo-lo.
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.Dengan bertindak, meski banyak yang bilang ini tidak mungkin, tapi kami berhasil.
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.Facendo qualcosa; di fatto nessuno ci aveva detto che non potevamo farlo, e l'abbiamo fatto.
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.Haciendo algo, el hecho de que nadie nos dijo que no lo podíamos hacer,
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.In dem wir etwas unternahmen, von dem niemand sagte, dass wir es nicht dürfen, schafften wir es.
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.단지 실행을 통해, 아무도 못할 것이라고 하지 않았던 일들을
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.Niemand vertelde ons dat we het niet konden doen, dus deden we het.
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.Prin faptul că am făcut ceva, și că nimeni nu ne-a spus că nu putem să o facem, am făcut-o.
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.Robimy coś, o czym nikt nigdy nie powiedział, że nie da się zrobić. Więc to zrobiliśmy.
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.Κάνοντας κάτι, που κανένας δεν μας είπε ότι δεν μπορούμε να κάνουμε, και το κάναμε.
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.Когда мы начинали, никто нам не сказал, что это сделать невозможно. Вот мы и сделали это.
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.Правейки нещо, което всъщност никой не ни беше казал, че не можем да направим, и ние го направихме.
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.שעושים משהו, ולמעשה אף אחד לא אמר לנו שהוא בלתי אפשרי לעשייה.
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.عبر القيام بشيء، لم يقل لنا أحد أننا لا نستطيع القيام به،
Kimsenin bize yapamayacağımızı söylemediği bir şeyi yaparak, başardık.やり遂げました だから純真もいいものです
Küçük parçaları sonunda doğru yerlere yerleştirmeyi başardık.Aunque eran pequeños fragmentos, pudimos colocarlos en su lugar correcto.
Küçük parçaları sonunda doğru yerlere yerleştirmeyi başardık.Die kleine fragmenten konden we terugzetten op de juiste plaats.
Küçük parçaları sonunda doğru yerlere yerleştirmeyi başardık.Donc, des petits fragments que nous avons fait en sorte de remettre à la bonne place.
Küçük parçaları sonunda doğru yerlere yerleştirmeyi başardık.Fragmente mărunte am reuşit să le punem înapoi la locul potrivit.
Küçük parçaları sonunda doğru yerlere yerleştirmeyi başardık.Így ténylegesen ügyeltünk arra, hogy minden apró darab a megfelelő helyre kerüljön vissza.
Küçük parçaları sonunda doğru yerlere yerleştirmeyi başardık.In realtà, i piccoli frammenti siamo stati in grado di ricollocarli al posto giusto.
Küçük parçaları sonunda doğru yerlere yerleştirmeyi başardık.그래서 작은 조각들조차 제자리에 돌려놓아야 했습니다
Küçük parçaları sonunda doğru yerlere yerleştirmeyi başardık.Nakonec se nám podařilo dát malinké zbytky zpátky na správné místo.