Onun başarısı endişemi giderdi.His success took a load off my mind.
Onun başarısı söz konusudur.His success is in question.
Onun başarısı ile ilgili bir umut var mı?Is there any hope of his success?
Gazetede onun başarısından bahsedildi.His success was mentioned in the paper.
Onun başarısı çok çalışmanın sonucuydu.His success resulted from hard work.
Başarısının çoğunu karısına borçludur.He owes much of his success to his wife.
O, başarısını hem çok çalışmaya hem de şansına borçlu.He owes his success both to working hard and to good luck.
Onun başarısı beni çok cesaretlendirdi.His success encouraged me very much.
O başarısını ailesine borçludur.He owes his success to his parents.
Onun başarısına içelim.Let's drink to his success.
Onun hayatı uzun bir başarısızlıklar dizisiydi.His life was a long series of failures.
Onun babası işte başarısız oldu.His father failed in business.
Ebeveynleri onun sınavdaki başarısından memnunlardı.His parents were glad at his success in the examination.
Daha çok çabalamazsa, başarısız olur.He'll fail, unless he tries harder.
Başarısını iyi şansa bağladı.He attributed his success to good luck.
Büyük çabalarına rağmen başarısız oldu.He failed in spite of his great efforts.
Başarısız olması muhtemel.It is probable that he will fail.
O başarılı olmak için emin olduğunu söyledi; O, ancak başarısız oldu.He said he was sure to succeed; he failed, however.
Korkarım ki o başarısız olacak.I am afraid he will fail.
Niçin o, işinde başarısız oldu?Why did he fail in business?
O Harry'yi kaldırmada başarısız oldu.He failed to wake Harry up.
Yine başarısız mı oldu?Did he fail again?
O sıkı çalıştı; aksi halde sınavda başarısız olurdu.He worked hard; otherwise he would have failed in the examination.
O çok çalıştı fakat başarısız oldu.He tried hard, but failed.
Başarısını çok çalışmaya bağlar.He attributes his success to hard work.
Çok çalıştı fakat başarısız oldu.He tried hard, but he failed.
O birkaç kez sigarayı bırakmak için çalıştı, ancak başarısız oldu.He tried to give up smoking several times, but failed.
Birkaç kez denedi, ancak başarısız oldu.He tried several times, but failed.
Onun okuldaki başarısı iyidir.He is doing very well at school.
O, parasızlıktan dolayı başarısız oldu.He failed, due to lack of money.
O deneyim yokluğundan dolayı işte başarısız oldu.He failed in business for lack of experience.
O, asla başarısıyla övünmedi.He never boasted of his success.
Yine de başarısız oldu.He failed after all.
O sadece tekrar başarısız olmak için elinden geleni yaptı.He tried his best only to fail again.
O, elinden geleni yaptı, ancak başarısız oldu.He did his best, but failed.
O beni başarısız olacağım konusunda uyardı.He warned me that I would fail.
O sınavda başarısız oldu ama o çok fazla umursamaz.He failed the exam, but he doesn't care too much.
O, sınavda başarısız olacak mı?Will he fail the examination?
O sınavda başarısız mı olacak?Will he fail the examination?
Onun sınavda başarısız olmasını umuyordum.I expected him to fail the exam.
Sınavda başarısız oluncaya kadar tembelliğinden pişman olmadı.He did not repent of his idleness till he failed in the examination.
İşteki başarısızlığı onu beş parasız bıraktı.His failure in business left him penniless.
O, kendini öldürmeye çalıştı fakat o başarısızlıkla sonuçlandı.He tried to kill himself but it ended in failure.
Başarısı onu teşvik etti.He was encouraged by his success.
Başarısını çok çalışmaya bağladı.He attributed his success to hard work.
Ona başarısızlığının hesabı soruldu.He was asked to account for his failure.
Başarısızlığı için öğretmeni suçladı.He blamed the teacher for his failure.
O kendi başarısızlığını ona yükledi.He blamed his failure on her.
Başarısından hiç memnun değildi.He was never content with his success.
O başarısını çok çalışmaya atfetti.He ascribed his success to hard work.
Başarısını iyi şansa bağlar.He attributes his success to good luck.
Başarısızlığa uğramamak için çok çalıştı.He worked hard lest he should fail.
Başarısızlık korkusuna sıkı çalıştı.He worked hard lest he should fail.
O, başarısızlığından utandı.He is ashamed of his failure.
Başarısızlık için erkek kardeşini suçladı.He blamed the failure on his brother.
Başarısızlığını kötü şansa dayandırdı.He attributed his failure to bad luck.
Deneyin niçin başarısız olduğunu açıkladı.He explained why the experiment failed.
Hazırlık eksikliğinden sınavda başarısız oldu.He failed in the examination for lack of preparation.
O, tekrar başarısız olmak için elinden geleni yaptı.He did his best only to fail again.
O büyük olasılıkla başarısız olacak.He will probably fail.